Keskin Kalem
19 Ara 2016 09:43 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 22:16

Kenan Tekdağ'dan ses çıkmadı,"Derin Gırtlak"ın anlattıkları aklımı başımdan aldı!

Medyaradar'ın gizemli yazarı Keskin Kalem fikr-i takipte! Habertürk'ün "derin gırtlağı" öyle şeyler anlattı ki ezberi bozuldu...

Kenan Tekdağ'dan ses çıkmadı,"Derin Gırtlak"ın anlattıkları aklımı başımdan aldı!
Medya Mahallemizin Değerli ve Güzel İnsanları!

Şimdi ben ilk başta olduğu gibi haftanın beş günü yerine ara ara yazıyorum ya!

Mahallenin dedikoducuları senaryo üstüne senaryo üretmeye başladılar.

Sevgili dostlar gerek yok!

Dün akşam Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan sayesinde Türk sporuna kazandırılan Trabzon’un yeni stadyumunun açılışını görme şansı bulduğumu söylersem beni anlayanlarınız olacaktır.

Sabırla beklediğimiz stadyum çok şükür bitti, hasret sona erdi.



Sanırım anladınız.

Kalbimin attığı yerlerden yazıyorum.

Bilen bilir, ben Karadeniz havası teneffüs etmezsem ölürüm!

Mısır Ekmeğinin ve Mıhlamanın tadı, ana vatanında lezzetlidir!

Sözün özü, malum yaş ilerledi. Ben de topraklarıma olan yılların hasretini gidermek için her fırsatı değerlendiriyorum.

İşte bu yüzden, Keskin Kalem için varsa yoksa Karadeniz!

Herkese tavsiyemdir, medya mahallesinde yatıp kalkmayın!

Sevgili Dostlar, şunu da açıkça diyeyim ki bu yaştan sonra haftada iki, bilemediniz üç gün yazmakta fayda var.

Her gün yazınca zorlandığımı torunlarımla zaman geçirirken anladım! Canlarımı kucaklarken çektiğim bel ağrılarını anlatamam!

Artık haftada iki, bilemediniz üç yazı!

Affola!

* * *
BRAVO TRT, AFERİN MUHSİN EFENDİ!

Sevgili Dostlar, biliyorum benim gibi sizin de yüreğiniz yanıyor!

Önce İstanbul Beşiktaş, Sonra da Kayseri’de onun bunun köpekleri alçakça saldırdılar.

Benim için bu bir varolma mücadelesidir. Hepimiz memleketimizi bölüp parçalamaya çalışanlara karşı, bir olmalıyız, birlik olmalıyız, diri olmalıyız!

Hep birlikte Türkiye olduğumuzu unutmamalıyız!

Her kim vatanımıza kasteden hainlerin leşlerine sahip çıkarsa, onlar da bedelini en ağır biçimde ödemelidir!

14 canımızın, kahraman Mehmetçiğimizin şehit olduğu hain saldırı sonrası medyamız değerli bir sınav verdi. Genelde soğukkanlı ve metanetli yayınlar gerçekleştirildi.

Ancak çalışanlarının büyük bölümünün halkın parası puluyla sefa sürdüğü TRT utanç verici bir yayına imza attı!

Alçak saldırının yüreklerdeki sızısına adeta tuz bastılar, limon sıktılar!

TRT eski TRT değil!

Bunu bilmeyen yok!

Kurumun odacısından şoförüne, kameramanından spikerlerine TRT kanallarının tamamına yakını AK Parti referanslı, torpilli tiplerle dolduruldu!

CHP’li vekilleri kurumun kapısında AK Parti sözcüsü gibi karşılayan, haşlayıp ileri geri konuşarak adeta kovalayan TRT Genel Müdürü Şenol Göka’ya iki çift laf edeceğim!

Sayın Genel Müdür, ben saç boyasından anlamam ama yayıncılığı iyi bilirim!

Genel Müdür Yardımcılarınızdan İbrahim Eren’e teslim etmek zorunda kaldığınız TRT yönetiminde bari bu memleketin hassasiyetleri için bi şeyler yapın!

