Foncular iyice saçmaladı! DW, krizdeki Türk halkına “girlfriend experience” öneriyor!

Dün gece DW’nin Twitter sayfasında paylaştığı bir video habere takıldım. Sabah uyandım ve gördüm ki, takılan bir ben değilim, her kesimden ve özellikle kadınlardan tepkiler giderek artıyor.

Deutsche Welle (kısaca DW), Almanya'nın Bonn ve Berlin kentlerinden yurt dışına 30 farklı dilde radyo, televizyon ve internet üzerinden yayın yapan medya kuruluşu. Soğuk Savaş döneminde Almanya'nın Sesi adıyla biliniyor ve tarafsızmış gibi durmasına rağmen tüm dünyadaki medya çevrelerince Almanya’nın propaganda makinesi olarak kodlanmış durumda.

Anlayacağınız DW, kuzu postu giymiş kurtlardan biri… En başarılı toplum mühendisliklerinden birini de öz muhalefeti iktidar tarafından kurutulmuş ülkemizde yapıyor. Eğer bu ülkede medya aracılığıyla bazı beşinci kol faaliyetleri yürütülüyorsa bile bunun temel sebebi iktidarın özgürlük bahçesini daraltıp kurutmasıdır.

Bu haber, ekonomik krizi iliklerimizde hissetmeye başladığımız Nisan ayında yapılmış. DW ve kurumun yan kanalı +90 da aynı haberi dün Twitter’da “Yasemin bir seks işçisi ve işini seviyor" başlığıyla yayınlamış. Bu aslında Youtube kanalında yayınlanan “seks işçisi olmak” adlı yayının spotu. Yotube’daki 12 dakikalık hali meseleye daha doğru yaklaşırken Twitter’daki spot, “haydi hepiniz seks işçisi olun, mis gibi para var” diyen bir reklam gibi.

Haberde, halinden memnun bir “seks işçisinin” deneyimlerini aktaran haberde yüzü görünmeyen bir kadın var ve diyor ki, “ben girlfriend experience (Kız arkadaş deneyimi) çalışıyorum burada. Birisiyle randevuya çıkıyorum. İşte içki içiyorum, sohbet ediyorum ve işte belirli bir zaman için bir para alıyorum. Bazen seks olmuyor bile ya da çok az oluyor. Üniversite bitirdim, sanatçı oldum. Mesela onlarda bu kadar becerikli değilim gibi geliyor bana… E tabii hızlı para da… Yani şimdi haftada 50 saat çalışıp benim kazandığım parayı kazanamıyor insanlar. Ben günde 4 saat çalışıyorum.”

Şimdi, bunu nasıl yorumlamalı? Olaya ahlakçı bir yorum getirmek istemiyorum ama dürüst olacağım; İnsanın kendi bedeni ve ruhu üzerinde tamamen hak sahibi olduğunu düşünsem de tıpkı türbanın bir özgürlük değil de dayatma olduğuna inandığım gibi seks işçiliğinin de bir işçilik olduğunu düşünmüyorum. Bu en ilkel zamanlardan bu yana erkek zorbalığı içeren aşağılık bir sömürüdür. Aklı başında ve kendisine saygısı olan hiç kimse bunu yapmaz, övmez, tavsiye etmez.

Can Evrenol’un, Merve Göntem ile yazdığı ve yönettiği, BluTV’de yayınlanan Çıplak dizisinde de kendi rızasıyla para karşılığı seks yapan bir karakter var. Bu sektörde çalışan kadınların hiçbir zaman Yeşilçam filmlerinde gösterildiği kadar dramatik yaşamları olmadı ancak Çıplak dizisini de diğer uçta bir fantezi olarak izledim. Bana göre meseleye en çarpıcı ve doğru bakış, Lukas Moodysson’un çektiği Lilja 4-Ever filmindedir. DW, Ukraynalı kadınların dramını haber yaparken o filmi hatırlıyor olsa gerek. Peki, bizdekini yaparken?

DW’nin büyük bir ekonomik krizin içimizden geçtiği zamanlarda düşürdüğü haberler ne ilginç. Bir yandan sürekli “sığınmacıları ülkenizde tutmak boynunuzun borcu” manalı manipülatif haberlerle saçmalarken bir yandan da böyle dolmalar yutturuyorlar.

Haberde yorum yok. Bu işi yapan kişinin bakış açısından izliyoruz ama bir sürü kesme var. Belki de kadın o video röportajda olumsuz pek çok şey söyledi, bilemiyoruz. Bu haliyle olumlayıcı ve özendirici. Tahsilli, sanatçı ama doğulu sanatçıların çoğu gibi beceriksiz, canı istemezse sevişmiyor. En önemlisi bu; çok hızlı para kazanıyor.

Şu “her zaman seks yapmıyorum” lafı ne kadar üzücü. Videodaki arkadaşa bir an evvel, Mubi’de gösterilen Pleasure (Haz) adlı filmi izlemesini öneririm. Orada da porno kraliçesi olmak için didinen ve bu yolda her tür bedensel aşağılamaya maruz kalan, giderek daha da aşırı şeyler yapmak zorunda bırakılan ve tüm bunları “istediğin zaman bırakabilirsin” telkinleriyle yapan bir genç kadın var. Adına ne derseniz deyin, bir kadının (ya da erkeğin) bedenini para ile sunmasından daha aşağılık bir şey yoktur ve o iş “girlfriend experience” ile kalmaz.

DW’nin bunu krizdeki Türk kadınlarına ballandıra ballandıra anlatması da kötü niyetlilikten başka bir şeyle açıklanamaz çünkü aynı yayın kuruluşu “savaştan kaçan Ukraynalı kadın ve çocuklara Alman fuhuş çeteleri tuzak kuruyor” diye de haber yapıyor. Nasıl oluyor bu iş DW, Almanya’daki fuhuş çeteleri bizim ülkemizde seks işçisi çalıştıran saygın işletmelere mi dönüşüyor?

Haberin derdi bu olmasa da en azından şunu göstermeyi başarıyor. Ekonomisi bozulan, savaşan ülkelerin kadınları ve çocukları için binlerce tuzak var. DW’nin haberi yapış şekli ise o tuzağın üstüne gözükmesin diye yaprak atmak şeklinde…

Son gelişme; Haberi yapan editörlerden ve Berlin’de yaşayan Seda Gezer, tepkilerin ardından Twitter fotoğrafını ve künyesini değiştirdi, sonra da hesabını kapattı. Bir şeyi savunmuyor, saklıyor, utanıyorsanız o suçtur. Seda Gezer’den başka bir duruş beklerdim ve asıl merak ettiğim; hala bunların peşine düşen, bu dolmaları yutan var mı? Umarım yoktur.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com