Medya Günlüğü
15 Mar 2020 13:30 Son Güncelleme: 15 Mar 2020 13:35

Fatih Altaylı'dan Ece Üner'e destek!"Sözleri yere yakın mabadından anlayarak..."

HaberTürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan ve Show TV Ana Haber spikeri Ece Üner arasında başlayan 'Müslümanlık' tartışmasına katıldı. Altaylı, Hakan'ın 'yaranma gayretiyle' Ece Üner'e saldırdığını savundu.

Fatih Altaylı'dan Ece Üner'e destek!"Sözleri yere yakın mabadından anlayarak..."

Altaylı, Bir ara Aydın Doğan’la yemeğe oturup önüne şarabı çektikten sonra 'laiklik tacirlerinin' sesi olmaya soyunan Ahmet Hakan, şimdi bir kez daha dönerek 'din tacirlerinin' sesi olmaya soyunmuş olmalı ki, Ece Üner’in dindarlarla hiç alakası olmayan sözlerini yere yakın mabadından anlayarak ya da 'Müslümanlığı' kendi Müslümanlığı gibi zannederek Ece’ye saydırdı. Orantısız kuvvet ile Hürriyet’in manşetinden. Yanlış anlamayın orantısız kuvvet derken Ahmet Hakan ve amiral kayığının daha güçlü olduğunu söylemiyorum."  düşüncesini dile getirdi. 

Altaylı, "Tam aksine Hürriyet’in bugünkü tirajı ile sokakta biraz kuvvetle bağırsa daha çok insan duyar. Oysa Ece Üner bugün Fatih Portakallı Fox Haber’den sonra en çok izlenen haberci. Bu Ahmet Hakan’ın ille de birine yaranma gayretini anlamakta zorlanıyorum. Niye kendini birilerine yaranmak zorunda hissediyor sürekli? Dün birine, bugün başka birine yarın Allah bilir kime! Celal Şengör’le oturmuş sohbet ederken normalde vakit kaybı olarak gördüğü için pek okumadığı Ahmet Hakan’ın bir öğrencisinin maili ile haberdar olduğu yazısından söz açıldı. Ben bu çocuğun ciddiye alınır tarafı kalmadığını söyleyince, 'Öyle deme. Kendinin değilse de oturduğu koltuğun bir değeri yok ama önemi var. Bu terbiyesizliğe bir yanıt vermek lazım' dedi. Ben de kendisini klavyenin başına oturttum.Ve Ahmet Hakan’a anlayacağı kalibrenin çok üzerinde bir yanıt verdi. Ben de bu yanıtı buraya almaya karar verdim." ifadesini kullandı. 

Altaylı yazısında şunları kaydetti:

“Bugünkü Hürriyet gazetesinde Ahmet Hakan Bey’in, Ece Üner Hanım hakkında pek çirkin bir yazısının olduğunu bir öğrencim haber verdi. Bakınca gerçekten midem bulandı. Bir gazetecinin, birilerine yaranmak için, bir meslektaşına böyle çirkin bir iftira atması ne yazık ki günümüzün modası haline geldi. Ama bu bilhassa pek sıkılmazca.

Diyor ki ‘Bir sahtekarlık gördüğünde aklına neden Müslümanlık geliyor?’ Tabiî Ece Hanım öyle bir şey söylemiyor, ama son yıllarda ülkemizde Müslümanlık kisvesine bürünerek etmediği haltı bırakmayanlar o kadar çoğaldı ki, o kadar öne çıktılar ki, o kadar egemen vaziyete geçtiler ki, Ece Hanım’ın sözlerine hak vermemek artık mümkün değil.

FETÖ’den, Müslümanlık satan vakıfların yürüttüğü paralardan, Müslümanlık adı altında açılan yurtlarda çocukların başına gelenlerden, Cennet’te tapu satanlardan, kız göbeğine muska yazanlardan hepimize fenalık gelmedi mi? Denebilir ki, canım bunu sırf Müslümanlar mı yapıyor? Elbette ki hayır, ancak onlar kutsal bilinen bir maske altında bu işleri çok daha kolayca yapıyor, inançlı insanları aldatıyorlar. Bu nedenle onlarınki bilhassa yaygın oluyor ve göze batıyor.

Ancak bu bütün dinlerde böyledir. Tevrat’ın Samuel kitaplarında okuduğumuz üzere Zebur sahibi diye bilinen peygamber Davud, Batşeba ile zina yapabilmek için onun kocasını öldürtmemiş midir?

Hristiyanlıktaki ahlâksızlık reform hareketini doğurmuştur. Buna rağmen Katolik kılisesinin yediği naneler nice çocuğun başını yakmaya devam ediyor. Katolik papazlar tüm Orta Amerika kültürünün yazılı eserlerini yok etmişler, protestanlar Cenevre’de adam yakmışlardır. Papa Borgia’nın kendi kızıyla ettikleri biraz tarih bilen herkesin malûmudur. Venedikli Shylock, ahlâksız Musevi tefecinin Avrupa’daki yansımasıdır (gerçi Hristiyanlığa dönmesi ahlâkını ne kadar tamir edecektir, o belirsizdir).

Tüm bunların sebebi basittir: Eleştirilmesi yasak olan fikir ve söylemlerin arkasına gizlenmek tarih boyunca en büyük felâketlerin kaynağı olmuştur. Bu en modern din olan marksizmde de böyle olmuştur. Ahmet Hakan Bey, Ece Hanım’a lâf yetiştireceğine biraz dinler tarihi öğrense o yazdığı zırvalıkları yazmaz, bil’akis üstüne düşünürdü.”

Yazının devamı için tıklayın