Güzel oyuncu Nilperi Şahinkaya'dan çarpıcı sözler: “Toplumsal bir baskıyı gitgide hissediyorum”

Genç, güzel ve başarılı oyuncu Nilperi Şahinkaya bir diplomat kızı. Çok iyi eğitimli, Fransızcayı ana dili gibi bilen bunun yanı sıra İngilizce, İtalyanca ve Almanca bilen Nilperi Şahinkaya Senegal’de doğmuş. Nilperi Şahinkaya ile yurt dışında pek çok ülkede geçen çocukluğunu, Türkiye’deki toplumsal dinamiklerin sanata yansımalarını konuştuk.

Genç, güzel ve başarılı oyuncu Nilperi Şahinkaya bir diplomat kızı. Çok iyi eğitimli, Fransızcayı ana dili gibi bilen bunun yanı sıra İngilizce, İtalyanca ve Almanca bilen Nilperi Şahinkaya Senegal’de doğmuş. Nilperi Şahinkaya ile yurt dışında pek çok ülkede geçen çocukluğunu, Türkiye’deki toplumsal dinamiklerin sanata yansımalarını konuştuk.

Nilperi hayatının en çok değiştirmek istediği dönemi, pişmanlık duyduğu ve şimdi olsa kabul etmezdim dediği rolü, anne ve babasının ayrılmasının kendisini nasıl etkilediğini samimiyetle anlattı… 

“TÜRKİYE’YE ÇOK HASRET BÜYÜDÜM”

1.FB: Nilperi sen Senegal’de doğmuşsun babanın görevi gereği ailen orada bulunduğu için. Sonrasında da yurt dışında uzun süre kalmışsın nasıl geçti çocukluk dönemin?

NŞ: Güzeldi, aslında çok hatırlamıyorum aslında sanki başka bir hayatmış gibi geliyor bana çok hatırlamıyorum fakat keyifliydi yani annem babam çok sevgi dolu insanlardı çok güzel vakit geçiriyorduk üçümüz, güzel kareler kaldı aklımda güzel yerlerde büyüdüm sonuç olarak. Tabi oralarda büyüdüğüm için düşünce yapım biraz oralara göre gelişti diyebilirim. Neşeli bir çocuktum, çocukluk videolarımı izliyoruz çok neşeliymişim, zıpır zıpırmışım çok eğleniyormuşuz bunları hatırlıyorum.

2.FB: Yurt dışında yaşamak sana ruhen ve sosyal olarak bir zenginlik katmış olsa gerek. Türkiye’ye geldiğinde bir kültür bocalaması oldu mu, uyum sağlamakta güçlük çektin mi?

NŞ: Hafi bocaladım. Şöyle söyleyeyim aslında Türkiye’ye çok hasret büyüdüm.  Çocukluğumdan itibaren bir an önce Türkiye’ye dönmek istiyordum o yüzden negatif tarafların çok eğilmedim, çok görmedim bunları zaman içinde daha fazla hissetmeye başladım. Tabi burada bir tık daha fazla baskı var insanların üzerinde, özellikle kadınların üzerinde; “Onu yapma, öyle yapma, öyle giyinme, kendini ifade ederken dikkat et gibi “ şeyler konusunda biraz bocaladım ilk zamanlarda diyebilirim. İnsanlar biraz fazla rahat uluyordu beni, farklı buluyorlardı o anlamda biraz sıkıntı çektim diyebilirim ama yine de ne olursa olsun ben buraya ait olduğumu hissediyorum. Herkes benim dilimi konuşuyor, herkes benim ait olduğum topraklara ait insanlar o yüzden tatlısıyla acısıyla burada olmak bana iyi geliyor. Üniversite için yurt dışına gidebilirdim, hayatımı orada sürdürebilirdim ama orayı seçmedim burada kalmayı seçtim.

“OYUNCULUK YETENEĞİMİ ANNEANNEMDEN ALMIŞIM”

3.FB: Ailende sanatla ilgilenen var mı senden başka?