Kayseri’de alçak saldırının üzerinden 12 saat kadar geçmişti. Vatan hainlerinin alçak saldırısında 14 civanımız şehit olmuştu. Ve halkın parasının pulunun çarçur edildiği TRT’nin haber kanalında skandal bir isim konuşturuluyordu!

Gökhan Gökçe adlı spikerin karşısında İsmail Çağlar, Nuh Albayrak ve Muhsin Kızılkaya oturuyordu!

‘Teröre Karşı Birlik’ adıyla yayınlanan programda, Beşiktaş saldırıları sonrasında akla ziyan biçimde terör saldırıları haberlerini yayınlamamaktan yana olduğunu söyleyen bir garip Nuh efendi (Star gazetesi genel yayın yönetmeni) ile kısa dönem milletvekili olarak tarihe geçen Muhsin efendi boy gösteriyordu!



Muhsin efendiyi bilmeyeniniz yoktur!

Haziran 2015 seçimlerinde Mersin’den AK Parti milletvekili seçilmişti.

Kısa dönem vekil dememde abartı yok!

Ahmet Davutoğlu’nun gözbebeği Muhsin Kızılkaya, Kasım 2015’teki erken seçimde aday dahi gösterilmemişti.

Habertürk gazetesinin yazarlığını yaparken siyasete atılan, milletvekili olduktan sonra da Ciner Medya tarafından paralandırılmaya devam edilen Kızılkaya, grubun televizyonlarından Habertürk TV’de de Hint kumaşı görüşlerini açıklıyordu.

Ciner Medya’nın Kenan Tekdağ'ının bir dönem sırtını sıvazlayıp “yürü ya kardeşim” deyip oda verdiği Muhsin Kızılkaya, yine bir alçak saldırı sonrası günlerde Habertürk TV’de yorum yapıyordu!

Habertürk ekranlarında başarılı spiker Didem Arslan Yılmaz'ın modere ettiği ‘Türkiye'nin Nabzı’ adlı programda emekli tümgeneral Ahmet Yavuz'un "Şunu unutmayın o insanlar hayatlarını veriyorlar" sözleri üzerine Muhsin Kızılkaya, "O ayrı bir şey. Zaten işi o, maaş alıyor. O insanların görevi hayatını vermek ve onun için maaş alıyor. Ekstra bana bir iyilik yapmıyor" demişti!

Kızılkaya'nın bu sözleri üzerine tepki gösteren Ahmet Yavuz "Böyle söylerseniz şehitlerin kemiklerini sızlatırsınız" karşılığını vermişti!

‘Çözüm Süreci’ denen tarihi hamlede “akil insan” heyetinde olan Muhsin Kızılkaya’nın akla ziyan sözleri büyük tepki çekmişti.

Keskin Kalem’in bu konuda yazdıklarını hatırlayacaksınız.

Kızılkaya’nın dedikleri affedilir gibi değildi!

Artık hiçbir mahallede itibar görmeyen Muhsin Kızılkaya, skandal sözlerinden sonra Ciner Medya Grubu’nun Kenan Tekdağı tarafından da aforoz edildi!

Gazetenin internet sayfasında bakın. Son kez 11 Ekim’de yazmış.

Köşesinin iptal edildiğini duydum. Yani “artık yazma” denmiş!

Ekrana da çıkarılmıyor!

Veyis Ateş’e verilen talimat bu yönde olduğundan Habertürk ekranı Muhsin Kızılkaya’ya kapatılmış!

Askerlerimiz hakkında skandal ifadeler kullanan AK Partili eski gazeteci Kızılkaya daha önce de bölücü başı Abdullah Öcalan için övgü dolu sözler söylemişti.

Muhsin Kızılkaya, "Öcalan öngörüsü kuvvetli, pragmatist bir siyasetçi. Handikabı, taraftarlarının onu anlamaması” gibi ifadeler kullanmıştı!

Habertürk TV’deki skandal sözlerinin ardından iki aydır doğru dürüst sokağa çıkamadığını duyduğum, araya giren dostlarına rağmen Ciner Medya’nın kapısından sokulmayan Muhsin Kızılkaya, TRT sayesinde yeniden karşımıza çıkıverdi!

Kayseri’deki hain saldırının ardından TRT Haber’de önemli bir söz sarf etti; “tüm toplum sağduyulu olmalı” dedi!

