Fox Ana Haber'in kaptanı Doğan Şentürk Medyaradar'a konuştu: Fatih Portakal'ın ayrılığına...

FOX Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, Medyaradar'ın usta röportajcısı Figen Balcı'ya konuk oldu.

FOX Haber'in başarılı genel yayın yönetmeni Doğan Şentürk şapkasından anchorman çıkarması ile ünlü...Önce Fatih Portakal’ı FOX Ana Haber ile Türkiye’ye mal eden Doğan Şentürk’ün son keşfi ise Selçuk Tepeli oldu.
Doğan Şentürk ile Fatih Portakal’ın FOX’dan ayrılması, Selçuk Tepeli’nin nasıl gündeme geldiği ve RTÜK’ün televizyon kanallarına uyguladığı cezalar başta olmak üzere habercilik ve yayıncılık ile ilgili pek çok konuyu konuştuk. 

“FOX ANA HABER REYTİNGLERİ DAHA DA ARTMA EĞİLİMİNDE"

1) Figen Balcı: Yeni yayın dönemi hayırlı olsun nasıl gidiyor yeni dönem reytingler nasıl?

Doğan Şentürk: Oldukça memnunum. Reytingler gayet iyi. Geçmişteki ortalamalarımız ile devam ediyoruz.

2) F.B: Selçuk Tepeli ile başlayan bir yeni yayın dönemi oldu 7 Eylül’de. Bunun bir etkisini reytinglerde görmediniz mi? Yükselme ya da düşme şeklinde, stabil mi seyrediyor reytingler?

D.Ş: Stabil diyemeyiz aksine yükselme eğiliminde. Kanaatim odur ki önümüzdeki günlerde daha da yükselecek.

3)F.B: FOX'un daimi bir izleyici kitlesi var onlar için ana haber sunucusunun değişmesi çok da etkili olmadı mı bu durumda? Bunu neye bağlıyorsunuz?

D.Ş:Kurumsal bakışımıza bağlıyorum, haberin felsefesine bağlıyorum, prensiplerine bağlıyorum, Sorgulayan ve saklamayan bir haber merkezi olmamıza bağlıyorum. Haber Merkezine uyan bir anchorman olmasına da bağlıyorum Selçuk’un. Ama bu demek değil ki Haber Merkezi var ama anchorman’in sunan kişinin bu anlamda rolü yok diye bir şey asla söylenmez. Fatih bu haber merkezinin felsefesine uygun bir isimdi ve çok büyük katkılar çok büyük değer katarak FOX Haber’in bir yere gelmesine emek sarf etti. Aynı katkıyı zaten Selçuk’tan da görebileceğimizi öngördüğümüz için kendisiyle çalışmaya karar verdik.

“ANA HABER İÇİN KURUM İÇİNDEN İSİMLERİ DE DEĞERLENDİRDİK”

4) F.B: Peki Fatih Portakal ayrılma kararını size bildirdikten sonra bu tercihi yaparken hiç şöyle bir şey gündeme geldi mi; “ Biz içimizden bir isimle devam edelim bu boşluğu kendi yapımız içinde dolduralım” diye düşündünüz mü yoksa doğrudan dışarıdan bir isim arayışına mı girdiniz? Bu süreci de merak ediyoruz hepimiz.

D.Ş: Ben çok düşünen bir yayın yönetmeniyim maçı kafamda oynayan bir insanım yani Fatih ayrılmadan önce de gerek piyasadan gerek içerden potansiyelleri takibe alan ve potansiyeller oluşturan bir yapım var. Dolayısı ile kendimin bu kadar ince eleyip sık dokuyan birisi olduğumu düşünüyorum.  Tabi ki hem içerdeki alternatifleri hem dışardaki alternatifleri kılı kırk yararak bir süzgeçten geçirdim hatta kendi kurmaylarım, arkadaşlarımla da durum değerlendirmesi yaptım. Ama dediğim gibi hem iç alternatiflerin, hem dış alternatiflerin hepsini kurumsal olarak gözden geçirdik ve doğru kararı verdiğime inanıyorum.

5)F.B: Siz bu işin matematiğini kurgularken içerdeki isimleri de değerlendirirken bunu onlara telaffuz ettiniz mi, içeriden değerlendirmeye giren isimlerin bundan haberleri var mıydı?