NŞ: Babamın tarafında bazı ressamlar var fakat oyunculukla ilgilenen mesela anneannem çok iyi bir oyuncuymuş aslında kendisi avukat ama Ordu’da böyle rica etmişler bir oyunda oynamış ve o kadar iyi oynamış ki herkes işte günlerce anneannemi konuşmuş annem anlatır hep .

FB: Hayatta mı anneannen?

NŞ: Yok maalesef.

FB: Allah rahmet etsin.

NŞ: Çok sağ olun. Annem hep der ki bu tarafını anneannenden almışsın, onun dışında sanatçı yok. Herkes işte avukat, diplomat daha böyle bürokratik bir ailenin kızıyım.

“ÇOCUKKEN PARİS’TE İZLEDİĞİM BİR TİYATRO OYUNU İLE OYUNCU OLMAYA KARAR VERDİM”

4.FB: Peki senin oyuncu olman nasıl gelişti bu kadar bürokrasinin ağırlıklı olduğu bir aile yapısında oyuncu olmaya nasıl karar verdin?

NŞ: Şöyle yorumluyorum; ben daha mama sandalyesindeyken annem bana “kızım şimdi kız, şimdi üzül bakıyım onun mimiğini yap, onun taklidini yap “ diye benimle bu şekilde oynarmış ben de hep bu şekilde mimikler yaparmışım. Daha sonra birazcık daha büyüdükçe o videolar duruyor beni hep videoya çekermiş işte dans edermişim, taklitler yaparmışım böyle büyüdüm. Sonra şunu hatırlıyorum ben 9 yaşlarımdayken annemle babamla hep böyle tiyatrolara, baleye sanatsal performanslar izlemeye gidermişiz. Hatırlıyorum Paris’te bir oyun izlemişti o oyunun dekorunu hatırlıyorum, kostümler, dekorlar, her şey ışıl ışıl, pırıl pırıl ve şöyle demiştim; “ben orda yaşamak istiyorum” bu dünyadan çok daha keyifli bir yer diye düşünmüştüm ve oyuncu olmaya öyle karar verdim. Daha sonra annem babam bunu pek sorgulamadı zaten 9 yaşında bir çocuktum sonuç olarak. Sonra ortaokul ve lisede tiyatro atölyelerine katıldım orda da başarı yakaladım, ödüller kazandım, büyük alkışlar aldım ve dedim ki “demek ki ben gerçekten iyi bir oyuncuyum bana öyle gelmiyor”. Daha sonra konservatuara girmeye karar verdim o aşamada tabi babam biraz emin olamadı; “kızım emin misin bak gel başka bir meslek seç bu işler çok garantisiz” gibi konuşmalar tabi ki döndü ama ben çok emin olduğum için ararımın arkasında durduğum için o da tabi ki destekledi sonrasında.

“EĞİTİMLİ OLMAYAN OYUNCULAR YALNIZCA GÜZELLİKLERİ YA DA KARİZMALARI İLE İLERLEMEYE ÇALIŞIYOR”

5.FB: Sen oyunculuğun eğitimini alarak mesleğini icra ediyorsun, “alaylı” olarak tabir edilen oyuncular da var bu işin eğitimini almadan oyunculuk yapanlar da var. Sence bu işin eğitimini almak neler katıyor bir oyuncuya?

