Medya Günlüğü
23 Mar 2018 07:06 Son Güncelleme: 24 Kas 2018 02:06

Hürriyet satıldı mı, yoksa el mi değiştirdi? ‘Devlet gazetesi’ ne demek?

Fehmi Koru, Doğan Medya Grubu'ndan Demirören Medya Grubu'na satılan Hürriyet Gazetesi ile ilgili olarak yıllardır dillendirilen "devlet gazetesi" ifadesini irdeledi.

Hürriyet satıldı mı, yoksa el mi değiştirdi? ‘Devlet gazetesi’ ne demek?
Türk medyasının önde gelen gruplarından Aydın Doğan'ın Onursal Başkanlığı'nı yaptığı Doğan Holding, daha önce Vatan ve Milliyet gazeteleri için masaya oturduğu Erdoğan Demirören ile bu kez tüm medya kuruluşlarının satışı konusunda anlaştı. İki grup arasında gerçekleşen görüşmeler sonunda 1 Mayıs'ta 70'inci yaşını kutlamaya hazırlanan Hürriyet Gazetesi'nin de yer aldığı, Doğan Grubu'na ait tüm medya kuruluşları borçlar düşüldükten sonra 890 milyon dolar bedel ile Demirören Grubu'na satıldı.

Fehmi Koru, şahsi web sitesinde hem Türk medyasının hem de grubun amiral gemisi olan Hürriyet ile ilgili olarak yıllardır dillendirilen 'Devlet gazetesi' iddiasını mercek altına aldı. Koru geçmişten günümüze Hürriyet'in geçirdiği safhaları ortaya dökerek bu iddia çerçevesinde 'satıldı mı yoksa el mi değiştirdi' sorusuna cevap aradı.

İşte Koru'nun bugünkü "Hürriyet satıldı mı, yoksa el mi değiştirdi? ‘Devlet gazetesi’ ne demek?" başlıklı o yazısı:

Hürriyet’in satılışını yorumlayan yorumlayana. Satış süreci olağanüstü sessiz götürüldüğü ve anlaşma birdenbire açıklandığı için olmalı bu. Yoksa Hürriyet ilk kez el değiştirmiyor.

Erol Simavi 1991 yılında Hürriyet’i satmaya karar vermiş, ilgi duyan bir yabancı ile görüştükten sonra, onun teklif ettiği fiyatın neredeyse yarısına gazetesini Aydın Doğan’a devretmişti.

Şimdi de Aydın Doğan Erdoğan Demirören’e devretmiş oluyor Hürriyet’i… Kimileri bunun daha önce açıklanmış piyasa değerinin bayağı altında gerçekleştiğini ileri sürüyor.

Gazeteyi satan Erol Simavi ülkeyi terk edip İsviçre’ye yerleşmişti; bütün hayatı İstanbul’da geçmiş, geniş çevresiyle tanınan biri olmasına rağmen…

Doğan Ailesi yerlidir, fertleri herhalde burada kalacaktır; bazıları “Onlar da gidecektir” diyorlarsa da…

Satıldı mı, el mi değiştirdi?

Her gazete satılır, fakat bazı gazeteler için kullanılması daha doğru olan ‘el değiştirme’ fiilidir.

Hürriyet 1991’de el değiştirmişti; şimdi ‘Hürriyet Daily News’ adını taşıyan İlhan Çevik tarafından 1961 yılında Ankara’da kurulmuş Turkish Daily News gazetesi de 2001 yılında el değiştirdi; daha fazla ödemeye hazır alıcılar varken İlnur Çevik tarafından Aydın Doğan’a devredildi gazete.

Robert Maxwell ölene kadar dünyanın en büyük ikinci medya patronuydu. Operasyonu İngiltere merkezliydi, ama başka ülkelerde de gazeteleri ve yayın organları vardı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal aşırı muhalif Simavi’nin Hürriyet’iyle baş edemeyince Maxwell’i Türkiye’ye ısındırdı; Simavi-Maxwell görüşmeleri satış kararıyla sonuçlandı da.

Ancak ne olduysa oldu, daha sonra yatından düşüp ölecek ve İsrail’de ancak en değerli kişilere ayrılan Zeytin Dağı eteklerindeki mezarlığa gömülecek Robert Maxwell Hürriyet’in sahibi olamadı…

İlk yayınlandığı 1948 yılında, kurucusu Sedat Simavi’nin en son teknolojiye sahip bir gazete çıkartacak sermayesi bulunmadığı bilindiği ve makinalar Burla Biraderler tarafından sağlandığı için, rakipleri Hürriyet için “Yahudi sermayesi” tezviratını devreye sokmuşlardı.

