Kanal D ekranlarında Börekfast Club! BBG evine geri mi dönüyoruz?

80’lerin belki de en iyi gençlik filmi olan The Breakfast Club’ı (Kahvaltı Kulübü) izlediniz mi? İzlemediyseniz hemen bir yerlerden bulun izleyin! Maalesef abonelikle izleyebildiğimiz hiçbir dijital platformun kütüphanesinde yok, ya Apple TV’den (3,99 TL) ya da Google Play’den (39,99 TL) kiralamak zorundasınız.

John Hughes'ın yazıp yönettiği 1985 yapımı komedi-dram filmi olan ve başrollerinde Emilio Estevez, Anthony Michael Hall, Judd Nelson, Molly Ringwald gibi sonradan çok ünlenecek isimlerin yer aldığı The Breakfast Club sinemada ve evde en az 10 kez izlediğim bir başyapıt ama bu korkmayın, bu 36 yıl gecikmiş bir eleştiri yazısı değil.

Filmin hikâyesi, aynı lisede okuyan ama birbirlerini tanımayan, farklı arkadaş ortamları olan ruh sağlığı bozuk, suça meyilli 5 öğrencinin cumartesi günü beraber cezaya kalmalarını ve bir günü birlikte geçirmelerini anlatıyordu.

Yıllardır bu hikâyeyi kim bir televizyon formatına çevirip yayınlayacak diye düşünür dururdum. Biri Bizi Gözetliyor, buna en yaklaşan programdı ama orada eve giren normal insanların tecrit altında kaldıkça ayarlarının kaçışına şahit oluyorduk. O yüzden BBG, epey yaklaşmakla birlikte asla The Breakfast Club değildi.

BBG evine geri mi dönüyoruz?

Bundan 2 gün önce Kanal D’de, Yüzleşme adında yeni bir reality show başladı. Doç. Dr. Oytun Erbaş’ın moderatörlüğünde hazırlanan bu şov, birbirini tanımayan yedi farklı kişinin sağlık sorunları ve hayata tutunma çabalarını ekrana getireceğini iddia ediyor. Yüzleşme’de yedi kişinin psikolojik sorunları ve gerçek yaşam hikayeleri mercek altına alınacakmış. 7 gün 24 saat aynı evde yaşayan katılımcılar, sorunlarına çözüm ararken, Doç. Dr. Erbaş ve uzman doktorlar da ev sakinlerine hem psikolojik hem de tıbbi açıdan destek olacakmış. Rahatsızlığına çare bulunan ya da hastalığıyla yüzleşen katılımcı ise haftanın sonunda Yüzleşme evine veda edecekmiş. Ayrılan katılımcının yerine yeni bir katılımcı gelecekmiş.

Pazartesi ve dün yayınlanan bölümleri izledim. Yapımcıları orijinal bir iş kotardıklarını düşünebilir ama bu bal gibi de The Breakfast Club. Aslında, yerelleştirilmiş haliyle bu programa The Börekfast Club bile denebilir.  Yüzleşme asıl ilhamını The Breakfast Club’tan almakla birlikte eser miktarda bir Ercüment Çözer dizisi olan Saygı aroması da içeriyor. O da uyumsuzları, suç işleyen ama farkında olmayanları toplayıp kendi yöntemleriyle tedavi etmesiyle tanınıyordu. Kimseyi de saldığını görmedim gerçi, herkesin sonu bahçedeki mezarlık oldu!

Yayınlanan 2 bölümü izlediğimi söylemiştim. Bu tür programlarda cast yapılırsa çok kızarım ama umarım evdekiler cast’tır çünkü daha iki gün geçmesine rağmen birbirlerine baya sardılar. O evde tatsız olaylar yaşanabilir benden söylemesi!

Oytun Erbaş’ın moderatörlüğüne gelince, onu en çok Coronavirüs konusundaki talihsiz beyanlarıyla hatırlıyoruz o yüzden bilirkişiliği biraz tartışmalı ama unvan sahibi ve renkli biri olduğundan bu program için uygun görülmüş olabilir. Youtube’da daha iyiydi, burada onu çok ciddiye alamadım. Yarışmacıların olduğu kısımlar tatsızdı o çıkınca belki ekran şenlenir, insan psikolojisine dair iki şey öğrenirim dedim ancak çözümlemeleri beni tatmin etmedi. Zaten o konuşurken herkes konuşuyor, ortalık lunapark gibi. Kafamdaki terapi seansı sahnesi hiç böyle değil. Onun yerinde olsam bu program teklifini de kabul etmezdim. TV’de tutunmak iyidir ancak Yüzleşme’nin kalıcı olacağını düşünmüyorum. BBG evini iyi kötü 6 sezon izlemiştik ancak Yüzleşme 1 sezon bile tutunabilirse şaşar kalırım.

Gündüz kuşağında hiç neşe kalmadı!

Sosyal medya zamanlarında kimsenin hayatını 7/24 izlememizi gerektirecek bir bahane yok. Zaten sürekli birbirimizin hayatlarının içindeyiz. Clubhouse geldi o işe tüy dikti. 7 kişi yerine sorunlu 7 kişi koyarsak izletiriz diye düşünüyorlarsa onun da modası çoktan geçti. Pandemi, hayat pahalılığı, işsizlik falan derken ülkede yaşayan her vatandaşta benzer psikosomatik belirtiler var.

Pandemi demişken, gerçekten de pandemide ve kış şartlarında eve tıkılan insanlara bunu mu layık gördünüz diye sormak istiyorum Kanal D yöneticilerine? Yoksa sizde mi, “bakın izleyin de halinize şükredin yayıncılığı” yapıyorsunuz? Gündüz kuşağı sorunlu ve hatta cinayet işleyen insanlardan geçilmiyor, ortalığı hepten akıl hastanesine mi çevirmeye karar verdiniz?

Söylenecek, sorgulanacak çok şey var ama bu kadar, sonra hakkında yazdıklarım yazdığım yazılara kızıyor, uslu çocuk olayım diye sansürletmeye bile kalkıyorlar. İşin özü; Yüzleşme’yi ne sevdim ne de gerekli buldum. Kanal D’nin buna neden bütçe ayırdığını ise hiç anlamadım. Ölü doğmuş bir iş, uzun süre devam etmez.

Murat Tolga Şen