Medya Günlüğü
03 Haz 2014 11:43 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 16:15

Habertürk yazarı Gezi ruhunu yerden yere vurdu

Nihal Bengisu Karaca, geçtiğimiz 31 Mayıs'ta yıldönümü Taksim'de kutlanılmaya çalışılan Gezi ruhunu yerden yere vurdu.

Habertürk yazarı Gezi ruhunu yerden yere vurdu
Gezicileri, çevreye duyarlı gözükerek çevreye ve topluma zarar vermekle suçlayan Bengisu Karaca yazısında sert ifadeler kullandı.

GEZİ KALPLERİN AYRILMASINA NEDEN OLDU

İşte o yazının bir bölümü;

Barıştırıcıydı, birleştiriciydi, zengindi, görseldi, mizahtı, Dostoyevski'ydi diye yere göğe sığdırılamayan Gezi, seküler liberal beyaz Türklerin içindeki dayatmacılığı açığa çıkardığı ve "Sandık da neymiş, geçiniz" nobranlığına savrulduğu her köşebaşında kalplerin ve zihinlerin ayrılmasına neden oldu.

TOPLUMU KAMPLARA BÖLDÜ
Gezi, iktidarda olan partiye yakın olanlar ile anamuhalefet partisine yakın olanlar arasındaki köprüleri yıktı. AK Parti karşıtı sekülerler ile AK Parti'ye yakın modern mütedeyyinler arasındaki sınır ve geçiş noktaları üzerinde bulunan; "bir arada yaşama" fikrinin ve tecrübesinin iletkeni olan kişileri bile en yakın oldukları kamplara iterek kamp taraftarı haline getirdi.

Birbirini onaylamasa bile birbirinin konuşma mesafesinde olan insanlar vardı, artık yok. Gezi'den beri Allah'ın her günü Erdoğan yazan ve bu yapıtlarını Adnan Menderes'in sonu hatırlatmalarıyla bitiren sahte demokratların kalibresini görmek açısından bir turnusol kâğıdı olabilir içinde bulunduğumuz durum, ama bu o kadar da memnun edici değil.

KENDİ CİNAYETLERİNİ BİLE DEVLETE YÜKLEDİLER
Şahsen, bir tercih yapına şansım olsaydı, sahtekârların demokrasi gurusu zannedildiği ortalama huzur iklimini, herkesin her şeyi bütün çıplaklığıyla gördüğünü sandığı histerik savaş ortamına tercih ederdim. Çünkü şimdi E-5 üzerinde akan trafiği Gezi'ye ithafen durdurmaya çalışıp zincirleme kazaya neden olan ve bu kazada kendi hayatını da yitiren Mehmet Ayvalıtaş'ın ölümünü bile "katil devlet" hanesine yazanlara hakikat ve adalet hakkında bir şey anlatılamayacağı ümitsizliği içindeyim.

'GEZİ'CİLER CİHAT GÖKDEMİR'İ TEBRİK EDER MİYDİ
Gezi, "Şehrimizi ben yaptım oldu ceberutluğuyla idare edenlere karşı yükseltilmiş bir çığlıktı" diyorlar. Şehri koruma zorunluluğuna inanıyor ve katılıyorum. Ama soruyorum: Gezi'yi destekleyen meslek odalarından hiçbiri bu şehrin en değerli şeyini; siluetini tehdit eden Zeytinburnu'ndaki 16:9 konutlarına karşı tek bir dava bile açmadı. Nedeni1 16:9 konutlarını mahkemeye veren ve tıraşlanma kararı çıkmasını sağlamak için hukuk mücadelesi veren, bugün Şebbiha muamelesi yaptıkları İHH'nın Mavi Marmara davasını yürüten avukatıydı. Kaç Gezici, Cihat Gökdemir'I tebrik eder dersiniz? Ben söyleyeyim: Hiç. Bu yüzden inanmıyorum "Gezi ruhu" denilen şeye.