D.Ş:  Hayır hayır… Kurum içinde düşündüklerimi hiçbir zaman kendilerine deklere etmedim ama buna kararı hem kurum içinden hem kurum dışından alternatifleri değerlendirerek masa üzerine koyarak verdiğime emin olabilirsiniz. Bütün yönleri ile işi hedefledim bu ciddi bir iş ve bütün mühendislik hesaplarını yapmamız gerekiyordu ben de bu hesapları yaptığıma inanıyorum.

“AKİT TV’Yİ NİYE KAPATMIYORSUNUZ? “

6) F.B: Halk TV’ye uygulanan 5 günlük ekran karartma kararını nasıl değerlendiriyorsunuz.

D.Ş: Görüşlerimizi zaten ana haber bültenlerinde sürekli olarak yansıtıyoruz. Gelişmeler, yaşanan çok kötü. Bu yaşanan ürkütücü. TELE 1’in kapatılmasına da tepki göstermiştik. Hatta yeni yayın dönemi öncesi her yıl geleneksel olarak yayına çıkıp FOX’un yayın ilkelerini hatırlatıyorum. Bu yıl da yine yeni yayın dönemi öncesi 6 Eylül’de FOX Ana Haber’e çıktım ve oradan da TELE1’in yanında olduğumuzu ifade ettim. Her türlü haber alma hürriyetinin yanındayız ve bu hürriyeti engelleyenlere karşı da tepkimizi ortaya koyuyoruz ve koyacağız. Çünkü antidemokratik uygulamalara karşıyız. Bir de Figen Hanım o kadar kara komik bir durum var ki.. Atatürk İlke ve İnkılaplarına aykırı yayın yapmaktan kapattılar Halk TV’yi. AKİT TV’yi niye kapatmıyorsunuz? Atatürk İlke ve İnkılaplarına aykırı yayın yapan somut bir örnek.

“BU TİP CEZALAR RTÜK’ÜN KENDİSİNE ZARAR VERİYOR”

7) F.B: FOX ‘un da Nisan ayında aldığı bir ceza var o zaman Fatih Portakal yayında idi ve 30-31 Mart ve 1 Nisan yayınlarında pandemi süreci ile ilgili yorumları ile halkı isyana teşvik ettiği ve benzeri gerekçelerle FOX’a bir ceza uygulandı. O süreçte neler yaşadınız bu olay sizin yayıncılık motivasyonunuz ve yayın akışlarınızı etkiliyor mu?

D.Ş: Hayır hayır… Bildiğimiz inandığımız değerlerin peşinden her türlü engele rağmen gideriz. Yayın durdurma, ceza verme bilmem ne bizi durduramaz. Biz gazeteciliğin gereğini yapıyoruz; objektif, tarafsız, saklamadan, her haberi verdiğimize inanıyoruz. Bakın bu tip cezalar aslında RTÜK’ün kendisine zarar veriyor. Aldıkları kararların orta vadeli ve uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmiyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde bu tip baskılara izin verilmemeli.

“FATİH’İN KARARINA SAYGI DUYUYORUM FAKAT ZAMANSIZ, GEREKSİZ VE YERSİZ BULUYORUM”

8)F.B: Peki Fatih Portakal’ı yoran süreçlerden biri de bu mu oldu sizce? RTÜK’ün bu tavrı bardağı taşıran son damla mı oldu? Hiç böyle bir şey konuştunuz mu?

D.Ş: Hayır hayır alakası yok. Fatih öyle bir kişiliğe sahip bir adam değil.  Fatih 10 yılı aşkın süredir FOX’un Ana Haber anchorman’i dolayısı ile dedim ya ben devir teslim yayınında da söyledim; “ biz bu iktidarın a halini, de halini, den halini yalın halini her türlü hallerini gördük. Kalkıp da “bu bizi yordu, bardağı taşıran son damla oldu” falan böyle bir şey yok. Fatih'in mesleğe ara vermesi ya da bırakması kendi kararı. İleriye dönük olarak bu bir nokta mı noktalı virgül mü tamamen kendini biraz özel yaşamına, ailesine toprağına, bahçesine, denizine zaman ayırması ile ilgili. Elbette bu meslek Türkiye’de çok zorluklar içinde yapılıyor hepimiz yorgunuz hepimiz korkuları ile yapıyoruz ama korkularımızın esiri olmuyoruz ama elbette endişeler yaşıyoruz. Bunu hiç ayırt etmeden söylüyorum; yandaş, candaş, yoldaş ayırt etmeksizin bütün meslektaşlarımı da içine katıyorum, o taraf bu taraf diye de ayrım yapmıyorum. Türkiye’de gazetecilik zor bir meslek.

