Kılıç kuşanan mı maske takan mı, hangisi gerçek Türk?

Giderek daha da tuhaf bir ülke oluyoruz. Halkımıza sürekli Türklere düşman milletler kurgusu izletirken sonra o milletlere yalvarırcasına “bakın hepimiz aşılıyız, n’olur gelin” imalı reklamlar çekiyoruz. Türk hangisi, at binip kılıç kuşanan ve kefereye dalan mı yoksa sarı sevimli, turist yalakası bir maske takan mı?

Bunca yıllık AKP iktidarının, ideolojisini yaymak adına işine en çok yarayan enstrüman hangisidir diye sorarsanız, televizyon derim. Televizyon olmasa ülkeyi yönetemeyecek hale geldiklerini bile iddia edebilirim. Herkes zaten farkındadır, yıllardan bu yana TRT başta olmak üzere pek çok kanal iktidarın sözcülüğünü yaptı, ideolojisini yaydı.

Eskiden bu işin Şahi Topu tartışma programlarıydı ama tartışma programlarının gücü, hep aynı isimlerin çıkıp aynı şeyleri söylemesi yüzünden giderek düşüyor. Bu programlar amaca hizmet etmediği gibi bazen aksi sonuçlara bile yol açabiliyor.

Dizilerdeki Türk imajı

Artık oltadaki en büyük yem diziler ve ideolojik yapımların sayısı hızla artıyor. Şu an TRT’de yayınlanan dizilere baktığımızda iktidarın oluşturmak istediği algıya hizmet eden pek çok iş görüyoruz. Teşkilat, Uyanış Büyük Selçuklu, Payitaht Abdülhamid, Bir Zamanlar Kıbrıs ve hatta bir çocuk dizisi olan Tozkoparan İskender… Bu çocuk dizisindeki baş kötü karakterin adı Giovanni! Bu isim, İstanbul’un fethi sırasında Bizans’ı savunan paralı asker Giovanni Giustiniani’ye bir gönderme olsa gerek. ATV’de yayınlanan Kuruluş Osman ve Akıncı dizilerini de seriye dahil edebiliriz.

Bu dizilerde gösterilen Türk imajı mağrur, adaletli, merhametli ama düşmana karşı insafsız. Boylu poslu yakışıklı erkekler, çok güzel kadınlar. Türk’ün düşmanlarına karşı acımasızca savaşıyorlar. Yalan yok, halk seviyor bunları izlemeyi… Ekmek bıçağından kılıç, tencere kapağından kalkan yapıp ekran başına geçen bile var!

Bu dizilerdeki ana konu Türk kahramanlığı ve düşmanlar da hep yabancı! 70’lerin Kara Murat, Malkoçoğlu, Tarkan seriyallerindeki çocuksu milliyetçi duygu hala çalışıyor ama bir sorun var!

Enjoy, I’m Vaccinated!

Kültür ve Turizm Bakanlığı, dün bir reklam filmi yayınladı. Bu reklam, üzerinde “enjoy i’m vaccinated – tadını çıkar, aşılıyım ben” yazan sarı maskeler takan bir sürü turizmci Türk’ün yabancılara muhteşem bir tatil hizmeti vereceği vaadini yayıyordu. Reklam büyük tepki topladı ve yayından kaldırıldı. Tıpkı şu akıllara zarar “Yalan Üretim Merkezi” animasyonu gibi. Bunun da sonu aynı oldu.

Giderek daha da tuhaf bir ülke oluyoruz. Halkımıza sürekli Türklere düşman milletler kurgusu izletirken sonra o milletlere yalvarırcasına “bakın hepimiz aşılıyız, n’olur gelin” imalı reklamlar çekiyoruz. Türk hangisi, at binip kılıç kuşanan ve kefereye dalan mı yoksa sarı sevimli, turist yalakası bir maske takan mı?

Demem o ki; çuvalla para harcanıp yüzlerce bölüm çekilen dizilerin yarattığı algıyı 2 dakikalık bir reklam yıkabiliyor. İktidar Türkiye’nin imajını umursuyorsa bir an önce hızlı bir aşılama kampanyası başlatmalı. Sırtını turizme yaslayan bir ülkenin, toplam nüfusu aşılamada 46. sırada olması kabul edilebilir değil. Hem diyelim ki turizmcileri aşıladınız, yazın tatil yapmak isteyen Türk halkını ne yapacaksınız? Canınız istediğinde onları eve kapatabildiğinizi düşünüyor olabilirsiniz ama bu da sondu, o cephane bitti. Evinin balkonundan denize giren Ukraynalılara bakarak kinlenen epey Türk var. Aşı işinde bizimle aynı hızda giden Yunanistan da bir tanıtım videosu çekmiş ama orada aşı, maske vs. yok. Onlar, “çok sıkıldınız, kaçmak istiyorsunuz, bize gelin” temalı bir tanıtım hazırlamışlar. Doğrusu da budur, canı tatil yapmak isteyen turist aşısını olsun gelsin, biz niye telaştayız?

Çünkü koca kışı pas geçip, olmadık zamanda normalleşip, o normalleşme sırasında da devasa parti kongreleri yaparak vaka-ölüm oranlarını zıplattık ve o panikle tam da turizm sezonu öncesi tam kapanmaya gittik. Başsız tavuk gibi dolanıyoruz ve sonucu bu oldu.

Krizi fırsata çeviren uyanıklar var!

Bakanlığa da tavsiyem, bu fikri bulanı ve bu tanıtım videosunu çekip yayınlatmayı akıl eden kimse, kapının önüne koysun. Sayelerinde ülke turizmi şu anda dünyanın dilinde ama çok acıklı bir şekilde. Bundan daha acıklısı ise reklamcı Ali Atıf Bir gibi ortalık karıştırıcıların meseleye dalıp bu projeyi savunması. Bunu niye yaptığını çok iyi biliyorum, geçmişini eşeleyin siz de anlarsınız. Onunkisi yangına benzin dökmek, ciddiye almayın.

Nihayetinde, “aşılıyım ben” videosu 2002’den bu yana yapılan en büyük iletişim kazası olabilir ve videoyu geri çekmekle bitecek değil aksine giderek ateşlenecek bir tartışmaya dönüşecek gibi görünüyor. AKP iktidarındaki 20 yıldan sonra Türkler kendilerini sorguluyor; kimiz biz, ne hale geldik?

Bu bazılarının hiç işine gelmeyecek bir sorgulama olacak. Diziler yara bandı olur mu? Pek sanmam. Bir önceki yazımda Bir Zamanlar Kıbrıs dizisindeki Rauf Denktaş’ın başına silah dayanması sekansını eleştirmiştim. Senaristin yediği haltı temizlemek oyunculara düştü. Dizinin başrol oyuncuları, Nikos Sampson karakterini oynayan Tayanç Ayaydın dahil, geçtiğimiz günlerde Rauf Denktaş’ın mezarına çiçek koyup saygı duruşunda bulundular.

Bakalım bu maske skandalı için çıkıp halkından özür dileyen olacak mı?

MURAT TOLGA ŞEN