Tamam Muhsin Bey! Siz dediğiniz için “sağduyulu” oluruz!

TRT Haber’de Muhsin Kızılkaya’yı görünce Serkan Ucar’ın “Tut Yüreğimden Ustam” adlı muhteşem şiiri geliverdi aklıma.

Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerim de müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sükût.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.


* * *

Sevgili Dostlar, Medya Mahallemizin Nur Yüzlü Güzel İnsanları!

Yaz yaz bitmez!

Bizim âlemde anlatacak, yazacak ve tabii ki sorgulayacak çok şey oluyor.

Bağcılar’dan Talimhane’ye, Okmeydanı’ndan Maslak’a, Basın Ekspres’ten Balmumcu’ya, medyamızın dağıldığı her bi noktaya uzanıp sesiniz olmaya çalışıyorum.

Kelimenin tam anlamıyla her yer cadı kazanı!

Geçen hafta sizlere, Keskin Kalem’in en çok okunduğu yer olan Ciner Medya Grubu’nda Habertürk’ün tepesindeki isim Kenan Tekdağ’a ulaşmaya çalıştığımı anlatmıştım.

Ulaşabilseydim Ciner Medya çalışanlarının da kafasına takıldığını duyduğum bir takım konuları soracaktım!

İnanın o günden beri hala sesi sedası çıkmadı!

Gerçi sesi çıkan bir horoz oldu ama o Rambo kılıklı “şovmen” de bol keseden “asarız keseriz” gazı çıkarmaktan başka işe yaramadı!

Çalışanlarını yumruklayan, tacizleriyle gündemden düşmeyen sakallı Rambocuk, Keskin Kalem’in tazminat davalarıyla süründürüleceğini, bir don bir çorap bırakılacağını söylüyordu!

Korkunun ecele faydası yok! Kaderimde ne varsa onu yaşarım!

* *  *



Medya mahallemizin güzel insanları, sevgili dostlar;

Kenan Tekdağ beyefendiye bendeki telefon numarasından ulaşmak imkânsız!

Zira 15 Temmuz hainliği sonrasında Kenan Bey telefon numarasını değiştirmiş.

Hemen herkesin bildiği telefon numarasını kullanmayı bırakmış.

Neyse!

Habertürk binasından geçen hafta yazdıklarımı okuyanlardan onlarca e posta mesajı, çok sayıda telefon geldi.

İnanın bana, çoğu dedikodu niteliğindeydi.

Ancak Habertürk’ün “derin gırtlağı” diyebileceğim birinden öyle bilgiler geldi ki!

Ne yalan söyleyeyim, aklımı başımdan aldı, ezberim bozuldu!

Habertürk’e FETÖ’cüleri yani Abdullah Kılıç (Habertürk TV Haber Koordinatörü) Cuma Ulus (Habertürk TV Haber Müdürü), Bülent Ceyhan (Gazete Habertürk Adliye Muhabiri Firari) Ertuğrul Erbaş (Show TV ve Habertürk Tv Editör), Erdal Şen (Gazete Habertürk Ankara Temsilcisi), Oğuz Usluer (Genel Müdür) gibi isimleri kimler doldurdu?

Herkes bu sorunun cevabını merak ediyor.



Şu günlerde sadece medyada değil, adliye koridorlarında da savcılar tarafından merak edilen soruların başında bu konu geliyor.

Neden adliye diyorum?

Çünkü artık kulaktan kulağa yayılan, fısıltı gazetesinin çok ötesine geçmiş bilgiler, hatta gelişmeler var!

Son gelişme Habertürk TV’nin önce haber müdürlüğünü yapıp sonra da genel müdürlüğüne yükselen Oğuz Usluer’in gözaltına alınması oldu.

Usluer, Habertürk’teki “FETÖ yapılanmasının imamı” olmak şüphesiyle gözaltına alınmıştı.

Oğuz Usluer’in gözaltına alınmasına neden olan bilgileri de Keskin Kalemimden bir süre sonra okuyacaksınız!

Ama biraz sabredin lütfen!

Önce size günün haberini vereyim; İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki merkez binasında ter döken, sorular karşısında tir tir titreyen Usluer’in cep telefonundan BYLOCK çıktı!

