Festival kapanışı böyle olur! 55 Ulusal Yarışma’nın müthiş gecesi...

Antalya Film Festivali’nin ulusal yarışma bölümünü iptal etmesinin ardından, sektörün geleceğine dair endişe duyan bir grup sinemacının düzenlediği Ulusal Yarışma bu yıl ikinci kez gerçekleştirildi.

Antalya Film Festivali iki yıl önce ulusal yarışmayı kaldırdı ve bu inadından vazgeçmiyor. O zaman da yazmıştım bu aslında yerel yönetimin inisayitifiyle alınmış bir karar değil diye. Emir Ankara’dan geldi ve başkan Menderes Türel hoşuna gitmediği halde bu kararı uygulamak zorunda kaldı. Bunu itiraf etmek yerine de o zamandan beri ulusal yarışmayı kaldırmanın sinemamız için hayırlı olacağına inandırmak istiyor.
 
Sağlam bir seçki ile karşımıza çıkan 25. Adana Film Festivali’nden sonra sinemaya doymayan! arkadaşlarımızdan Antalya’ya giden oldu elbet ama geçen yıl olduğu gibi bu yıl da kaçırdıkları bir şey var; asıl cümbüş ve sinema tutkusu dünyanın en şahane korsan film festivali olan 55. Ulusal Yarışma’da mevcut.
 
Dayanışmayla, neşeyle, umutla, cesaretle düzenlenen etkinlikler ve gösterimlerle dolu üç günün ardından 55. Ulusal Yarışma, Harbiye’deki eski Kervansaray Gazinosu’nda açılan Cahide Müzikhol’de gerçekleştirilen ödül töreniyle sona erdi.
 
Gecenin kazananları En İyi Film - Yol Kenarı (Tayfun Pirselimoğlu, Vildan Erşen); En İyi Yönetmen - Mehmet Ali Konar (Renksiz Rüya); En İyi Senaryo - Çağla Zencirci, Ramata Sy, Guillaume Giovanetti (Sibel); En İyi Kadın Oyuncu - Damla Sönmez (Sibel); En İyi Erkek Oyuncu - Tansu Biçer (Yol Kenarı) Siyad En İyi Film - Parçalar (Rojda Akbayır) oldu.
 
Her şey bir fikirle ve buna sahip çıkmakla başladı ki bu sahip çıkma hali aslında sinemamıza sahip çıkma çabası olarak yorumlandı. Biz hep şikayet ederiz; keşke film festivalleri valilerin, belediye başkanlarının, bakanlığın himayesinden çıkıp özgürleşse deriz ama öylesini bulsak bile Antalya biletini reddedemeyiz. En azından bazılarımız...
 
Kaç kez yazdım, yine yazıyorum; Antalya, Cannes ya da başka bir festival değil, hiçbir zaman uluslararası bir önemi olmadı ama ulusal sinemanın en önemli değerlendirme etkinliğiydi. Bunu önemsemek yerine çakma bir gösterişten medet ummak yıllar sonunda bir felakete yol açtı. Ama bazen şerden hayır doğar. Dün geceki 55. Ulusal Yarışma kapanış töreninden sonra anladım ki Antalya’nın saçma kararı bize özgür ve harika bir film festivali hediye etti. Festival kelimesinin içini tamamen dolduran bir oluşum bu... Bu konuda kendini gerçekten bağımsız hisseden, Ulusal Yarışma’ya destek veren tüm sinemacılarımıza ama en çok da Kaan Müjdeci’ye teşekkür ederim. Yaptığı şeyden gurur duyuyor ve çok heyecanlı… Ben de onunla övünüyorum, bu genç sinemacı hepimize yol gösteriyor ve bazı şeylerin sahipsiz olmadığını hissettiriyor.
 
¨Desteklemek değil önemli olan, önemli olan içinde olmak¨ diyor ve gerçekten öyle... Desteklerin kösteğe dönüştüğünü acı bir şekilde tecrübe ettik yıllar içinde...

murattolga@gmail.com