NŞ: Bir kere eğitim kesinlikle özgüven katıyor. Bu anlamda ben çok rahatım içsel olarak. Şöyle bir şey var Türkiye’de yanlış bir şey söylemek istemem ama alaylıların çoğunda fiziksel olarak kendilerini ön plana çıkararak bir şeyler yapmaya çalışıyorlar yani güzellikleriyle, mankenlik yarışmasına veya güzellik yarışmasına katılıp daha çok alaylılar bu şekilde ilerliyor çok da ülkemizde tutan da bir şey aslında. Ama ben gerçekten oyunculukla ilgilendiğimi biliyorum gerçekten yeteneğimle, çalışkanlığımla tabi ki analiz yeteneğim çok daha ön planda, bir karakteri, bir hikâyeyi analiz ederken konservatuara gitmiş olmamın getirisi bu o anlamda çok daha önde olduğumu biliyorum ve bu ömür boyu da genliğimi, güzelliğimi her şeyimi kaybettiğimde de oyunculuğa devam edeceğimi biliyorum. Ama alaylı bir çok insanda güzelliği ya da karizması ile ön planda olan bir çok insan şu anda görüyorum bunun paniğini yaşıyorlar; “ben bir gün güzelliğim gençliğim kalmadığında ne yapacağım “ diye bir panik yaşıyorlar. Bende öyle bir korku yok ben çok rahatım çünkü benim bütün derdim oyunculuk ve iyi oynadığımı da biliyorum.

6.FB. Yani iyi bir oyuncunun sahnede yaş sınırı olamaz bunu yaştan ve görüntüden bağımsız devam ettirmek için eğitim şart o zaman?

NŞ: Tabi ki eğitim şart. Bence verdiğiniz saygı ile de ilgili bir şey. Bazen genç yaştaki insanlar gelip bana soruyor; “Oyuncu olmak istiyorum sizce eğitim alayım mı?” diyorlar bence bu soruyu soran zaten eğitim almasın çünkü ben bunun eğitini almaya karar verdiğimde zaten dört yıl sevdiğim işle ilgili bir şeyler öğrenmek istediğim için eğitim almak istedim. Oyunculukla gerçekten ilgilenen eğitimini zaten almak ister.

“HALUK BİLGİNER İLE AYNI SAHNEDE OLMAK İSTERİM”

7.FB: Yurt dışında ya da Türkiye’de örnek aldığın oyuncular var mı senin için idol olarak tanımlanabilecek, bu mesleği yapmaya karar verdiğinde örnek alıp etkilendiğin isimler var mı?

NŞ: Yurt dışından Marion Cotillard, Cate Blanchett’i çok beğenirim bizim ülkemizden de Zerrin Tekindor’u çok çok beğeniyorum ayrıca İpek Bilgin ve Tilbe Saran’ı beğeniyorum.

8.FB: Sahnede bir arada olmayı hayal ettiğin ünlü sanatçılar oldu mu şu an hayatta olan ya da olmayan, “Keşke şu oyuncu ile aynı sahnede olsaydım bir filmde ya da tiyatro eserinde” diyeceğin isimler var mı?

NŞ: Haluk Bilginer var tabi ki, aslında Haluk Beyin tiyatrosunda onun atölyesinde iki sene oynadım ama aynı sahneyi ya da aynı seti paylaşma fırsatım hiç olmadı onu çok isterim. Ahmet Mümtaz Taylan’ı çok beğenirim ama onunla çalışma fırsatını yakaladım çok yakın bir zamanda. Serkan Keskin’i çok beğenirim aklıma gelenler bunlar.

“TOPLUMSAL BİR BASKIYI GİT GİDE HİSSEDİYORUM”

9.FB: Oyunculuk zor bir meslek özellikle kadın olarak bu mesleği ülkemizde icra ederken aldığın rollerde, seçtiğin senaryolarda seçim yaparken aile ya da toplum baskısı hissediyor musun üzerinde?  Yani çok güzel bir senaryo ya da proje olsa bile “ ben bunu kabul edersem yargılanır mıyım, bana farklı bir gözle bakılır mı?” endişesi yaşıyor musun?

NŞ: Biraz bunu düşünmeye başladım diyebilirim. 

10.FB: Ne sebeple bunu düşünmeye başladın önceden bunu çok dert etmiyordun sonradan mı bu kaygı oluştu?

