Ferhat dağları delse de bu dizi tutmaz!

Medyaradar'ın usta sinema tv-yazarı Murat Tolga Şen, başrollerini Cansu Dere, Tolga Sarıtaş ve Leyla Tanlar’ın paylaştığı Ferhat ile Şirin dizisini izledi ve yazdı.

Fox TV'nin yeni dizisi Ferhat ile Şirin'in ilk bölümünü kaçırmıştım, bari ikinci bölümü izleyeyim dedim, anladım ki kaçırdığım bir şey yokmuş. Artık alışmak bir yana sıkıldığımız türden, fotoroman tadında bir imkansız aşk dizisi daha...

Bu projede de "rastgele dizi makinesi" çalıştırılmış. Ucuz aksiyon için eli silah tutan mafyöz karakterler, Romeo Jülyet'ten bu yana sömürülmeye doyulamayan düşman ailelerin çocuklarının aşkı teması, geçmişin yaşanmışlıklarıyla odun atılan bir intikam alevi, görenin şıp diye aşık olduğu bir alfa erkek ve yine karşı konulamaz bir Medusa karakter. Bunları baştan verip çevresine de birkaç dolgu atıyorsunuz ve yıllardır seyrettiğimiz diziyi bir kez daha çekmiş oluyorsunuz. Alkışlayalım mı?

Yanlış cast yüzünden Ferhat ile Şirin'den zaten çok umudum yoktu. "Bu çok ünlü, bu yeni ünlü, bu da az ünlü ama seyirci biliyor" diyerek dizi cast'ı oluşturulmaz. Oyuncuların arasındaki kimya da önemli ki o mesele bu dizide fena çakılıyor. Tolga Sarıtaş daha önceki dizilerine göre iyi oynuyor ama proje seçimi yanlış üstelik bu Ferhat'a bu Şirin olmaz, daha doğrusu Leyla Tanlar'dan kimseye Şirin olmaz. Tolga ile Cansu Dere'nin arasında sıkışmış kalmış. Peki, dizide Cansu Dere'nin karşılığı kim?

Bir zamanlar Asmalı Konak'ın ya da yakınlarda İstanbullu Gelin'in yaptığı gibi, ustalardan yararlanarak onları neredeyse dizinin odağına taşımak ve projeyi kıymetlendirmek varken Işıl Yücesoy gibi bir kıymetliyi bu kadar geri atmak... Bilemedim? Gelelim Ushan Çakır'a, tekinsiz bir karakter yaratayım derken gece gündüz çıkarmadığı gözlükleriyle çizgiroman kötüsüne dönmüş. Onu her gördüğümde aklıma Leyla ile Mecnun'da canlandırdığı Arda karakteri geldi.

Dizinin görüntü yönetmenliğini beğendim. Ferhat ile Şirin, bu özenli görüntü yönetmenliği ile sinema perdesine bile yakışır, bir dizici alışkanlığı olarak bölüm boyunca basılan tema müziği de başarılı ama sakız gibi sünen bir kurgu ile tüm o çaba boşa çıkıyor. "Ben..." diye başlıyor Ferhat ve cümlesine devam etmek için tam 16 saniye bekliyor, sonra yine sonra yine... 2-3 dakikaya kurgulansa müthiş etki edecek bir sahne o bakışmalar, süzüşmeler yüzünden 15 dakikaya uzayınca suya atılmış sandoz gibi eriyor. Dizinin açık ara en iyi oyuncusu olan Cansu Dere'nin o sahneyi gerçek ve büyük kılmak için gösterdiği çaba müthiş ancak genellikle boşa çıkıyor.

Ferhat ile Şirin seyirciyi de çok ilgilendirmiş gibi görünmüyor. Totalde ilk 10 içinde yok, AB grubunda 6. ABC grubunda 9. sırada... İlk bölüm, totalde 8, AB'de 3. sırada izlenmişti. Böyle devam ederse sezon sonunu göremez. Bu dizi enflasyonunda tamamen klişeden ibaret bir proje için iyi bile izlenmiş. Efsane isimlere dizi yapmanın garantisi yok artık. Seyirci yeni bir şey keşfetmiyor ya da izlediği iş samimi gelmiyorsa hemen kanal değiştiriyor. Sevdiği ünlüyü sosyal medyasından takip ediyor herkes, kimse kimseyi özlemiyor.

Basın bülteninde, "Ferhat (Tolga Sarıtaş), Şirin (Leyla Tanlar) ve Banu (Cansu Dere) izleyiciye aşkın acısını, sevincini, nefretini, tutkusunu, ihaneti bir arada tattırmaya geliyor" diye yazıyor. Böyle yazması havalı ama seyirci aşka, ihanete, nefrete, tutkuya fena halde doydu. Ya düzgün yapmak ya da yeni şeyler düşünmek lazım.

Murat Tolga Şen - murattolga@gmail.com