Efsane kültür-sanat kanalı geri döndü ama...Bu TRT 2 o TRT 2 mi?

80'li yıllarda doğanların çok yakından bildiği kanallardan biri olan TRT 2 yeniden yayın hayatına başladı.

Bir kültür-sanat kanalı olarak yayına başlayan ve epeyce de öyle devam eden TRT 2’nin bana kattıkları mühimdir, uzun yıllar ülkenin kültür-sanat hayatına yön vermiş, Türk insanının sanat takipçiliğine büyük katkılar yapmış bir TV kanalıydı. Bob Ross ile Resim Sevinci, Seynan Levent ile Akşama Doğru ve başka bir sürü unutulmaz program yayınlayan, sonra artık kültüre-sanata ihtiyacımız kalmadığından mı nedir, 2010 yılında yayını sonlandırılan TRT 2 eski çizgisini bozmayacağının vaadiyle yeniden salonumuzda!

TRT 2 denince yıllar içinde değişen bir yayın çizgisinden bahsetmek gerekiyor. Yayına ilk başladığı tarihlerde bir pembe dizi olan Yalan Rüzgarı’nı yayınlayan kanal zaman içinde sıkı bir kültür-sanat platformuna dönüşmüştü. Ben, yeni TRT 2’nin olmak istediği TRT 2 zamanlarını hatırlayan kuşaktanım. 1986 tarihinde tıka basa kültür-sanat içeriğiyle dolu bir şekilde yayına başlayan kanal 2000’lerin başından itibaren bu misyonunu sonlandırarak haber ağırlıklı bir yayıncılığı benimsedi. İyi filmleri, makaslayarak da olsa vermeye devam ettiler ama kanalın kimliğini oluşturan içerikler giderek azaldı ve 2010 yılında kanalın ismi de değiştirildi, TRT Haber oldu. TRT 2 zamanları böylece sona erdi ama bu kanal televizyonun eğlendirmekten ibaret bir ¨aptal kutusu¨ olmadığını ispatlamış bir şekilde anılarımızda yer etti.

 O yüzden TRT 2’nin yeniden ve eski yayın çizgisine uygun bir şekilde dönüyor olması, bazılarının hiç umurunda olmadığı halde bazılarımız için de çok önemli bir gelişme ancak insan ister istemez bu rota değişikliğini sorguluyor.

Öküzün altında buzağı aramaya gerek yok, pek güzel oldu. TRT 2, TRT’nin asıl yapması gereken yayıncılık tarifini en iyi veren kanalıydı. Eğer kurum, TRT 2 çizgisini hiç bozmadan tüm kanallarına taşıyabilse şu an Türk toplumu başka bir yerde olabilirdi. Biz kitap okumayız ama mutlaka televizyon izleriz. Özel kanalların yozlaştırdığı TV yayıncılığının dümen suyuna kapılıp gitmek yerine böyle vizyoner açılımlarla onları yönlendirmek gerekiyor. Reklam gelirlerine muhtaç olmayan bir kanalın reyting endişesiz, sorumlu yayıncılığa geri dönmesi büyük bir karardır ve umarım bunun arkası gelir. Kaliteli içeriğe hasret kalan insanlar kanalın etrafında toplanmaya başladılar bile... Evdeki TV’nin kanal sıralamasında şu an ilk sırada TRT 2 var ve üç günden beri başka kanal izlemez oldum. Netflix’in bile pabucunu dama attı diyebilirim, bu biraz da duygusal bir şey elbette. Eski bir dosta yeniden kavuşmuş gibiyim.

TRT’nin en büyük miraslarından biri olan TRT 2’yi hayata döndüren kurumun genel müdürü İbrahim Eren’e teşekkür ederim. Mehmet Açar ve Alin Taşcıyan’lı Film Önü programına bayıldım. Bir zamanlar hayranlıkla izlediğim programı sunan insanlarla basın gösteriminde yan yana film izliyoruz artık ama yine ağzım açık seyrettim. Ancak şunu mutlaka yazmalıyım; oraya bir Atilla Dorsay çok yakışır. Kendisi bir şekilde ikna edilmeli. Bob Ross’un programları yeniden yayınlanacakmış, yanına arşivden de olsa Seynan Levent’li Akşama Doğru’lar eklenirse keyfim katlanarak artar. Kısa filmcilere de güçlü bir destek bekliyorum bu kanaldan, onlar geleceğin sinemacıları.

Bu ay elektrik faturamdaki TRT payını helal ediyorum, fazlasını da vermeye hazırım yeter ki televizyon böyle bir şeye dönüşsün. Hoşgeldin TRT 2, sinemaya, tiyatroya, resime, heykele, edebiyata ve sanatın her dalına meraklı nesiller yetiştirmen dileğiyle...

murattolga@gmail.com