NŞ: Evet önceden yoktu. Şöyle söyleyeyim, kendi çevremden ailemden ya da erkek arkadaşımdan öyle bir baskı yok çok şükür ki ama toplumsal bir baskıyı git gide hissediyorum. Ya da ben belki buna önem vermeye başlıyorum bilmiyorum o da olabilir. Ne bileyim mesela şu anda “ Aynen Aynen “ adlı bir dizide oynuyorum biraz kadın erkek ilişkileri üzerine ama bazı şakalar, bazı sahneler biraz bel altı mesela bunlarla ilgili müdahale etmeye başladım. Çünkü bana da fazla geldiği oluyor bunları düzeltiyoruz. Belki beş yıl önceki Nilperi bunları çok düşünmezdi ama bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum onun bir dengesi var çünkü. Çok baskı kurmam üzerimde mesela bir filmde bir sevişme sahnesi olur ve o sahne çok önemlidir onun orda olması gerekiyordur hikayenin gidişatında o zaman kabul ederim ama çok da alelade sırf bu sahne de burada olsun diye konulan bir şeyse o sahnede oynamam.

“ŞİMDİ OLSA O ROLÜ KABUL ETMEZDİM”

11.FB: Vakit geçtikçe belki sen tecrübe kazandıkça bunları daha çok sorgulayıp elemeye mi başladın? Yani bu tamamen senin kararın mı yoksa farkında olmadan toplumsal bir baskıyı içselleştirmiş olabilir misin? Hiç bunu düşündün mü?

NŞ:  Çok güzel söylediniz. Yani sanırım benimle ilgili ama doğru söylüyorsunuz bunu içselleştirmiş de olabilirim. Ama sağlıklı bir yerden içselleştirmiş olduğumu düşünüyorum yani rahatsız değilim. Mesel şimdi sesli düşünüyorum “Closer” diye bir oyunumuz vardı “Yaklaştıkça” diye mesela orada striptizci bir kızı canlandırıyordum ve sahneden bir beş dakikalık erotik bir dans yaptığım bir sahnem vardı

12.FB: Evet hatırlıyorum bu biraz konuşulmuştu değil mi?

NŞ: Çok konuşulmuştu. Şimdi şu anki aklımla kızıyorum bazı şeylere çünkü o anda orada biz o oyunu oynarken basının girmesine izin verildi oyuna. Normalde bu tür oyunlarda oyuncuyu korumak adına şimdi anlıyorum bunu da belki bir takım şeyleri kısıtlamak, engellemek gerekirdi. Orada konuşulsun diye tanıtım olsun diye bir kare çekilmiş ve öyle bir kare öyle bir an ki ben dans ederken olmamış ve sonra onu sonra gazetelerde görüyorum o mesela canımı çok sıkmıştı. Bu bizim toplumumuz ile mi ilgili bilmiyorum ama bence dünya çapında böyle şeylere dikkat etmek lazım. Mesela şimdi olsa öyle bir rolü kabul etmezdim.

“BABAMIN KARİYERİ BENİ ÇOK ETKİLİYOR”

13.FB: babanın kariyeri etkiliyor mu seni icra ettiği görev bakımından? Kendisinden sana gelen bir şey oluyor mu ya da sen kendisini düşünerek ön bir eleme yapıyor musun, etkiliyor mu seni?

NŞ: Çok etkiliyor ön eleme yapıyorum evet. Bir takım durumlarla ilgili mesela bazı görüşlerimden hiç bahsetmem konuşmam, kendime saklarım ya da çok kurallara uyan biriyimdir çocukluğumdan bu yana sanıyorum diplomat kızı olmakla ilgili, usluyumdur yani. Toplum içinde uslu biriyimdir.

“ SOSYAL MEDYADAN BESLENMEYE ÇALIŞIYORUZ”

14.FB: Bir süredir dünya ile birlikte ülkemiz de olağanüstü bir süreçten geçiyor. Pandemi ve buna baplı ekonomik ve sosyal sorunlar sanata ve sanatçılara nasıl yansıdı hayatlarınız nasıl etkilendi?