Aynı yıl İsrail devleti kurulduğu için inananı da bol olmuştu bu tezviratın.

Kıbrıslı Simavi Ailesi için ‘Selanikli’ yakıştırması yapanlar da çıkmıştı.



“Türkiye Türklerindir” başlığı

Cevap Sedat Simavi’den gelmişti:

“Bu gazeteye on paralık yabancı sermaye sokmadım; ben yüzde yüz su katılmamış Türk’üm ve Türklüğün ideallerini tahakkuk ettirmek için bu gazeteyi çıkarıyorum…”  (11 Aralık 1949)

Simavi, bu cevaptan bir ay önce de (Kasım 1949’da), gazetenin logosunun yanına “Türkiye Türklerindir” sloganını yerleştirmişti.

Hatırlayacaksınız: Bir ara ‘Türk’ sözcüğü yerine ‘Türkiyelilik’ yaygın kullanıma sokulduğunda, birileri “Türkiye Türklerindir” sloganının kaldırılması yolunda bir kampanya açmış, gazetenin o zamanki yönetmeni, Ertuğrul Özkök, köşesinde şu şaşırtıcı açıklamayı yapmıştı:

“PATRON BİLE / Bazen çok liberal çevrelerde, ‘O cümleyi çıkarmayı düşünmüyor musunuz’ sorularıyla karşılaşırım. / Her defasında verdiğim cevap şudur: / ‘O cümleyi oradan çıkarmaya ne benim, ne de Hürriyet’in sahibinin gücü yeter.’ /İstesek de çıkaramayız.”

İşte böyle; ‘patron’ konumundaki kişinin tasarruflarının sınırlı olduğu bir gazetedir Hürriyet.

Bu sebeple de, “Hürriyet aslında devletin gazetesidir” iddiasını seslendirenler vardır.

Devletin gazetesi mi?

Röportaj yazarlığına Hürriyet’te başlamış Nuriye Akman, 2002 yılında, başka bir gazete adına eski patronuyla görüştüğünde, usta bir manevrayla, ‘devletin gazetesi’ olma iddiasını da sorularının arasına sıkıştırıvermişti.

“Hürriyet’i parası olan herkes satın alabilir mi?” sorusuna Aydın Bey’in atlatma bir cevap vermesi üzerine, bu defa Milliyet için “Mek parmak solda” tespitini onun ağzından duyunca başka bir deneme yapıyor Nuriye Akman.

Sorusu şu: “Milliyet mek parmak soldaysa Hürriyet nerede?”

Bakın konuşma nasıl gelişiyor:

“Nuriye Akman (NA)- Siyasi görüşünüzü açıklarken, ‘mek parmak soldayım’ dermişsiniz.

Aydın Doğan (AD)- Evet, ben onu Milliyet gazetesi için söyledim.

NA- Nedir ‘mek’? Bir Kelkit lafı mı?

AD- Evet, çok az demek…

NA- Milliyet ‘mek parmak’ soldaysa, Hürriyet nerede?

AD- Hürriyet devlet gazetesi daha çok.

NA- Güzel! Demin devlet gazetesi olduğunu kabul etmiyordunuz, şimdi itiraf ettiniz. (Kahkahalar)

AD- Bunun için fazla konuşmamak lazım. (Kahkahalar) Ben bir kadeh içmiş olsaydım, sen beni felaket konuşturacaktın demek.

NA- Hürriyet’i herkese verirler mi derken, bunu demek istiyordum.

AD- İyi ediyordun. (Kahkahalar) Ne diyeyim?”

Görüşmenin burasında Aydın Bey’in kasketini yere çaldığını da daha sonra öğrenecektim.

İşte böyle bir gazetedir Hürriyet ve şimdi Demirören Ailesi’nin eline devredilmiştir.

Anılarda yazılacak mı?

Aydın Doğan anılarını yayınladığında bu konuya da girecek midir acaba merakındayım.

Kendi ağzından anlattıkları yazıya döküldü ve önce biri, sonra bir diğeri olmak üzere iki farklı yazar neredeyse bin sayfayı bulan metin üzerinde çalıştı. Aydın Doğan, anılarına daha kolay okunmaya yarayacak son şekli vermesi için, metni, gazetesinin önemli bir yazarına teslim etti.

Son zamanlarda evinden fazla dışarı çıkamayan o yazar herhalde anılara son dokunuşları yapma fırsatı bulmuştur.

“Medyada yeni bir dönem başlayacaktır” deniliyor; bakalım nasıl bir dönem olacak bu yeni dönem…