Hani şu elebaşı ABD’nin kucağında olan Fetullah Gülen’in terör örgütü FETÖ’nün gizli haberleşme ağı BYLOCK’tan!

Yani Oğuz efendi, FETÖ’nün darbeyi ilmek ilmek bu milletin başına örerken kullandığı şerefsizlik abidesi iletişim programını kullananlardan mış!

Hey gidi Usluer hey!

Sen ki sıradan, ortalama bir editörken, süklüm püklüm yürürken FETÖ’nün çocuklarından olup altın tepside makamlar sunulunca tuvalete bile eli cebinde yürüyerek giriyordun.

Spikerlere kan kusturup, muhabirleri ve editörleri paylıyordun, FETÖ ajandası karşısında aslanlar gibi duranları da işten atabiliyordun.

İlahi adalet diyeyim!

Sevgili Dostlar,

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekonomi Başdanışmanı Yİğit Bulut’un Habertürk TV’ye Genel Yayın Yönetmeni atandıktan sonra ilk icraatlarından biriydi Oğuz Usluer.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın kuzeni Cengiz Er’in sahibi olduğu SüperHaber TV adlı internet gazetesi Oğuz Usluer’den “Yiğit Bulut’un prensi” diye bahsediyor.

Yani Oğuz Usluer’in Habertürk TV’de kısa sürede inanılmaz yükselişinin arkasındaki ismin Yİğit Bulut olduğu yüzde yüz doğru.



Sevgili dostlar

Okuyun bakın neler öğrendim neler!

Habertürk TV’ye gelene kadar bir haber kanalında çalışmanın nasıl olduğunu zerre kadar bilmeyen Oğuz Usluer, o günlerden itibaren Yiğit Bulut’un kanalı haline gelmeye başlayan Habertürk’te ilk önce kısa süre editörlük yapmış. Sonra birden haber müdürlüğüne getirilmiş.

Başlangıçta hiç kimse, Yiğit Bulut gibi, Usluer’in de neci olduğunu anlamamış.

Hatta Bulut’un bir dönem kara kutusu olarak bilinen, asistanı Merve Türkay bile çözememiş!

Yani şöyle diyelim; Oğuz Usluer de tipik bir FETÖ’cü gibi, hiç ama hiç renk vermemiş!

Alkollü masalarda yemeklere katılır ama bir kadehten fazla asla içmezmiş.

Tipik FETÖ’cü davranışı.

Bir süre sonra Usluer'in yanına Abdullah Kılıç ve Cuma Ulus da katılmış.

Sabah haber toplantısından sonra Cuma, Abdullah ve Oğuz birlikte oturup “paralel haber toplantıları” düzenleyip, FETÖ’nün ajandasını kanalın gündemi haline getirmeye başlamışlar.

Peki Oğuz Usluer ve ekibi kanalı nasıl ele geçirdi?

Neden kimse bu ekibe söz geçiremedi?

Kanalın tepe yönetimi neden FETÖ ajandasının TV’ye yansıtılmasına izin verdi?

Bir kesim Kenan Tekdağ’ı suçluyor.

Peki gerçek öyle mi?

Bu isimlerin yürüttüğü faaliyete kim karşı çıktı?

Oğuz Usluer ve Abdullah Kılıç’ın yürüttüğü FETÖ faaliyetlerine sessiz kalan ismi duyduğunuzda çok şaşıracaksınız!

Günlerdir sorup soruşturdum ve müthiş bir isme ulaştım; Fatih Saraç!

Nam-ı diğer “Alo Fatih”!

Yani Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun yıllar önce arkasında namaz kıldığı geçenlerde de eğilip elini öptüğü Emin Saraç’ın oğlu Fatih Saraç!



Sevgili Dostlar;

Fatih Saraç, önce sessiz sedasız Habertürk Gazetesi’nin künyesine Yönetim Kurulu Başkanvekili olarak girmişti. Yani bir tür “gölge yönetim kurulu başkanı” olarak!

Tabii ki resmiyette Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ’dı. Ama fiiliyatta tek hakimin Saraç olduğunu Ciner Medya Grubu’ndaki herkes biliyor, hissediyordu!