NŞ: Tabi ki kötü yansıdı. Şöyle söyleyeyim bir tiyatro oyununda oynuyorum şu anda ama ne zaman başlayacağız yeniden hala hiçbir şey bilmiyoruz ya da başladığımızda kim gelecek izlemeye onları düşünüyoruz kara kara onlara bir cevabımız yok. Diziler derseniz devam ediyor şimdi birçok set başladı oralarda çalışmaya başladılar ama şu anda o kadar başındayız ki bu işin kış bekliyor bizi, doktorlar mesela kışın yeniden canlanacak bu durum diyorlar herkes bir tedirgin. Şu anda pek önümüzü göremiyoruz ama şöyle söyleyeyim tiyatro açısından; sosyal medyadan beslenmeye çalışıyoruz. Mesela şöyle bir projemiz var; Zorlu’daki sahneyi kullanacağız sadece sahneyi kullanacağız seyircisiz olacak birçok oyuncu küçük küçük 15 dakikalık oyunlarda oynayacak. İbrahim Çiçek var bizim şu andaki oyunumuzun yönetmeni o da yönetecek ve biz bunu kameraya çekeceğiz bu tiyatro oyunlarını ve YouTube üzerinden dijital mecralardan yayınlayacağız ve o tarafı da canlı tutacağız insanların akıllarında da olacağız.

“KOMÜNİSTİ DE OYNARIM TÜRBANLIYI DA”

15.FB: Sanatçılar sosyal medyadan siyasi görüşlerini de ifade ediyorlar kimileri çok keskin muhalif ifadeler de kullanıyor Öte yandan bir grup sanatçı da “yandaş” olarak tanımlanıyor. Sanatçı her kesime sanatını sunuyor bu şekilde bakınca sanatçı siyasi görüşünü açıkça ifade etmeli mi sanatla siyasetin buluşmasını nasıl değerlendiriyorsun?

NŞ: Ben oyuncunun özel hayatında olabildiğince kimliksiz olması gerektiğine inanıyorum. Yani “şu taraftanım şöyle düşünüyorum” onlar olabildiğince bilinmemeli bence. Bir oyuncu hikâyelerle hepimizi birleştiren tarafla ilgilenmeli ben öyle yapıyorum. Hepimiz insanız evet bizi ayrıştıran taraflarımız var ama ortak özelliklerimiz çok daha fazla hepimizin korkuları var, hepimizin uykuları kaçmıştır bazen dertten kederden hepimizin hayalleri var, rüyaları var ben daha çok bu kısımla ilgileniyorum. Ben mesela yarın bir komünisti canlandırırım iki gün sonra bir türbanlı bir kızı canlandırırım. Ben bu kızların hikâyeleri ile ilgilenirim ve şu anda ben “Nilperi olarak böyle düşünüyorum, şöyle düşünüyorum” diye konuşursam inandırıcılığım gider o yüzden ben bu konu ile ilgili konuşmanın çok da manalı olduğunu düşünmüyorum.

“OYUNCU KİMLİKSİZ OLMALI”

16.FB: Sence daha nötr durup kendi içinde mi saklamalı gerçek görüşlerini sanatçılar?

NŞ: Evet yani şöyle bir şey olur; çok toplumu ilgilendiren bir konu olur temel bir konu.

17.FB: Mesela Gezi Olayları yaşandı biliyorsun bu bütün ülkeyi ilgilendiren bir konuydu bir kısım sanatçı o dönem sosyal medya paylaşımları sebebi ile hedef haline gelmişti. Sen ne düşünüyorsun böyle marjinal olaylarda toplum sosyal medya etkisi ile bir yöne doğru da gidebiliyor. Çok inandığın bir konuda bu tür olaylarda fikrini beyan eder misin?

NŞ: Onla ilgili fikrimi beyan ederim ama üslubuma da dikkat ederim çok keskin insanları yaralayan ya da siz düşmansınız biz bu taraftayız gibi değil de. Ama şuna üzülüyorum Gezi Olayları ile ilgili; mesela ben oyuncunun kimliksiz olması gerektiğini düşünüyorum ama başka bir oyuncu da benim zıtım düşünüyordur bence herkes birbirine saygı duymalı. Birbirimizi anlamamız gerektiğini, bunun çok daha önemli olduğunu yani birbirimize girmenin çok daha üzücü olduğunu düşünüyorum.

