Habertürk’e yeni slogan öneriyorum!

Habertürk’ün bugünlerde dalga konusu olan acıklı bir sloganı var, isminin hemen altında “gücü özgürlüğünde” yazıyor ama son gelişmeler hiç de öyle olmadığını gösterdi.

Dünyada eşi benzeri görülmemiş günlerden geçiyoruz. İktidarın küçük ortağı olan ve ilk seçimde muhtemelen baraj altında kalacak bir parti ülke siyasetine yön veriyor.

Olay şu; bu partinin genel başkanı 100 maddelik yeni anayasa taslağını açıkladı. Aslına bakarsanız, anayasa değişikliği iktidar dışında kimsenin aciliyeti değil. Bu iki partinin pratiği de anayasa değişikliğinin memlekete iyi geleceğini düşündürtmüyor kimseye…

Daha da açık yazayım, anayasa değişikliği, “market niye bu kadar pahalı”, “aşı nerede”, “biz daha ne kadar eve kapalı yaşayacağız”, “devlet neden kapanma desteği vermiyor” gibi sorular soran halkın umurunda değil ama habercinin işi ne? Böyle konuları haber yapmak, anayasa değişikliği gibi hassas bir meseleyi masaya yatırmak… Ebru Baki de öyle yaptı ve sonrasında sadece ülkemizde yaşanacak olaylar zincirine şahit olduk.

Partinin, başkanına yaranmak isteyen başkan Yardımcısı, sosyal medya hesabından Ebru Baki'nin konuya ilişkin haber sunumunu "Kudurdunuz değil mi?" diye hedef alıp, "Ebru Baki, her seferinde partimize tahammülsüzlüğünü ifşa eden, alaycı gülümsemesiyle gerçekleri çarpıtan sözde bir gazetecidir" dedi.

HaberTürk TV programcısı Ebru Baki'yi nişanlayarak atılan bu tweetler kanal yönetiminde krize neden oldu. Yeni anayasa taslağının tartışıldığı yayın sonrası Ebru Baki'nin hedef alınmasına tepki gösteren HaberTürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir görevinden alınırken, HaberTürk Genel Yayın Yönetmeni Kürşad Oğuz da istifa etti.

Yaşananlar çok saçma! Başkanına yaranmak isteyen birinin attığı ve “kudurdular” diyerek bitirdiği Tweet yüzünden iki basın emekçisi işinden oldu ve biz de özgür basından ne kadar uzağa düştüğümüzü bir kez daha anlamış olduk. Gölgesinden korkan kanal yöneticilerinin programcıları Ebru Baki’yi ve ona destek veren Bülent Aydemir’i savunmak yerine bu şekilde davranmaları acı verici. 

Habertürk’ün gücü neresinde bilmiyorum, kimse bilmiyor. O sloganı bir zahmet değiştirsinler. Yeni sloganları da “gücümüz kendimize yetiyor” olabilir mesela…

BluTV aboneleri bir taşla iki kuş vuracak

Dijital platform savaşları hız kesmeden devam ediyor. Netflix, “ben bu denizlerin büyük beyaz köpekbalığıyım” dercesine gururla yüzüyor. Geçtiğimiz ay buna güvenip fiyatına zam bile yaptı.

Ülkemizde Netflix’in en büyük rakibi ise, ilk yerli platform BluTV… BluTV geçtiğimiz aylarda %35’lik hissesini Discovery’e sattığını duyurmuştu. Bu ortaklık beni çok heyecanlandırıyordu ve meyvelerini toplayacağımız günler geldi.

Bugünden itibaren Discovery’nin dijital platformu olan Discovery+ içerikleri BluTV’de… Platforma girdiğinize en üstte ayrı bir menüde Discovery+ içeriklerini görüp seçip izleyebilirsiniz. Hepsi mevcut olan BluTV aboneliğinize dahil. Çok sevdiğim Curiosity belgeseli tüm bölümleriyle yüklenmiş, yeniden izlemek ve önermek istiyorum. Discovery şemsiyesi altında yayın yapan, Discovery Channel, TLC, DMAX, ID, Discovery Science, Eurosport 1, Eurosport 2 kanalları da canlı TV kısmında.

Bu atılım BluTV kütüphanesini genişletecek ve onu Netflix için çok daha dişli bir rakip yapacak. Hiçbir platforma abone olmasam, fiyat ve içerik dengesini de gözeterek, şu an ilk tercihim BluTV olurdu. BluTV ve Discovery+ içeriklerine ayda 9.99 tl (yıllık abonelik yapmak şartıyla) ödeyerek ulaşabiliyorsunuz. Bu benim için, bedavadan biraz fazla ve içine girdiğimde izlediklerimden dolayı ömrümün sonuna kadar devam ettirebileceğim bir abonelik bu.

BluTV niş içerik ve doğru ortaklıklarla yoluna devam ediyor. Netflix Türkiye gemisinin amiralinin artık hızla yaklaşan bu gemiye dürbünle bakmasına gerek yok. Tayfayı hareketlendirip, ortaya Fatma gibi daha çok yerli içerik sürmezlerse BluTV’nin top atışlarıyla epey hasar alacaklar.

Konuyu korsan filmine çevirdiğime bakmayın ama 55 tl’ye Netflix mi yoksa 9.99 tl’ye BluTV+Discovery+ mı diye sorarsanız, cevap belli!

Murat Tolga Şen