Bu gerçek, halkın iradesi olan hükümeti yargı-polis kumpasıyla devirmenin adı olan “17/25 Aralık Kumpası”nın tapelerinde de ortaya çıkmıştı!

O tapelerde Fatih Saraç’a ait olduğu iddia edilen sesi, “Kenan Tekdağ’ın bile üzerindeyim’ derken duyduk.

Çok güçlü konumdaydı Fatih Efendi!

Öyle ki, grubun patronu Turgay Ciner, Show TV’yi satın aldıktan sonra, Kenan Tekdağ kenara çekilmişti!

Sadece Show TV ile ilgileniyordu.

Habertürk’ü tamamen bırakmıştı.

Hatta Taksim’deki binanın 11 katındaki odasını terk edip, Ayazağa’da Cendere’deki Show TV binasına yerleşmişti.

Aylarca Taksim’e uğramadı!

Hatta kendisine yapılan haksızlığa bağlı mıdır bilinmez ufak da bir rahatsızlık geçirdi.

İşte tam o günlerde FETÖ’cü Oğuz Usluer ile Abdullah Kılıç altın çağlarını yaşadılar.

O dönemde Fatih Saraç’ın Habertürk TV’yi Oğuz Usluer ile Abdullah Kılıç üzerinden kontrol ettiğinin onlarca şahidi var. Dahası 17/25 Aralık’ta bu isimlerin Saraç ile ilişkisinin tanıkları Fatih Saraç’ın haber merkezinde sürekli "Oğuz benim oğlumdur. Ağzından çıkan her söz benim lafımdır” dediğini anlatıyorlar.

Fatih Saraç stajyerler, spikerler ve ekran meraklısı kadınlarla uğraşırken, Abdullah Kılıç ve Oğuz Usluer de operasyonlarını rahatça yürüttü.

Bunlardan biri BBP lideri merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra, düşen helikopterin enkazının görüntülerini yayınlanmaya çalışmalarıydı.

17/25 darbe girişiminden önce yaşanan olayda, Habertürk TV ekranında tüm gün boyunca FETÖ çocuğu Abdullah Kılıç imzasıyla bu haberin tanıtımı döndü.

Tanıtımı gören RTÜK, acilen kanala faksla bir yayın yasağı gönderdi ve FETÖ’nün algı operasyonu olduğu ortaya çıkan o görüntüler yayınlattırmadı!

Şunu da diyeyim, o görüntülerle Abdullah Kılıç’ın ne amaçladığı halen savcıların merceği altında.

Bir yandan algı operasyonları tüm hızıyla sürerken, diğer yandan da FETÖ’cü ekip yaptıkları algı operasyonlarına itiraz eden herkesi kapıya koyuyordu!

Cemaat görüntülü Fetullahçı Terör Örgütü Ciner Medya Grubu içerisinde öylesine güçlenmişti ki, muhabirinden editörüne bir sürü Habertürk çalışanını türlü mobbing ve yıldırma taktikleriyle, hatta iftiralarla Fatih Saraç’a şikayet ediyorlardı.

Saraç efendi de bu ekibin taleplerine icazet verip dilediklerini kovmalarına yeşil ışık yakıyordu!

İşte tam bu noktada Ayazağa’da oturan Kenan Tekdağ’ın sessizce devreye girdiğini söyleyenler oldu.

İşsiz bırakılan çalışanlarına sahip çıkmış ve Show TV’ye almış.

Öyle ki Ayazağa’daki bina adeta Ciner Medya Mülteci Kampı’na dönmüş!

O sırada Show haberin başında Erhan Çelik vardı.

Erhan Bey, FETÖ’cülerin Habertürk TV çalışanlarının başına ne getirdiğinin şahidi olarak gösteriliyor!

Denilen o ki, FETÖ’cüler kovulduktan sonra Habertürk TV’nin Genel Yayın Yönetmeni koltuğuna oturtulan Erhan Çelik, bir dönem Fatih Saraç’ın palazlandırdığı bazı ekran yüzlerine de ayar vermiş!

Dahası Erhan Çelik’in bu ayarlarına itiraz eden Fatih Saraç’ı da odasından kovma cesaretini gösterdiği yönünde!

Sevgili Dostlar, Ciner Medya Grubu’ndaki kardeşlerimden Allah razı olsun!

