Gişe sinemacıları bu kez fena çuvalladı!

Sinema-TV eleştirmenimiz Murat Tolga Şen, Mars Group ile Şahan Gökbakar,Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz'ın başını çektiği yapımcıların 'mısır' kavgasını yorumladı.

Cinemaximum salonlarını işleten Mars Grubu ve Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar gibi balina yapımcılar arasındaki kavga uzlaşmayla sonuçlanacak gibi görünüyor.

Dün Birgün gazetesinin olaya sonradan uyanırcasına yayınladığı haberde, yaşanan çatışma üzerine bakanlığın duruma el attığı, taraflar arasında neredeyse anlaşma sağlandığı ibaresi yer alıyordu. İyi ne güzel, anlaşsınlar ama bu olay benim yıllardır diğer eleştirmenlere karşı bile savunduğum gişe sinemasının ve sinemacılarının gerekliliği düşüncelerimi değiştirdi. 

Ne saloncunun ne de yapımcının derdinin sinema olmadığını net bir şekilde gördüm. 

Birgün’deki haber, sanki bakanlık olaya yeni karışmış gibi aktarıyor ama öyle değil. Yeni sinema yasası teklifi epeydir meclis gündeminde ve bu teklifte zaten sinema salonu işletmecilerinin, izleyici sayısının artırılmasına yönelik kampanya ve toplu satış faaliyetlerini ancak filmin yapımcısı ve varsa dağıtımcısı ile yapılacak sözleşmeler aracılığı ile gerçekleştireceği yönünde bir madde var. 

İşte kavganın sebebi de bu. Yapımcının lehine olan bu madde yüzünden süreç uzadı çünkü Mars’ın Kurumsal İlişkiler Direktörü Aslı Irmak Acar, Cengiz Semercioğlu'na verdiği röportajda, Ankara’da yeni sinema yasasının oluşturacak kanun teklifinin kendi istedikleri gibi yasalaşması için kulis yaptıklarını adeta itiraf etti. Yapımcılar, Mars Grubu’nun kulis yaptığını haber aldı ve kazan kaldırdılar. Bütün pazarlıklar da bu madde üzerinden yapılıyor ve sanırım anlaşmak üzereler. 

Peki ya teklifin geri kalanı? Gerisi balina yapımcılarının pek umurlarında değil ancak bu kanun teklifinde sansür olarak yorumlanabilecek ve pekala uygulanabilecek pek çok madde var. ¨Uygun görülmeyen filmler ticari gösterime sokulamaz¨ gibi mesela... Kimin, neyi uygun gördüğü muallak ve bu duruma Reis Çelik’in başkanlığını yaptığı Film Yönetmenleri Derneği görüş bildirimi yaparak itiraz ederken gişe sinemacılarının derdi yapımcı payını arttırmaktan ibaret! 

Yıllardır da bu böyleydi, bağımsız sinemacıların ne şartlarda film çektiğini, bu filmleri nasıl gösterdiklerini zerre umursamadılar. Sinema salonu işletmecilerinin bu işi sürükleyeceği yeri gören de, itiraz eden de hep bağımsızlar oldu ama seslerini kimse duymadı. Kaan Müjdeci bu felaketin belgeselini çekti, lütfen girin Youtube’a izleyin: Kapalı Gişe 

Çünkü Cengiz Semercioğlu gibi popüler gazeteciler onlarla röportaj yapmadı. Eline mısır kovasını alıp tekelci saloncu ile poz vermek ve manşete de ¨Türk Halkını Filmsiz Bırakmayız¨ müjdesini çakmak daha önemli çünkü! Meselenin her tarafındaki herkes küpünü doldurdu ve görünen o ki o küp ne kadar dolsa da yetmiyor!

Gişe sinemacıları bu kez fena çuvalladı. Saloncularla aralarındaki avlanma rekabetini de halk için savaşırmış gibi yaparak maskeliyorlar. Bence çok ayıp ediyorlar ve artık onlara sinemacı demesek bile olur, mısırcı-promosyoncu gibi başka tanımlamalar bulmak lazım.

murattolga@gmail.com