“ÇOK DA DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ DİYEMEYECEĞİM”

18.FB: Hoşgörü ve demokratik bir ortamdan söz ediyorsun. Sence ülkemizde yeterince hoşgörü ve demokratik bir ortam var mı?

NŞ: Ben çok da fazla ifade özgürlüğünün olduğunu düşünmüyorum toplumumuzda şahsen. Görüyoruz zaten kendinizi çok fazla sert bir yerden ifade ettiğinizde başınız çok ciddi belaya giriyor. Otosansür artık hepimizde var bende de var. Çok da demokratik bir ülkede yaşıyoruz diyemeyeceğim, demokrasinin temel kuralı ifade özgürlüğüdür ama bizde çok işlemiyor maalesef.

19.FB: Sosyal medya ile ilgili kısıtlamalar ve yeniden yapılandırma gibi konuşmalar var gündemde. Sosyal medyayı kendimize göre uyarlayalım, düzenleyelim şeklinde bir görüş var sence bu tür düzenlemeler gerekli mi, sorunları çözer mi?

NŞ:  Kesinlikle gereksiz bence. Aslında detaylarını bilmiyorum tabi ama nasıl uygulanacak kötüye kullanılacak mı detaylarını görmek lazım. 

“TİYATRODAN ALDIĞIMIZ PAARALAR HARÇLIK, HİÇ PARA BİLE DEĞİL”

20.FB: Oyunculuk konforlu bir hayatı sürdürmek için yeterli geliri elde etmeye uygun bir meslek mi ülkemizde?

NŞ: Evet yani diziler sayesinde ya da reklam alırsanız reklamlar sayesinde bu anlamda evet. Ama sadece tiyatro ile olmuyor asla. Tiyatroda aldığımız paralar harçlık yani öyle söyleyeyim hiç para bile değil. Tiyatro ile geçinmek isteyen bir sanatçı aynı anda 5-6 oyunda oynamalı o da ucu ucuna o parayı denk getirebilmesi için.

“BİRÇOK İYİ OYUNCU DİZİLERDEKİ ROLLERİNE ÇALIŞMIYOR”

21.FB: Bazı oyuncular dizilere karşı çok rijit ve dizi oyunculuğunu oyunculuk olarak kabul etmiyorlar sadece geçi kapısı gibi görenler var. Sen nasıl bakıyorsun dizi oyunculuğu mesleki tatmin sağlamanda yeterli oluyor mu? Tiyatrodan yeterli geliri elde etsen sen de dizilere kapıları kapatır mısın yoksa dizi oyunculuğundan keyif alıyor musun?

NŞ: Kapıyı kapamam keyif alıyorum. Tamamen bakış açısı ile ilgili bir şey o. Birçok oyuncu para için yapıyor ama görüyorum o oyuncular iyi oyuncu olmasına rağmen mesela çok çalışmıyorlar o role. Ben dizide de rolüme çok iyi çalışıp içtenlikle oynayarak o tatmine ulaşıyorum şahsen. Dizi dünyasında bir de şöyle bir şey var herkes der ya; “biz bir aile olduk, bir aile olduk” gerçekten o rutin benim hoşuma gidiyor her sabah sete gitmek aynı insanları görmek, onlarla oynamak benim hoşuma gidiyor başka bir keyfi var dizi oyunculuğunun.

“BİR İNSAN EVLENMEK ZORUNDA DEĞİL”

22.FB Aile olmaktan söz etmişken senin böyle planların var mı evlenmek ile ilgili. Bir erkek arkadaşın var ve çok da iyi giden bir ilişkiniz var geçtiğimiz günlerde çok kesin bir dille evlenmediğini düşünmediğin ile ilgili haber yansıdı basına.