Bizden önce de zordu bizimle de zor bundan sonra da zor belki şu anda en zor günlerini yaşıyoruz, geçmişten daha zor günler yaşadığımızı bizden önce bu mesleği yaşayan abilerimiz söylüyorlar bu kadarını görmediklerini söylüyorlar biz de katılıyoruz okuduklarımızdan öğrendiklerimizden geçmişe dair. Yoruluyoruz ama bunlar hiçbir zaman Fatih’in mesleğini yapmasına engel olmadı, Fatih tamamen kişisel ve insani nedenlerden dolayı bırakma kararı aldı, kendisini ikna etmek için de biliyorsunuz uğraştım. Ben tekrar söylüyorum aldığı karara saygı duyuyorum fakat “zamansız,  gereksiz ve yersiz ” bulduğumu bir kez daha yinelemek istiyorum.

“SELÇUK TEPELİ İLE ÇALIŞMAKTAN DA MUTLUYUM”

9) F.B: 7 Eylül yeni yayın dönemi yayınınızda izledik, adeta bir devir teslimdi Fatih Portakal ve Selçuk Tepeli arasında. Orada şöyle bir söz söylemişti Fatih Portakal ; “Ben ara veriyorum, bırakmıyorum ama bırakabilirim de henüz karar vermedim”. Bir gün “ Ben dönmek istiyorum, tekrar yuvama dönmek istiyorum” dese ne dersiniz?

D.Ş: Şimdiden Fatih bunu dese naparım, demese naparım gibi bir şey düşünmek istemiyorum. Bunu zaman, o anki şartlar, benim durumum, onun durumu bunlar belirleyecek. Yani Fatih’in kısa dönem için böyle bir taleple geleceğini onun dostu olan yakından tanıyan birisi olarak düşünmüyorum. Dolayısı ile uzun vadede de tekrar söylediğim gibi peşinen şöyle yaparım, böyle yaparım demek de ne kadar gerçekçi olur onu bilemem ama şunu biliyorum ki Fatih ana haberi bıraktıktan sonra doğru bir isimle doldurduk onunla çalışmaktan da mutluyuz, Fatih’in bıraktığı yerden daha da çıtayı ileriye götüreceğine, bu çıtayı yükselteceğine çok eminim. Selçuk Tepeli ile çalışmaktan da mutluyum, hem takımın bir parçası olarak hem bizim Fox Haber Merkezi’nin ekrandaki imzalarından biri olarak mutluyum. Ama dediğim gibi Fatih de şu an bizim bir parçamız. Fox Haber ailesinin bir parçası ve burdan da gayet güzel anılarla, güzel birlikteliklerle ayrıldık. Bizim Fatih ile sonsuz bir dostluğumuz var o gün gelirse değerlendiririz.

“HÜKÜMETE ANGAJE BİR MEDYA ÇOĞUNLUĞU VAR”

10) F.B: Olay TV ve Sözcü TV’nin yayına başlama çalışmaları devam ediyor her iki kanalın da sizin izleyici kitlenize yönelik, yayınlar yapacağı öngörüsü ile baktığımızda bu kanalların yayınları sizin izleyici kitlenizin azalmasına neden olur mu? Bu durum sizin yayın politikalarınıza yansır mı?

