Medya Günlüğü
18 Mayıs 2020 09:23 Son Güncelleme: 18 Mayıs 2020 10:04

Hürriyet yazarından dikkat çeken yazı! "Bu köprü, bir mühendis olarak hayatımın hayalidir!"

İnşaat çalışmaları Daelim, Limak, SK&EC ve Yapı Merkezi ortaklığı tarafından yürütülen 1915 Çanakkale Köprüsü'nün ayakları son blokların yerleştirilmesiyle tamamlanmıştı.

Hürriyet yazarından dikkat çeken yazı! "Bu köprü, bir mühendis olarak hayatımın hayalidir!"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle ihale edilen ve inşaat çalışmaları Daelim, Limak, SK&EC ve Yapı Merkezi ortaklığı tarafından yürütülen 1915 Çanakkale Köprüsü'nün ayakları son blokların yerleştirilmesiyle tamamlandı.

Hürriyet yazarı Fatih Çekirge, bugünkü köşesinde 1915 Çanakkale Köprüsü'yle ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

30 yıldır dost olduğu Nihat Özdemir’in bir ihale için ilk kez bu kadar heyecanlı ve sevinçli gördüğünü ifade eden Hürriyet yazarı, Özdemir ile olan anısını yazdı.

Çekirge, “Ve işte önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “asırların hayali” dediği Çanakkale Köprüsü’nün töreninde aniden bu anı canlandı. Bir mühendisin hayalini hatırladım.” ifadelerini kullandı.

İşte Fatih Çekirge’nin ilgili köşe yazısı:

Çanakkale Köprüsü’nün ihalesi yapılmış... 
Uluslararası çapta dev şirketler katılmış... 

Kıran kırana bir rekabet yaşanmıştı.

Aradan zaman geçmiş, nefesler tutulmuş, ihale sonucu bekleniyordu...

Kolay değil. 2.5 milyar Euro’luk bir proje... Dünyanın sayılı asma köprülerinden birisi... Üstelik Avrupa’da o sırada bu ölçekte bir ihale de yok. Yani sonucu bekleyenler yalnızca Türk firmalar değil.  Uluslararası dev finans grupları, bankalar, inşaat şirketleri de var.

İşte tam o günlerde, Limak Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir’le Ankara’da sohbet ediyoruz. Ama öyle resmi bir sohbet değil... Yıllara yayılan bir dostluğun samimi hali... Çünkü ne zaman teniste yensem ya da ara sıra yenilsem, kıran kırana bir “kızdırma sohbeti” olurdu.

İşte yine öyle bir gün, baktım Nihat Özdemir çok heyecanlı... 

“Hadi benim ofiste bir kahve içelim” dedi. Gittik... Odasındaki masanın üzerinde bir harita, onlarca dosya, birtakım çizgi resimler, grafikler...

“Ne oluyor yahu, bugüne kadar bunca proje yaptın, dev ihalelere girdin. Nedir bu heyecan?”

O sırada ortağı sevgili dostum Sezai Bacaksız orada... Ve en güvendiği genel müdürler... Baktım heyecanlı ve ağır bir hava var... Çünkü ihale sonucunun açıklanma günleri ya da saatleri... “Ben gideyim” dedim...

Tesadüf bu ya...

O sırada haber geldi...

30 yıla yaklaşan dostluğumuzda Nihat Özdemir’i bir ihale için ilk kez bu kadar heyecanlı ve sevinçli gördüm. Ama o kadar içten bir sevinme ki...

“Ne oldu? Nedir bu heyecan?” dedim...

Elini masanın üzerindeki haritaya koydu ve dedi ki: “Bak Fatih, burası Çanakkale Boğazı. Bir mühendis olarak bu köprü benim hayatımın hayalidir. Böyle bir teknolojiye imza atmak benim hayalimdir. Öğrencilerime anlattığım hayaldir.”

Ve işte önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “asırların hayali” dediği Çanakkale Köprüsü’nün töreninde aniden bu anı canlandı. Bir mühendisin hayalini hatırladım.

Bunu şunun için aktarıyorum...

Arkadaşlar, “bireysel hayaller” olmadan, “milletlerin hayali” gerçekleşmiyor. Bir siyasetçi, bir devlet adamı hayal kuracak.

Bir işadamı hayal kuracak.

Bir tasarımcı hayal kuracak. 

Bir sanatçı hayal kuracak.

Bir mühendis hayal kuracak.

Bir sporcu hayal kuracak.

İşte Türkiye’nin yaptığı “solunum cihazı”...  Bu da bir hayalin gerçekleşmesidir.

Ve en güzeli de 2023 yılına girerken gerçekleşen bu hayalin içinde, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarının yatırımcısı Koç grubunun da adının olmasıdır...  

O yüzden ben bu tür yatırımlara yalnızca “ticari” olarak bakmıyorum. 

Bunlar aynı zamanda bir milletin “uygarlık markası”dır.

Bugün şehirler, ülkeler artık markalarıyla tanınmıyor mu?

Paris aslında “Eyfel fotoğrafı” değil midir?

Kore artık “Samsung” markası olabilir. Çünkü artık Kore bir teknoloji markasıdır.

Mesela Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından bu yana Türkiye’nin ilaç sanayisine yatırım yapan Eczacıbaşı, önümüzdeki dönemde çok daha muazzam yerli yatırımların altına imza atıyorsa... Bu da bir “uygarlık markası”nın yükselişi değil midir?

Bayraktar mühendisliğinin hayali İHA’lar öyle değil midir?

ASELSAN’daki yüzlerce genç mühendisin hayaliyle gelişen projeler öyle değil midir?

Mesela... Türkiye’den Kıbrıs’a 250 metre derinlikte su borusu döşeyen ve bu teknolojiyi tümüyle yerli kaynaklarla, mühendislerle, işçilerle yapan Kalyon grubu, Cemal Kalyon...

Dahası..

Orhan Pamuk, Fazıl Say... 

Dünyanın en önemli sergi salonlarında gördüğümüz ressam Ahmet Gümüştekin...

Ya da Anadolu’nun bir kasabasından çıkıp dünya çapında başarılar elde eden sporcularımızın bireysel hayali olmasa o başarılar gelir mi? Yani diyorum ki arkadaşlar...

Hayal olmadan hırs olmaz...

Hayal kuran insanlara ihtiyacımız var...

Çünkü ister siyasetçi olsun ister mühendis...

Hayale ihtiyacımız var...

İstanbul’un fethi Fatih’in hayaliydi...

Gerçek oldu.

Çanakkale Savaşı bir milletin direnişinin hayaliydi... Gerçek oldu.

19 Mayıs bir hayalin Samsun’a doğru yola çıkışıydı.

Cumhuriyet, Mustafa Kemal Atatürk’ün bir hayaliydi...

Gerçek oldu.

Marmaray, tüp geçit, hızlı tren ve daha onlarca büyük hayal gerçek oldu...

Cumhuriyet hayalinin üzerine konulan bütün hayalleri, gerçekleşen markaları saygıyla anıyorum...

Menderes’i, Demirel’i, Ecevit’i, Erbakan Hoca’yı, Türkeş’i rahmetle anıyorum... 

Bugün gerçekleşen yatırımların arkasındaki güç ve hayal olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kutluyorum.

Ve unutmayalım...

“Hayal önce bireyseldir. Anlaşılınca toplumsal, gerçekleşince marka olur...”

Yazının tamamını okumak için tıklayın...