NŞ: Aslında evlenmeyi düşünmüyorum demedim ama mesela bakın bu da biraz baskı ile ilgili bir şey aslında toplumsal bir baskı. Biriyle birlikteysen “evlenecek misiniz, ne zaman evleneceksiniz “ gibi sorular soruluyor buna tepki olarak söyledim. Bir insan evlenmek zorunda değil bence dedim. Bir insan bir partner ile ömür boyu aynı çatı altında yaşayabilir dedim ama kendim için aslında evlilik olabilir bilmiyorum bu konuyu daha Emre ile konuşmadık, olmayabilir de. Çocuk yapmak isterim açıkçası ama nasıl desem bu konularla ilgili hiç oturup düşünmedim.

23.FB: Yani vakti geldiğinde, içinden geldiğinde uygun bir ortam olur ise kapılar kapalı değil anladığım kadarı ile evlenebilirim diyorsun öyle mi?

NŞ: Evet evet. Ama bu dediğiniz şey çok doğru bu bizde toplumsal bir baskı bu yurt dışında yok mesela.  “Evlenecek misin, evlenmen lazım, çocuk yapman lazım “ gibi bir sürü söylemler var o da insanda tepki oluşturuyor.

“BİZİM ÜLKEMİZDE EVLENMEDEN ZOR”

24.FB: Evlenmeden de çocuk sahibi olup aynı çatı altında düzgün bir hayat sürerim diyebiliyor musun mesela bizim ülkemizde bu mümkün mü?

NŞ: Bizim ülkemizde biraz zor gibi geliyor bana ama bence Nilperi’ye soruyorsanız bunu “evet”. Çünkü evlilik sadece bir imza ben hayat partnerime sadık bir şekilde güzel ahlaklı bir şekilde yaşayabiliyor isem, bir çocuk yaptıysak o güzel bir şekilde babalığını yapıyorsa ben anneliğimi yapıyorsam kimse evlenmek zorunda değil aslında.

“MACERACI BİRİ DEĞİLİM”

25.FB: Mesleğini yurt dışında sürdürmeyi düşündün mü hiç ya da o tür bir hedefin var mı?

NŞ: Bunları yavaş yavaş konuşuyoruz Emre ile erkek arkadaşımla. “Artık orada da bir menajer ile çalış, bir ayağın orada olsun güzel olur”  gibi konuşmalar dönüyor biraz şimdi gözümde büyüyor diyebilirim. Diyelim ki oldu, diyelim ki hadi gel film çekiyoruz dediler biraz fazla gözümde büyüyor ben konforumu da seven biriyim, alıştığım rutinim var onu da çok seviyorum o rutini çok bozan maceracı  biri değilim aslında. Fikir olarak güzel geliyor ama onun da yükü var, sorumlulukları var onları şimdi kafamda netleştirmeye çalışıyorum alabilir miyim o sorumluluğu o kadar enerjim var mı o hayat enerjisi bende var mı şu anda bunları düşünüyorum.

“20’Lİ YAŞLARIMIN BAŞINI DEĞİŞTİRMEK İSTERDİM”

26.FB: Sana bir fırsat sunulsa adeta bir sihirli değnek olsa ve hayatında sadece bir şeyi değiştirme olanağın olsa neyi değiştirmek isterdin?

NŞ: 20’li yaşlarımı özellikle 20’li yaşlarımın başını değiştirmek isterdim. Şu anda 32 yaşındayım 20’li yaşlarımı biraz fazla heba edip kendimi fazla yıpratmışım. Biraz daha o kısmı değiştirmek isterdim biraz daha özgüveni tam, geleceğe ve hayata güvenen bir Nilperi olmak isterdim 20’li yaşlarımda kendini bu kadar harap etmeyen bir Nilperi.

27.FB: Bunu ne anlamda söylüyorsun o yaşlarda her şeyi çok fazla mı kafana takıyordun, ya da gelecek korkusu mu vardı?