D.Ş: Prensip olarak temel olarak şunu söyleyebilirim; Türkiye’de özgür yayıncılık yapan kurumların, markaların artması her zaman sektöre büyük katkı sağlar, bize de FOX Haber olarak büyük katkı sağlar çünkü hem güçlü ve bağımsız bir medya olgusu ortaya çıkar ki bu çok önemli. Bugünlerde hükümete angaje bir medya çoğunluğu var biliyorsunuz sektörde dolayısıyla da bunun dengelenmesi her zaman demokrasi için kutuplaşmış toplum için ve dediğim gibi tarafsız ve özgür yayıncılık çok gerekli. Bunların olmaması için veya bunların önlenmesi için gerekli. Toplumu kutuplaştırmadan objektif ve sadece gazetecilik yapılan yerler olduğu sürece ben inanıyorum ki her iki kanalın Haber Merkezlerinin başlarındaki insanlar çok yakın arkadaşlarım şimdiden onlara da başarılar diliyorum. Toplumu kutuplaştırmak yerine tamamen sorgulayan ve soran gazetecilik saiki ile saklamadan gazetecilik yapacaklarına inanıyorum bu bizim için de önemli rekabet açısından. Bizim de kendimizi tek başına piyasada görmememiz ve metal yorgunluğuna düşmememiz açısından önemli. Ama televizyonculuk bir matematik işi, dolayısı ile biz zaten rekabet edebilecek bir kurumuz yıllardır bu rekabeti en üst seviyede tutan bir haber merkeziyiz. Birinci olmak, yükselmek veya lider olmak önemli değil orada kalabilmek önemli. İstikrarlı ve sürdürülebilir bir statüye gelmek önemli, benim arkadaşlarımla felsefemiz daima bu olmuştur dolayısı ile hiçbir zaman ayaklarımızı yerden kesmedik 13 yıldır. Bundan sonra da hiçbir vesile ile keseceğimizi düşünmüyorum.

“ŞİRKETİN PARALARINI HABERCİLİK ŞEHVETİ İLE SAÇABİLECEK BİR FELSEFEMİZ YOK”

11) F.B: FOX’un bir Haber kanalı gündemdeydi tam pandemiden önce hayata geçecek gibiydi böyle bir düşünceniz var mı hala?

D.Ş: Gündemdeydi demek yanlış olur Figen Hanım. Biraz da sektörün ve izleyicinin bizden beklentisiydi öyle diyelim. Çünkü FOX Haber markası marka olarak brand olarak çok iyi bir yerde. Bir boşluk da var şu andaki haber kanallarının çok etliye sütlüye dokunmadan yaptığı yayınlar bu boşluğu doğurdu. Her halde az önce bahsettiğiniz o iki televizyonun kurulması da bu boşluktan kaynaklandı. Dolayısı ile mesele o boşluğu doldurmakta. O boşluğu hem felsefe açısından hem kreativite açısından hem inovasyon hem kalite açısından doldurulması önemli. Dolayısı ile bizim de FOX Haber markasının bir haber kanalı sadece haber veren bir haber kanalı olmasına dair çok istek vardı kamuoyunda. Doğrusunu isterseniz biz de bu markanın değerinin farkındayız bunu yapabilecek de güçteyiz fakat dediğim gibi bu bizim tek başımıza da verebileceğimiz bir karar değil. Bu kararın iki parametresi var birincisi biz çok uluslu bir şirketiz, uluslararası bir şirketiz dolayısı ile bu şirketin politikalarının bu yönde bizim isteklerimizle örtüşmesi gerekiyor, onay mekanizmalarının alınması gerekiyor. İkincisi de bu anlamda piyasadaki reklam pazarının buna cevap vermesi gerekiyor. Dolayısı ile biz hani haber kanalı açalım, şunu da transfer edelim, bunu da transfer edelim şu kadar para verelim şunu da alalım deyip de öyle bu şirketin paralarını habercilik şehveti ile saçabilecek bir felsefemiz yok. Biz tamamen her şeyi hesaplayarak, kitaplayarak giden bir kanalız. Biz attığımız taşın ürküttüğümüz kurbağaya denk gelmesini hesaplayan bir yapıya sahibiz. Reklamdan ve izleyiciden başka gelirimiz yok dolayısı ile yapılacak işler maalesef Türkiye’de ekonomi, pandemi, reklam pazarının durumu kestirilebilir bir ortam olmaması malum görüyorsunuz ekonomide yaşananları. Bunların hepsine projeksiyon çizilirken dikkat edilmesi lazım. Dolayısı ile biz ince ayrıntılı hesaplar yapan bir yapıya sahibiz ama dediğim gibi markamızın değerinin de farkındayız. Gelişmeler bununla ilgili neye karar vereceğimizi gösterir ama dediğim gibi öncelikle yapacağımız işi çok ciddiye almak, böyle çok ince hesaplayan bir kanalız bizim için bu önemli.

