Fatih Altaylı salonun ortasına kirpiyi attı!

Sedat Peker’in Youtube videoları ülkeyi sallamaya devam ediyor. İktidara yakın medyada yazanlar özellikle de Ahmet Hakan ve saz arkadaşları bu videoların bir işe yaramayacağı konusunda hemfikir. Öyle mi acaba?

Nihayet birileri gazeteci olduğunu hatırladı!

Sedat Peker’in Youtube videoları ülkeyi sallamaya devam ediyor. İktidara yakın medyada yazanlar özellikle de Ahmet Hakan ve saz arkadaşları bu videoların bir işe yaramayacağı konusunda hemfikir. Öyle mi acaba?

Bu manipülasyonu yapmak zorundalar çünkü işin ucu patronlarına dokunuyor. Daha önce, bu savaşın cepheleri, internet üslü yayınlar ve televizyon kanalları olacak. Gazetelerden takip edebileceğiniz bir savaş değil çünkü gazeteciler dikkat çekmek istemiyor, pozisyonlanmak için talimat bekliyorlar diye yazmıştım ama o zamandan bu yana işin rengi değişti ve söndürülemeyen yangının şiddeti gazetecileri işlerini yapmak konusunda zorluyor.

Sedat Peker yayınlarına başladığından bu yana olan şu idi; video yayınlanıyor ve bu bazıları tarafından okuru manipüle edebilmek için olabilecek en tuhaf şekilde yorumlanıyordu. Dün başka bir şey oldu, merkez medyada yazan kalemlerden biri olan Fatih Altaylı, aynı yayın bünyesinde çalıştığı bir gazeteci olan Veyis Ateş hakkında, siyasilere aracılık ettiği ve daha fenası iş adamlarından rüşvet istediğiyle ilgili ithamlarda bulundu.

Altaylı’nın yazısı yorum içermiyor ama kendisini arayan Sezgin Baran Korkmaz’ın iddialarını kaleme almaktan çekinmemiş yani salonun ortasına kirpiyi attı. Olayı biraz farklı yorumlayacağım; bana göre Habertürk markası Özışık Kardeşler ve Veyis Ateş skandalı ile çok yara almıştı. Patronaj, markayı yine içeriden birinin yazısıyla kurtarmaya karar vermiş de olabilir çünkü Fatih Altaylı’nın peşine yine aynı gazeteden Sevilay Yılman, Sezgin Baran Korkmaz'la yaptığı telefon görüşmesini köşesine taşıdı. Yılmaz, ses kaydının 3 dakikasını dinlediğini söyleyerek Veyis Ateş-Sezgin Baran Korkmaz pazarlığını aktardı...

Veyis Ateş’in hakkındaki iddialar korkunç, şunu söyleyebilirim, aklanabileceği konusunda ümitli değilim ve bu onun gazetecilik hayatının sonu olacak. Kanal yönetimi bu iş takipçiliği meselesine kızgın ve kendisini çoktan harcamış. Başkası vurmadan biz vuralım demişler ki Fatih Altaylı ve Sevilay Yılman yazılarını okuduk. Ne yapar eder bilmiyorum ama ses kaydı ortada dolanırken kendisini aklaması çok mümkün değil. Süleyman Özışık gibi çırpınarak batmayı tercih eder mi, sanmıyorum.

Bu hafta merkez medya açısından önemli. Bakalım gazetecilik mesleği yeniden hatırlanıp yapılmaya devam edilecek mi? Bu sırada Ahmet Hakan ne yazıyor diye sorarsanız; onun derdi plaja helikopterle inen görgüsüzler!

Sanırsın Monaco'dayız! Monaco’dayız!

Bir Gülseren Budayıcıoğlu dizisine daha katlanabilir misiniz?

Gülseren Budayıcıoğlu uyarlaması diziler çoğalmaya devam ediyor. Diğer GB dizilerini de çeken OGM Pictures yaptığı açıklamada fiyat yükseltmek için “kanal belli değil” diyor ama sipariş Show TV’den geldi ve yeni sezonda yayınlamayı düşünüyorlar.

Doktor Hanım sıkı çalışmış, bir sürü kitap yazmış, onlar şimdi birer birer diziye dönüşüyor. Bin bir tane ruh hastası her akşam ekranlarımıza girip hane halkını terörize edecek ama şunu da söyleyeyim, önümüzdeki sezon bu furya seyircide bıkkınlık yaratıp sonlanacak. OGM de bunun farkında, olabildiğince çok dizi üretip parsayı toplamaya çalışıyor.

Sinemaların açılışı yine mi ertelenecek?

Türkiye’nin aşı kampanyası hızlandı, her gün neredeyse 1 milyon insanımız aşılanıyor ve bu da artık mevsim normallerine dönmemiz gerektiğini hissettiriyor. Sinema salonları hala kapalı, Temmuz’da açılacak ama kulağıma gelene göre zincir salonlar Eylül’e kadar açmak istemiyor.

Peşinen yazıyorum, salonlar Temmuz’da açılmaz ise Eylül’de açılmasa da olur. AVM salonları kiralarını devlete ödetmeye iyi alıştı ama bunun sonu geldi artık. Herkes işinin başına, zarar eden kapatır, kar eden yaşar. Sinemanın kendisi sanat ama gösterme kısmı ticarettir. Müstakil salonların ne günahı var, kapalı salona aylardır kira ödüyorlar?

MURAT TOLGA ŞEN