Medya Günlüğü
02 Haz 2020 10:38 Son Güncelleme: 02 Haz 2020 10:51

Ertuğrul Özkök, Oruç Aruoba'nın ardından yazdı: "Tarihi gün: Türkiye'de bir filozof 'TT' oldu"

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, Türkiye'nin önemli isimlerinden yazar, şair ve felsefeci Oruç Aruoba’nın 72 yaşında hayatını kaybetmesinin ardından bir yazı kaleme aldı.

Google Haberlere Abone ol

Türkiye'nin önemli isimlerinden yazar, şair ve felsefeci Oruç Aruoba’nın 72 yaşında hayatını kaybetmesinin ardından, bir yazı kaleme alan Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, "Güle güle arkadaşım, çok hoş bir seda bıraktın bizim belleklerimizde" diye yazdı. "Demek ki o belleklerin sayısı hiç de sandığın gibi tenha değilmiş" diyen Özkök "Bil ki, pazar günü attıkları mesajlarla seni Türkiye’nin TT’si yapan bu insanlar, aynı zamanda Türkiye’ye de gurur vermişlerdir." diye devam etti.

Özkök, "Bir Türk felsefecisi Twitter’ın 'trend topics', yani en çok tweet atılan konularında ilk 5’e girdi.Söz konusu felsefeci, o gün kaybettiğimiz Oruç Aruoba’ydı. Oruç Aruoba’yla 1977 yılında Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampusu’nda tanıştım. Felsefe bölümünde öğretim görevlisiydi. Bölümün başında felsefenin en önemli isimlerinden, insan hakları savunucusu Prof. Ioanna Kuçuradi vardı. Türk dilinin en büyük yazarlarından Bilge Karasu ve eleştirmen Füsun Akatlı da o bölümün üyesiydi. 12 Eylül günü 8 tankla kampusa gelen bir yüzbaşı, bizleri meydana toplayıp fırça çektiğinde birlikteydik. O meşum günden bir yıl sonra Bülent Ecevit’in çıkardığı ‘Arayış’ dergisinde birlikte yazı yazmaya başlamıştık. Sonra yollarımız ayrıldı... O akademik hayatına devam etti. Daha sonra İzmir’de mütevazı bir eve taşındı.Ben gazeteciliğe geçtim. Onu son defa 5 yıl önce Assos’ta Örsan Öymen’in düzenlediği felsefe seminerinde gördüm. Toplantıya katılanların gözünde bir efsane gibiydi. O günden sonra fark etmiştim ki, Oruç Aruoba’nın derinde ve sessiz bir hayran kitlesi varmış..." ifadesini kullandı. 

Özkök yazısında şunları kaydetti: 

Zor işlerin insanıydı...

Wittgenstein’ın “Çevrilemez” denilen kitabı ‘Tractatus’u Türkçeye çeviren aydındı.

Onun çevirdiği Rilke’nin şiirleri hep başucu kitaplarım arasındadır.

Sessiz ve yalnız bir insanı, tek kişilik bir felsefe ekolünü, bir de hep gözümün önünde duran şu cümleyi bize bırakmış bir aydını uğurluyoruz:

“Kalabildiğimiz tek yer, ötekilerin bellekleridir...”

Güle güle arkadaşım...

Çok hoş bir seda bıraktın bizim belleklerimizde...

Bak, TT oldun...

Demek ki o belleklerin sayısı hiç de sandığın gibi tenha değilmiş...

Bil ki, pazar günü attıkları mesajlarla seni Türkiye’nin TT’si yapan bu insanlar, aynı zamanda Türkiye’ye de gurur vermişlerdir.