“HİÇ KİMSENİN PEŞİNDEN KOŞTURAN BİR KANAL DEĞİLİZ”

12) F.B: Siz objektif habercilik ilkesi ile yayıncılık yapmayı hedeflediğini ifade eden bir kanalsınız. Yayınlarınıza baktığımızda Cumhur İttifakı olarak adlandırdığımız AK Parti ve MHP kanadından çok fazla isim görülemiyor FOX ekranlarında bu tamamen kendilerinin tercihi mi yoksa sizin de bir mesafeli duruşunuz var mı? Yahut bu mesafeyi yok etmek ve ekranda herkese yer vermek için özel bir çabanız oluyor mu?

D.Ş: Biz gelene hoş geldin deriz, buyurun deriz söz hakkı tanırız gelmeyene de neden gelmedin demeyiz hiç kimsenin de peşinden koşturan bir kanal değiliz. FOX Haberin markası belli, etkinliği belli, ulaştığı seyirci belli, reytingleri belli, gücü belli bu markanın dışardaki algısı belli isteyen gelir isteyen gelmez hiç öyle bir derdimiz olmadı. Gelen gelir ve gelenin faydasınadır çünkü kendini daha çok insana duyurur. Ama özel olarak öyle şu gelmesin bu gelmesin diye bir kategori yapmıyoruz iktidarından ana muhalefetine, ana muhalefetinden muhalefetine herkese kapımız açık. Sabahleyin İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat’in bir başka adı; “ Demokrasi Meydanı”  Bu demokrasi meydanından pek çok kişi geldi geçti. Biliyorsunuz Türkiye’nin en büyük seçimi olan geçtiğimiz yıl 31 Mart ve 23 Haziran seçimi arasında iki aday Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu tercihini İsmail Küçükkaya’dan yana koydu. Bu da bizim ne kadar güvenilir olduğumuzu, ne kadar güçlü olduğumuzu ne kadar inandırıcı olduğumuzu gösteren en büyük delildir. Dolayısı ile pek çok kişi de geldi genelde geliyor da ayrıca iktidardan şu geldi bu gelmiyor diyemeyiz pek çok isim de geliyor. Biz davet ediyoruz onlar da katılıyorlar, katılmayanlar için de neden katılmıyorsunuz demiyoruz. Bizim herkese kapımız açık ama bizim bir şartımız var, bir prensibi ortaya koyuyoruz gelen insana biz teşne olmayız, soruları önceden vermeyiz, istediği soruları soran bir kanal değiliz biz kim gelirse gelsin ister iktidar gelsin ister ana muhalefet gelsin ister muhalefet gelsin biz toplumun merak ettiği her türlü soruyu sorarız, saklamayız, sorgularız. Biz gazetecilik yapıyoruz. Biz buraya gelenlerle ne pazarlığa açık olan bir kanalız ne de teşne olan bir kanalız dolayısı ile burası bir demokrasi meydanı hem İsmail Küçükkaya hem Selçuk Tepeli hem diğer arkadaşlarımız gelen insana her türlü soruyu sorar onlar da gelir bu sorulara cevap vermek isteyen veriri vermek istemeyen de vermez.

“PANDEMİ SÜRECİNDE İNSANLARIN HABER ALDIĞI GÜVENDİĞİ BİR LİMAN OLDULAR”

13) FB: Pandemi süreci haberciliği nasıl etkiledi sizin muhabirlerinizi, kameramanlarınızı, sahadaki ekipleriniz zorlanıyorlar mı? Pandeminin haberciliğe yansımaları nasıl oldu?

