Kaçınılmaz son: Madem Müge Anlı buluyor...

Best FM Haber Müdürü ve Konuşan Türkiye programının başarılı sunucusu Ufuk Karcı, ilk yazısıyla Medyaradar okurlarına merhaba dedi.

Tüm Medyaradar okuyucularına merhaba. Az okuyup, çok seyredenler toplumu olduğumuzdan beri, en çok merak ettiğim konu; "Sözü Best FM'de söylüyoruz ama ya yazımız olsa, akılda kalır mı?" bunu test etmek için vira bismillah.. Best FM Haber Müdürü ve Program Sunucusu olarak her Pazartesi ve Cuma, birkaç cümle ile zihninize konuk olmaya geliyorum.. 
 
Çok sevdiğim bir söz üzere başlayalım; "Güven ayna gibidir. Bir kere çatladı mı, kendini hep çizik görürsün." Türk toplumu, televizyonlarda yayınlanan programlardan kaynaklı, işte bu buhrana sürüklendi. Haber bile içeriği magazin olmayana burun kıvırır halde...

İnsanların daha az düşünmesi ve uyutulmuş bir güruh biçimi ile hareket etmesi adına, muazzam yapıtlara imza atılıyor. Öyle ki, bahsettiğimiz türden programlar ve insanımıza 'ancak bu şekilde mutlu olabilirsin' diktesi ile sunulan diziler, hayatların merkez kuvveti, dokunulmaz kutsalığı oldu. Hele ki, koskoca devlet kurumlarının işini, görev bilip topluma satan, reyting patlamaları ile servetlerine, servet katanlar var ya, onlar, satranç tahtasının at'ları gibi. Sayelerinde, daha önce anketler ile sorulduğunda, "En çok güvenilen" payesini yıllarca taşımış olan emniyet, adalet gibi kurumlar, yakın bir zamanda gereksiz görülür ise hiç şaşırmam. "Ee madem Müge Anlı buluyor, bunca bütçe ile görev yapanlara ne gerek var ? Trafiği de verdik mi B. TV muhabirine, al sana tasarruf" sözleri, kaçınılmaz son olabilir.Bari, fiiliyatta olana, hukuki elbise giydirilip, ilgili sunucuya bir polis rozeti takılsa değil mi?

Kimileri, "Bak, savcı kapatmış. Ne güzel gitmiş, katili bulmuş. Toplum adına harika bir şey yapmış" diye alkış tutsa da, toplumun, "Peki, bu işle görevli olanlar ne yapıyor ?" sorusuna cevap verebilirler mi? Ayda 3'bin bilmem kaç TL ile kurşunların önüne atlayanlar var ya, yakında "boş işler insanı" diye anılırlar ise ne olacak ? Neyse, bu gidişin sonu canlı yayında sorgu odalarında, katil kovalamacaya kadar gider.

Hani Can Manay'ın, canlı yayında terapi yaparak şöhret olduğu Fİ, Pİ Çİ kitaplarındaki gibi. Gerçi, dizisi çıkınca kitapları hatırlayanlar mı var ?

Uzatmayalım, milletimizin hassas damarları olan kurumlarımız, zenginlik, şöhret ve lüks hayatlar için heba edilmemeli. Ama en önemlisi, düşünmek ile görevli olan fertlerimiz, beyin kıvrımlarını yakan TV varyasyonları ile yeni düzen köleleri haline getirilmemeli! Bunun için çözüm, ne siyaset, ne yönetim anlayışı! -Zira o satıhta durumdan memnun olmayan yoktur sanırım- Talep ve arz meselesi.

Önce, ne kalitede seyirci olmamız gerektiğine karar verilmeli..