Keskin Kalem onlar sayesinde medya mahallesinin ilgi ve alakasını çekti!

Hepinizin güvendiği biri olmak da acayip hoşuma gidiyor!

Sağolun.

Habertürk’le devam ediyorum!

Sadece televizyon değil gazetede de benzer bir manzara olduğunu söylemeliyim.

Habertürk’ün Ankara Temsilciliği makamına oturtulan Erdal Şen mesela!

Bu FETÖ çocuğunun AK Parti hükümetin tavsiyesiyle Habertürk TV Ankara Temsilcisi olduğunu herkes biliyor.

Bana gelen bilgi, FETÖ’nün “Paralel yapı” diye adlandırıldığı günlerde, Kenan Tekdağ’ın Erdal Şen’i kovmak istediği yönünde. İnanayım mı, inanmayayım mı bilemedim!

Ama kaynağıma güvenim tam!

Tekdağ, Erdal Şen’le yollarını ayırmak istediğinde karşısına Fatih Saraç çıkmış, “kovulmasın” demiş!

Sevgili Dostlar, Medya Mahallemizim Güzel İnsanları

Şimdilik bu kadar yeter…

Okuduklarınız hesap, kitap, yalan, dolan, dedikodu değildir.

Yukarıda sıraladıklarımın Talimhane’deki Habertürk binasında şahitleri var.

Hatta bunların Hükümete, yetkili mercilere iletildiğini de söyleyeyim sizlere.

Sevgili Dostlar, unutmayalım, unutturmayalım diyorum!

FETÖ çocukları, gazeteci kılığındaki isimler Oğuz Usluer, Abdullah Kılıç ve Cuma Ulus 17-25 Aralık darbe girişimi sırasında ne yapmışlardı?

Hükümete darbe yapmak isteyen FETÖ’cü yargı ve polis çetesi, medyadaki örgüt üyelerine 17 Aralık’taki kumpaslarının “bir yolsuzluk operasyonu olduğunu” dikte etmişlerdi.

Bu çete, kendilerine 16 Aralık tarihinde teslim edildiği belirlenen operasyona ilişkin bilgileri ve gözaltına alınacak isimleri 17 Aralık sabahında dünyaya ilk duyuran olmuşlardı!

16 Aralık gecesinde büyük bir iştahla hazırladıkları alt yazıları (KJ’leri) “Yolsuzluk Operasyonu” diyerek Habertürk TV ekranına yansıtmışlardı.



Habertürk ekranında “Yolsuzluk Operasyonu” kamuflajlı darbe girişimini izleyen, “yolsuzluk operasyonu” ifadesini gören Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (O dönem Başbakan idi), Habertürk’teki Fatih Saraç’ı arayıp öfkeli bir ses tonuyla kızmıştı.

Hatırlatayım; Fatih Saraç denen şahıs Sayın Erdoğan öfkelenince araya girmeye çalışmış, ”Efendim müsade ederseniz...” falan demiş, Erdoğan’ı daha çok sinirlendirmişti!

Sayın Erdoğan da, “Ne müsaadesi?.. Ben seni babanın hatırına dinledim. Televizyonunuzda “Yolsuzluk operasyonu” yazıyorsunuz… Neye dayanarak yazıyorsunuz?” diyerek tepki göstermişti.

Hatırlayın Fatih Saraç efendi Sayın Erdoğan’a nasıl yanıt vermişti; “Efendim kendimle ilgili gereğini yapacağım...”

Bu dediklerim tarihe malolmuş şeyler!

* * *

Sevgili Dostlar, şunu iyi bilmenizi isterim; Kenan Tekdağ ve Fatih Saraç, FETÖ çocukları olarak tutuklanan ve sorguya çekilen isimlerin anlattıklarını çok merak ediyorlar.

Keskin Kalem de, Medya Mahallesindeki FETÖ cocuğu gazeteci bozuntularından olan Oğuz Usluer, Abdullah Kılıç, Cuma Ulus ve Erdal Şen'in başını yaktığı adam, iş dünyasının kudretli isimlerinden Turgay Ciner’in uykusuz gecelerin sabahına nasıl kalktığını merak ediyor!

Hadi ben kaçtım!  

KESKİN KALEM