D.Ş: Bence onlar birer kahraman. Şu anda pek çok şirket biliyorsunuz evden çalışıyor. Bizim şirketimizin de pek çok birimi evden çalışıyor, olması gereken bu dünyada da böyle zaten.. Bu virüs çok acımasız, çok gaddar bir virüs, görüntüleri görüyorsunuz yoğun bakımlarda entübe olmuş hastaların durumunu görüyorsunuz ama bu süreçte sağlık çalışanları çalışmak zorunda bir de haberciler çalışmak zorunda. Ben de kendi haber merkezimle gurur duyuyorum pandemi başladı başlayalı sahadalar arkadaşlarım, büyük risk altındalar hepsinin ailesi var hepsinin eşi, çocukları, annesi babası kardeşleri var ve hepsi de bu risk altında çalışan insanlar ve bu görevi de gerçekten layıkı ile yaptılar.  Bu pandemi sürecinde insanların haber aldığı güvendiği bir liman oldular. Pandemide izlenirlik anlamında toplumun bizi referans göstermesinden çok mutluyuz. Ama tabi bu risk altında arkadaşlarımızın çalışması da bizi üzüyor. Biz de tabi ki sadece üzülmüyoruz önlem de aldık; hem kurumsal anlamda önlemler aldık Genel Müdürümüz Cenk Soner bu konuda çabuk refleks gösterdi ve gerek şirket içerisinde önlemler aldık gerek hijyen koşullarından gerek misafirlerin bu süreçte gelip gitmesi konusundaki hassasiyetimiz, kapıda kontroller, yemekhanede kontroller hemşiremiz, doktorumuz, sağlık personelimiz bu anlamda gereken önlemler alındı biz de haber merkezi olarak shiftlere (vardiya) bölündük Figen Hanım birer haftalık shiftlerle çalışıyoruz. Hem ekibin sosyal mesafesini korumak hem de o riski biraz daha minimalize etmek anlamında bir de malum bir yerde bir bulaş, riskli taşıyıcı görüldüğünde bütün çalışan kesim temaslı kesimi kontrol altına almak gerekiyor. Allah korusun şu ana kadar böyle bir şey aldığımız tedbirlerden dolayı olmadı ama bundan sonra olursa da evdeki hazır kuvveti getirip mevcut kadroyu kontrol altına almak için bu shift yoluna gidildi Ocak ayına kadar da en azından böyle götüreceğiz, göreceğiz en azından iş nereye evriliyor. Bu durum arkadaşlarımızın ailelerine daha çok zaman ayırmalarını da sağlıyor böylece psikolojik durumlarını da iyi tutuyor dolayısıyla şu anda shiftli çalışıyoruz ama bu pandemi süresince riski minimalize etmek için elimizden geleni yaptık ama ne kadar bunu başarabiliriz, ne kadar götürebiliriz çünkü dünya ve Türkiye şu an zor bir dönemden geçiyor haberciler de mesleğin doğası gereği bizlerin mesleğinin doğası gereği işimizin başında olmak gibi bir durumumuz var hele sahadaki arkadaşlarımıza Allah kolaylık versin diyorum. Çünkü onların işi içerde olan editöryalde olan bizlerden çok daha zor bizlerden çok daha risk altındalar. Ama onlar sayesinde de Türkiye gerçekleri öğreniyor.

“PİYASADA HİÇBİR ŞEY YAPMADAN TEPEDEN BAKAN İNSANLARI GÖRÜNCE BİZİM TAVRIMIZI ÇOK DAHA İYİ ANLIYORUM”

14)  F.B: Sizin mesleki kariyerinize baktığımız zaman hep yukarıya doğru giden bir grafiğiniz ve bu başarıyı devam ettiren bir çizginiz var. Hiç mesleki olarak içinizde ukte kalan ya da henüz o noktaya gelmedim dediğiniz bir şey var mı, yoksa “ artık tamam mesleki anlamda hedeflerime ulaştım istediğim yerdeyim “ mi diye düşünüyorsunuz? Mesleğin şu an zirvesindesiniz diyebiliriz çünkü.