NŞ: Evet vardı çok fazla gelecek korkusu vardı tabi o her şeye yansıyordu hayatımda belki bir tık daha öfkeli biriydim. Daha panik biriydim keşke öyle yapmasaydım sadece iş düşünüyordum başka hiçbir şey düşünmüyordum keşke biraz daha kendime vakit ayırsaydım gezseydim tozsaydım yurt dışına gitseydim gezilere çıksaydım biraz daha hayatın tadını çıkarsaydım keşke. Keşke gelecekte her şey güzel olacak bilinci ile hareket etseydim.

“ANNEMİN VE BABAMIN KÜS KALMASININ BENİM ÜZERİMDE ÇOK NEGATİF ETKİSİ OLDU”

28.FB: Bir röportajında annenle babanın ayrıldığını okumuştum. 20’li yaşlarında gelecek endişesi yaşamanda anne ve babanın boşanmasının etkileri oldu mu?

NŞ: Anne baba ayrılabilir hatta bazen çok daha sağlıklı olabilir ayrılmaları ama nasıl ayrıldıkları nasıl boşandıkları çok önemli o boşanma sürecinde, boşanmadan sonraki süreçte birbirlerine saygı duyduklarını görmek, iletişimlerinin iyi olduğunu görmek iki insan olarak çocuğa çok etki ediyor. Mesela benim annemle babam gerçekten bir birine küsmüştü ve o bende etki etti evet. Yıllarca belki bir 15 yıl görüşmediler, konuşmadılar bunun benim üzerimde çok negatif etkisi olduğunu düşünüyorum. Onlar da bunu şimdi bildiği ve kabul ettiği için rahatlıkla söylüyorum şimdi çok daha iyi araları. Bence bu çok önemli. Anne ile babanın ilişkisi çok önemli. Bazen birçok insan evli kalıyor ama saygısızlık varsa çocuk o saygısızlığı görerek büyüyorsa yine etkileniyor.

“KARŞI CİNSLE İLETİŞİM KURMAYI VE GÜVENMEYİ BİLMİYORDUM”

29.FB: Anne babanın ayrılığı dolayısı ile yaşadığın olumsuz süreç senin ikili ilişkilerine yansıdı mı? Şu an çok güzel bir ilişki yaşıyorsun ama bu güzel ilişkiyi yakalayıncaya kadar hiç korkuların oldu mu mutlu ve güzel bir ilişki sürdürmek konusunda? Ailenin boşanma süreci bu anlamda sende bir kırgınlığa sebep oldu mu?

NŞ: Çok oldu gerçekten o yirmili yaşlarımda yaladıklarımın bu da bir parçası o bahsettiğim zaman içinde çok düzgün bir ilişkim olmadı benim, ilk ilişkim Emre aslında şu anki sevgilim. Bugüne kadar hiç kimse ile olmuyordu çok kısa sürüyordu ilişkim zaten çok az ilişki yaşayabildim. Buradan geriye dönüp baktığımda nasıl iletişim kurmam gerektiğini çok bilmiyormuşum ya da güvenmiyormuşum belki karşı cinse o yüzden belki de bende güvenilmez duruyordum karşı taraftan bakıldığında. O zamanlar biri bana bunu söyleseydi “Hayır hiç öyle değil” derdim ama bunu zaman içinde yaşadıklarımla düzeltip, annemin, babamın da aslında aralarının iyileşmesinin etkili olduğunu düşünüyorum bu zaman içinde böyle düzeldi iyileşti ve Emre’yi buldum, Emre çıktı karşıma. Ben hiçbir şeyin sebepsiz olmadığını düşünüyorum hiçbir şeyin tesadüf olmadığını düşünüyorum.

30.FB: Evet derler ya “Sen değiş dünya değişsin” sende de böyle olmuş sanıyorum. Çok teşekkür ederim çok samimi ve güzel bir sohbet oldu.

NŞ: Ben size çok teşekkür ederim beni çok mutlu ettiniz teşekkürler.