İlk adımlar atıldı! CNN Türk ve DHA'da sonun başlangıcı mı?

Demirören Grubu'nda sular durulmuyor. Grubun bünyesindeki CNN Türk ve DHA'da yaşananları Radar Operatörü kaleme aldı...

Değerli Medyaradar’ın sadık okurları size alev alev yanan medyamızdan son havadisler vereceğim. Medyamızın anlı şanlı yeni ve gözde grubu Demirören Grubu’nda sular durulacak gibi durmuyor. Gelenler gidenler, gitmek için bavul toplayanlar inanılmaz bir hercümerç durumları söz konusu. Dedikodu kazanının kaynadığı yerlerden biri CNN Türk, diğeri de DHA“Son”a ulaşılabilmek için atılması gereken "ilk adımdır” derler. Bu iki marka değeri yüksek kurumda “ilk adımlar” çoktan atılmıştı. Paraşütle koca bir grubun başına inen Mehmet Soysal ile başlayan sona gidilen yoldaki “ilk adım” hızla yerini koşar adıma bırakmış durumda.

Gelelim kulaktan kulağa yayılan söylentilere… Hande Fırat, hem yükte hem de, pahada ağır bu ismin iktidar kadrolarıyla yakın ilişkisi Demirören Grubu’ndaki bazı kişileri bir süredir rahatsız etmekte. Aldığı ücretten tutun da CNN TÜRK ekranlarında yayınlanan Gece Görüşü programına kadar. Hande Fırat’ın Doğan Ailesi ile olan yakın ilişkisi Demirören Grubu'nun en temel rahatsızlığıymış. Grup içindeki ‘özel durumların’ ‘selef tarafına’ taşındığı şüphesi varmış! Kafaları kemiren şüphelerin ardından yeni yayın döneminin başladığı şu günlerde Hande Fırat’ın Gece Görüşü format değişikliğine gitti.

Peki ama neden?

Oysa ki, Gece Görüşü Ankara’nın nabzını tutması, isabetli kulis bilgileri ve sabit konukları ile fark yaratıyordu. Özellikle son yıllarda gazeteciliği ile herkesin takdirini toplayan İsmail Saymaz’ın programdan uzaklaştırılması anlaşılır gibi değildi. Aslında burada önemli olan Saymaz’ın ipi çekilirken buna göz yuman Hande Fırat’ın tutumunu sorgulamak lazım! Derken yeni konukları ile karşımıza çıktı Gece Görüşü. Bu kez sahnede Abdulkadir Selvi, Gürkan Hacır, Murat Çelik ve Siyaset Bilimci Prof. Dr. Mehmet Şahin vardı. Ancak, birileri yeni bir kurban daha istiyordu. Muhalif duruşu ile yine son dönemin gözde gazeteci-yazarı Gürkan Hacır’ın kellesi gelen baskılara kurban edildi. Ve Gürkan Hacır giderken Hande Fırat yine başını kuma gömdü. Makam, mevki ve hatırı sayılır bir maaş bir kez daha ağır basmıştı.  

Bir kısır döngü değil mi? Aynı yerde aynı hayat, içinde aynı hatalar! 

Gelelim asıl meseleye. Demirören Grubuna atanan ‘ara dönem’ kadroların tamamının A Haber kökenli olmasına. Buraya atanan kişilerin ‘liyakatı’ konusunda medyamızın sicil memurları istenildiğinde dosyaları bilginize sunar.

Balmumcu’dan yönetilen Bağcılar ahalisi için “Son”a ulaşılabilmek için atılması gereken "ilk adımdır” atılıyor. Ekran yüzlerinin yeri değiştirilirken, birçok muhabir ve ekran yüzü yönetime, ‘çıkışımı verin gideyim’ başvurusu yapmış durumda.

Peki, Balmumcu yönetiminin hedefi nedir dersiniz? Yoksa, CNN Türk markasını tarihe mi gömmek?

Gelelim DHA’ya…

DHA’nın yeni yönetimi de Balbumcu orjinli! Liyakat mı? Güldürmeyin lütfen dostlar. Neyse, gelelim sadete. Buradaki yeni ekip ile eskilerin savaşı başlamış durumda. Tam bir sinir savaşı içinde geçen günler ne gösterir bilinmez. Bir tarafta yıllardır zarar eden bir ajans diğer tarafta zam beklentisi içindeki çalışanlar. Bunların tam ortasında ise yeniler ile eskilerin ‘güç savaşı’  

Bunlar olurken ajansın habercilik refleksi ve habere yaklaşımı ise ayrı bir tartışma konusu… Balmumcu ne der? diyerek bazı haberlerin sansürlenmesi, “biz bu haberi nasıl geçeriz, ne derler şimdi?” yaklaşımı aboneler arasında rahatsızlık yaratmaya başlamış durumda.

Evet, yeni yönetim masa başında işin içinden nasıl çıkacağını düşüne dursun bizlerde, ‘medyamız fabrika ayarlarına bir gün döner mi?’ diye papatya falı açmaya devam edelim…