D.Ş: Teşekkür ederim sağ olun. Evet şu anda iyi şeyler başardık, güzel şeyler bıraktık meslekte, bırakıyoruz, dolayısı ile bu beni mutlu ediyor. Hep söylediğim bir şey var yastığa kafamı koyduğumda vicdanen çok rahat uyuyorum, işimi iyi yaptığıma inanıyorum. Haber merkezindeki arkadaşlarımla beraber Türkiye’de önemli işlere imza attık ama dediğim gibi insanın doğasında olan bir şey var hiçbir zaman; “ben oldum, ben tamamım, ben zirvedeyim” demedim zaten yaradılış olarak çok yansıtan bir insan değilim yani işimi iyi yapmayı hedefleyen bir insanım ayağımı yerden kesen bir insan olmadım hiç veya tepeden bakan bir kişiliğim olmadı. Yalnız hiçbir şey yapmadan tepeden bakan insanları görünce bunun ne kadar doğru bir felsefe olduğunu, bizim tavrımızı çok daha iyi anlıyorum piyasada. Dolayısı ile bu sizin nitelemeniz çok teşekkür ederim toplumun beni gördüğü yer beni mutlu ediyor ama bu yetinmek veya tepeden bakmak gibi bir sonuç da doğurmaz.  Çünkü biz hem ben hem arkadaşlarım ayağımızı yerden kesen bir haber merkezi olmadık. Bundan sonra da hedeflerim bitti diyemem yapacağımız çok şeyler var önemli olan güzel şeylere imza atmak doğru gitmek, doğru algı yaratmak samimi olmak insanlara karşı. Bunu başardığımız sürece götürebildiğimiz kadar bu mesleği götüreceğiz. Bunu hem kişisel gelişimim hem haber merkezindeki arkadaşların kişisel gelişimi bu haber merkezinin daha iyi şeylere imza atması anlamında söylüyorum hem de şu anki Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan dolayı bir gerek olduğuna inanıyorum. Çünkü toplumun nefes alanı oluyorsunuz medya kuruluşları ve mensupları olarak. İşini iyi yaparsa medya çok önemlidir demokrasilerde. Objektif, tarafsız, gerçekçi, kimsenin arka bahçesi olmadan işini iyi yaparsa bana göre toplumun en çok ihtiyacı olan şeydir. Hava gibi, ekmek gibi su gibi bir şeydir. Dolayısıyla da bunun vermiş olduğu huzur, bunun vermiş olduğu gurur, bunun vermiş olduğu vicdani rahatlık hiçbir şeyle tarif edilemez, karşılığı yoktur…

“BİLİYORUM Kİ EVDE HER ŞEY NORMALSE ORDA İŞİN BAŞINDA AYDAN VAR”

15) F.B: Habercilik çok zor ve bir yaşam biçimi oluyor bir süre sonra. Haberciler genellikle ailelerine çok fazla vakit ayıramazlar ben de eşim de haberci olduğumuz için bunu çok iyi biliyorum. Siz aile hayatınızı çok dengeli bir şekilde sürdürüyorsunuz sosyal medyadan da gördüğüm kadarıyla eşiniz, çocuklarınız hep birlikte güzel vakit geçirebiliyorsunuz bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? Hem iş başarısı hem mutlu bir aileyi sürdürmenin sırrı nedir?

D.Ş:O konuda tabi eşime büyük görev düştü ve eşimin her şeyi çekip çeviren bir insan olması beni bu konuda rahatlatıyor çünkü gerçekten çok zaman ayırıyorum desem yalan olur hem eşime, hem çocuklarıma hem aileme ama biliyorum ki evde her şey normalse orda işin başında Aydan var ve dolayısıyla kafam o anlamda rahat bu konuda şanslıyım o tarafın iyi gitmesi benim bu tarafta iyi şeylere imza atmamı da sağlıyor. Dolayısı ile bu anlamda bir görev bölüşümü yaptık ayrıca paylaşmak ve beraber yürümek bu anlamda çok önemli dediğim gibi çok öyle mükemmel bir aile babasıyım, mükemmel bir eşim mükemmel sorumlu bir insanım desem yalan söylemiş olurum. Maalesef bu meslek bir tarafın ihmal edilmesini doğuruyor ama o konuda da dediğim gibi bence bu dengeyi sağlayan eşim o konuda da minnettarım kendisine.

16) F.B: Şimdi size birkaç kelime söyleyeceğim ve sizdeki ilk çağrışımlarını da birer kelime ile söylemenizi rica edeceğim sizden röportajın finalinde:

F.B.                                                                D.Ş

HAYAT                                   ANLAMLI YAŞANIRSA DÜNYANIN EN BÜYÜK SERVETİ

AİLE                                                          ÇOK KIYMETLİ KARŞILIĞI TARİF EDİLEMEZ

BAŞARI                                                        SİNDİRMEK ÖNEMLİ

VATAN                                                        OLMAZSA OLMAZIM

DEMOKRASİ      EKMEK, SU, HAVA VE DEMOKRASİ DÖRTLÜSÜ OLARAK NİTELİYORUM