Ekranlar için klişe vakti! Televizyonların içerikleri Ramazan'da neden aynı?

Gerçekten çok ilginçtir, bu ülkede Ramazan denilince akla gelen şey iftar, sahur, yemek, içmek, hurma, kola, güllaç gibi beslenmeye dair konular oluyor.

Ramazan geldi hoş geldi, ekranlar klişelerle doldu… “Klişe” diyorum, çünkü reklamlardan tutun haber bültenlerine, iftar ve sahur programlarından tutun gündüz kuşaklarına dek hepsi neredeyse bir önceki senenin aynısı… İnsana dejavu hissiyatı yaşatıyorlar.

Mesela reklamlar…

Ramazan’ın yaklaştığını ilk onlardan öğreniyorsunuz. Mübarek aya birkaç gün kala Ramazan’a uyarlanmış reklamlar, ekranlarda bir bir boy göstermeye başlıyor. Hemen anlıyorsunuz ki Ramazan yaklaşmış...

Bankacısı, züccaciyecisi, beyaz eşyacısı, kolacısı, bakliyatçısı ve daha nicesi, kanallarda döndürmeye başlıyor reklamlarını… Bankanın da Ramazan’a uyarlanmış reklamı mı olurmuş demeyin! Muhtemelen “Ramazan akımından biz de geri kalmayalım” diyerek her biri ekranları parselliyorlar mahyalı, ney sesli reklamlarıyla… Daha var ama yakında bayram kredisi reklamlarını da gözümüzün içine sokmaya başlayacaklar. Böyle bir kredinin varlığını da ilk onlardan öğrendik zaten!

Mesela iftar programları…

Onlar için “başyapıt” dersek hiç de yanlış olmaz…

Hocalardan hoca beğenin…

Eğer biraz duygulanmak istiyorsanız adresiniz belli… Ney sesi eşliğinde, sesine hafif eko verilmiş ‘yüksek tarifeli’ hocamız ekranda sizleri bekliyor.  

Eğer şairane ve etkileyici ses tonuyla biraz dini bilgi alıp, biraz da maneviyata dalmak istiyorsanız şatafatlı bir caminin manzarası eşliğinde yapılan program kumandanızın hemen ilk sırasında…

Eğer yaşlı ve bilge duruşuyla muhafazakar camianın önde gelenleri arasındaki bir hocadan dini hikayeler dinleyerek soru sormak istiyorsanız açacağınız kanalı biliyorsunuz.

11 ay yüzünü görmediğiniz muhteremler sizi bekliyor…

Aslında bu programlar bir yandan toplumumuza ayna da tutuyor. Halkımızın sordukları sorularla din konusunda ne kadar cahil olduğunu, oruçla, Ramazan’la ilgili en basit şeyleri bile bilmediğinizi o programlarda görüyoruz.

Sorulardan soru beğen: “Sakız çiğnesem orucum bozulur mu?”, “ “Oruçlu olduğumuzu unutarak bir şey yersek oruç bozulur mu?”

Ramazan’daki dini içerikli programlarda dikkat çeken en önemli şey de dini anlatırken ahlakı üstü kapalı anlatmaları… Kanallardaki muhterem ilahiyatçılar dini anlatıyorlar, ahlaklı olmanın faziletli olduğunu da anlatıyorlar ama maalesef kamunun parasını çarçur etmenin ve bunun haram olduğunu bir türlü söylemiyorlar. Bunun aslında ahlaki bir sorun olduğunu ve dinen de haram olduğunu bir türlü duyamıyoruz onlardan.

İşin garibi, Ramazan magazini edasıyla sunulan iftar ve sahur programları izleyicide ilginç bir şekilde karşılık da buluyor. Bazıları reyting listesinde ilk 10 yapımın içinde. İnanmayan reyting listesine bakabilir.

Gelelim haber bültenlerine…

Bültenler kelimenin tam anlamıyla “Ramazan Klişeleri” dalında Oskarlık içeriklere sahip...

Örneğin; Eminönü’nde Ramazan alışverişi haberi yapmayana, Oruç Baba türbesinde iftar saati canlı yayın yapmayana, Ramazan’da beslenme konusunda diyetisyenle röportaj yapmayana, iftarlık yemek tarifleri haberi yapmayana televizyon kanalı denilmiyor bu ülkede…

Ayrıca; hurma, pide ve et fiyatları ile ilgili haber yapmayana da televizyon kanalı denilmiyor. Bu yıl saydığımız gıda maddeleri her ne kadar pahalılıkla ilgili haberlerde konu edilse de klişe haberlerin vazgeçilmezlerindendirler.

Gerçekten çok ilginçtir, bu ülkede Ramazan denilince akla gelen şey iftar, sahur, yemek, içmek, hurma, kola, güllaç gibi beslenmeye dair konular oluyor. Bültenlerde ve programlarda da hep bunlar insanların gözünün içine sokuluyor.

Halbuki sadece bu değil Ramazan…

Peki ya siyasetçilere ne demeli? Ramazan’da onlar da geri duracak değil ya!

Gecekonduda iftar yapmalar mı dersiniz, öğrenci evlerinde oruç açmalar mı dersiniz, maden ocağında sahur yapmalar mı dersiniz… Hepsi birbirinden kısır, hepsi de birbirinden klişe haberler…

Ekranlara öyle bir yansıtılıyor ki, zannedersiniz bütün siyasetçiler iftarını fakir fukaranın evinde yapıyor… Doğrusu insan üzülmeden edemiyor garip gurebanın bir PR çalışmasına kurban gittiğini, onların oy devşirme planlarının bir parçası olduğunu görünce…

Bayrama birkaç gün kala ekranlarda bu kez “Ramazan Klişeleri” dalında mutlaka onur ödülü alması gereken baklava haberleri ekranlardaki yerini alıyor.

Baklava için eline oklava verilerek yufka açtırılacak kişi elbette belli… Kendisi aslında büyük bir baklavacılık firmasının sahibi olan ve bayram öncesi eline oklavayı alarak ekran karşısına geçen o baklavacı… Her bayram hep mi aynı adam açar o yufkaları?

Aynı insanlar, aynı içerikler…

Komik oluyorsunuz, gerçekten çok komik…

Ramazan denilince akla kısır, yavan ve basmakalıp içerikler gelmemeli…

İzleyiciye biraz saygı lütfen!