Medya Günlüğü
07 Tem 2018 13:59 Son Güncelleme: 24 Kas 2018 02:44

Habertürk'ün 'Son Baskı'sı Hıncal Uluç'un canını çok acıttı: "Bembeyazdı, kapkaranın boyası!..."

Sabah yazarı Hıncal Uluç, Habertürk'ün son sayısının bembeyaz çıktığını o beyazlığın içindeki karanlığı boyamaya yetmediğini söyledi.

Google Haberlere Abone ol
Türk basınında yeni bir oluşum yaratmak ve bu oluşumla Türk medyasındaki dengeleri yeniden kurmak üzere büyük yeniliklerle, 1 Mart 2009 tarihinde yayın hayatına başlayan Gazete Habertürk, 5 Temmuz 2018'de yayınlanan son baskısıyla okurlarına veda etti.

Ciner Medya Grubu çatısı altında 9 yıldır yayın yapan Gazete Habertürk'ün, reklamların azalması ve artan baskı maliyetleri nedeniyle yayın hayatına son vermesi herkesi olduğu kadar Sabah'ın usta yazarı Hıncal Uluç'u da bir hayli üzdü.

Habertürk'ün kapanması nedeni ile duyduğu üzüntüyü köşesinde dile getiren Hıncal Uluç, Fatih Altaylı'ya seslenerek şu ifadeleri kullandı:
Söyle Fatih.. Kaç kişi işsiz kaldı, o bembeyaz boyalı karagünde?.Ya "Basın" mesleğinde, hem de ne deneyimli kaç bin işsiz var Fatih?.Gizli işsizleri sormuyorum ha..İşsiz kalanların kaçının yarın bir başka gazetede iş bulma imkanları var?.HaberTürk de kapanırsa, bundan böyle hangi sermaye sahibi
gazete çıkarmaya, hem de HaberTürk gibi bir gazete çıkarmayı aklından geçirir?.
Yeni bir "Başlangıç" için, yeni Ümitler gerek Fatih! Sende ümit var mı, söyle bakalım.."

İşte Uluç'un bugünkü yazısından "Bembeyazdı, kapkaranın boyası!.." başlıklı o bölüm:

Bembeyaz çıktı, HaberTürk'ün son sayısı, perşembe günü.. Kapkaranın rengiydi o bembeyaz ama benim içimdeki karanlığı boyamaya yetmedi..
O gazeteyi hem de nasıl bir özen ve emekle kuran Fatih Altaylı kardeşim, o beyazlığın tam göbeğinde "HaberTürk Gazetesinden okurlarına hatıralarla dolu bir veda.." yazmasına, hemen tüm servisler ve tüm yazarlar "Veda" sayfaları hazırlamaları ve yazmalarına rağmen, kendi kurduğu gazeteye son defa köşe açan Fatih Altaylı kardeşim, son kez ne zaman adam olacağımızı da şöyle tarif etti.
"'Son' değil, 'Başlangıç' dediğimiz zaman!."
O senin dediğin züğürt tesellisi Fatih!.
Tabii, senin, benim, onun, hepimiz, bireyler için başlangıçtır felaketler bile.. Yeni bir hayata başlayacağız, iyi ya da kötü..
Gazeteciliğe başladığım Ankara Yeni Gün Gazetesi'nin başlığının hemen yanındaki kutuda şöyle yazardı aynen..
"Her sabah dünya yeniden kurulur.. Her yeni gün, taze bir başlangıçtır.." The New York Times'ın Türkiye muhabiriydi M. Ali Ağabey.. Kışlalı.. Genel Yayın Müdürümüz. Bu lafı o gazetenin logosundan derlemişti.
Tabii her sabah dünya yeniden kuruluyor.
Tabii her sabah taze bir başlangıç.. Tartışmak gereksiz.
Ama giden gün, birlikte götürdüklerini de getirmiyor, Fatih..
HaberTürk'süz medya eski medya mı, şimdi!.
Peki söylesene bana, güya internet ortamında devam edecekmiş gazete ya.. Eder. O dediğin gazeteyi, sen, ben oturup ikimiz, iki kişi yaparız.
Söyle Fatih.. Kaç kişi işsiz kaldı, o bembeyaz boyalı karagünde?.
Ya "Basın" mesleğinde, hem de ne deneyimli kaç bin işsiz var Fatih?.
Gizli işsizleri sormuyorum ha..
İşsiz kalanların kaçının yarın bir başka gazetede iş bulma imkanları var?.
HaberTürk de kapanırsa, bundan böyle hangi sermaye sahibi gazete çıkarmaya, hem de HaberTürk gibi bir gazete çıkarmayı aklından geçirir?.
Yeni bir "Başlangıç" için, yeni Ümitler gerek Fatih!
Sende ümit var mı, söyle bakalım..
"Efendim İnternette devam edecekmiş", HaberTürk..
"Radikal" de devam ediyor değil mi, Fatih!. Mehmet Yılmaz'ın kurduğu o okumakla bitiremediğim gazete de devam ediyor değil mi?. Öyle söz vermişlerdi de..
Kaldı ki, iş İnternette ise, gazete lazım mı?.
Açarsın bir Fatih Altaylı blogu, istediğini, hem de istediğin kadar yazarsın. İster över, ister söversin.. Al sana en özgür köşe..
Niye olmuyor peki Fatih?. Niye bu kadar meslektaşımız işsiz?.
HaberTürk için, kendi ellerinle kurduğun için HaberTürk için "En güzel rüyaydı" demişsin Fatih!.
Bugün o rüyadan uyandık yani Fatih!. Uyandık da ne görüyoruz şimdi..
Kapkara bir kâbus!.

***
Son HaberTürk'ün en son satırını, ekin son sayfasının, son sütunun en dibinde Ece Saruhan yazmış, "Sahne Tozu" adlı köşesinin en dibinde..
Büyük Usta Müşfik Kenter'in bir sözü ile bitiriyor HaberTürk'ü..
"Önce insan olun, birbirinizi sevin çocuklar.
Sizi sevmek kurtaracak!." O tozlu sahnenin ışıkları söndü Fatih.. Ben de Münir Özkul'u hatırladım, Ece'yi okurken...
Haldun Taner'in, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunundaki Münir Özkul'u ve onun meşhur Fasulyaciyan Tiradını..
"Zaten aktör dediğin nedir ki?
Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.
Görooorum, hepiniz gardoroba koşmaya hazırlanıorsunuz.
Birazdan teatro bomboş kalacak. Ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar.
Çünkü Satenik'in bir şarkısı şu perdelere takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. Hıranuş'la Virginia'nın bir dialogu eski kostümlerden birinin yırtığına sığınmıştır.
İşte bu hatıralar o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde sahneye dökülürler.
Artık kendimiz yoğuz.
Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır...
Perde!"
Yazar dediğinin, yani senin ve arkadaşlarının satırları, sözcükleri o boş binanın köşelerine takılı kalacak.
Yarın o boş binayı mesela otel yapmak için yıkmağa gelecek iş makineleri çalışmaya başlayana kadar..
Harıl harıl!.. Hırıl hırıl!.