Dijital Platformlara ünlü dayanmıyor! Türk sinemasının geleceği tehlikede!

Filmlerinin iyiliği kötülüğü bir yana, Şahan Gökbakar, Cem Yılmaz, Ata Demirer, Ahmet Kural-Murat Cemcir, Tolga Çevik, Mahsun Kırmızıgül, Yılmaz Erdoğan ve birkaç isim daha olmadan Türk/iye sineması var olamaz, salonlar açık kalamaz!

14 Haziran’da yayına başlayacak olan Disney+ platformu pek çok yıldız isimle anlaştı. Bu isimler arasında Halit Ergenç, Şahan Gökbakar, Aras Bulut İynemli, Engin Akyürek, Kenan İmirzalıoğlu, Pınar Deniz, Hande Erçel ve Demet Özdemir gibi popüler oyuncular bulunuyor.

Diğer platformların da eli armut toplamıyor, Disney+’nın bu çıkartma harekatına, kalan ünlüleri kendi markalarına çalışacak anlaşmalar yaparak cevap veriyorlar.

Recep İvedik filmleri artık sinemada gösterilmeyecek!

Bundan birkaç ay önce, “yeni Recep İvedik filmini salonda değil platformda izleyeceğiz gibi görünüyor” diye yazmıştım. O tahminim tuttu. Recep İvedik serisinin tüm filmleri ve bundan sonra çekilecek olan Şahan Gökbakar filmleri Disney+’da gösterilecek. Gişe sineması lokomotifini kaybetti. Netflix’in buna cevabı Cem Yılmaz oldu. 8 bölümlük Erşan Kuneri dizisi, Cem Yılmaz’ın sadece Netflix’te gösterilsin diye çektiği ilk iş ama devamı gelecek gibi görünüyor. Yılmaz Erdoğan da platforma iş yapmaya hevesliyken ne olacak bu işin sonu?

Bu ünlüler, pandemi etkilerinin devam ettiği, hayatın pahalılaştığı, sinema bileti fiyatının yükseldiği, gişe garantisiz bir iklimde kendilerince doğru olanı yapıyorlar ama suyun yolunu da değiştiren onlardır. Hatırlarsanız, 2-3 yıl önce salon işletmecileriyle kavgaya tutuşup sinema yasasını değiştirtmişlerdi.

İşte o yasadaki bir madde Türkiye’de sinemanın sonunu getirebilir!

Yeni sinema yasasına göre, salonda gösterilen bir film aradan 5 ay geçmeden dijital platformda, 6 ay geçmeden de ulusal kanallarda gösterilemiyor. Bu yasayı dayatanlar yapımcılar değil salonculardı. Yılmaz Erdoğan’ın Organize İşler 2 filmi aynı anda hem sinema salonlarında hem de Netflix’te gösterilince, bilet satışlarının düşeceği endişesiyle bu maddeyi geçirttiler.

Ve şimdi o madde yüzünden herkes seçim yapmak zorunda. Salona ya da platforma üretim yapacaksınız, ikisine birden olmaz! Halbuki Dünya tam tersi yöne gidiyor. Warner Bros filmleri vizyondan çok kısa süre sonra HBO Max üzerinden izlenebiliyor.

Gişenin yıldızları platformlara taşınıyor!

Müsaadenizle şu buz gibi gerçeği salonun ortasına bırakıyorum; filmlerinin iyiliği kötülüğü bir yana, Şahan Gökbakar, Cem Yılmaz, Ata Demirer, Ahmet Kural-Murat Cemcir, Tolga Çevik, Mahsun Kırmızıgül, Yılmaz Erdoğan ve birkaç isim daha olmadan Türk sineması varolamaz, salonlar açık kalamaz!

Pandemiden önceki sinema sezonu olan 2019 yılında, ülkemizde 60 milyon kişi sinemaya gitti ve 40 milyon kadarı “Türk filmi” için bilet aldı. O sayının neredeyse 30 milyonu da yukarıda saydığım isimlerin filmleri...

Bu sinemacıların filmlerinin sinemada gösterilmemesi Türkiye’deki sinema salonlarının çoğunun kapanması sonucunu doğuracaktır.

Batan çıkan Türk Sineması…

80’lerde darbe yüzünden bir dil tutulması yaşayan sinemamız "toplumcu sanat" adına başardığı her şeyi kaybetti. Video furyası sırasında Yeşilçam yapımcıları bu formata üretim yapmaya başlayınca sinema salonları, tam da burjuva sanatına uygun düşecek bir iklime kavuştu. "Sanat toplum içindir" diyen ulusal sinemacılar ve gişe kaygısıyla üretilen kaba saba filmler yoktu artık, salonlar sadece "sanat sineması" yapan sinemacılarındı. Fuayeler bireyselleşme ve şehirli kadın sorunlarıyla yoğrulmuş yönetmen sineması örneklerinin afişleriyle doldu.

Ne yazık ki bu filmlerin seyircisi azdı ya da yoktu ve bu çaba elimizdeki sinema salonlarının çoğunu kaybetmemizle sonuçlandı. Seyirci yoksa salonda yok, bu kadar basit aslında... Ne zamana kadar? Yavuz Turgul, Eşkıya ile yerli filmin gişesi olabileceğini yeniden ispatlayana kadar...

Sinemasever filmi istediği yerde izlesin.

Bu yüzden Türk sineması dairesinde yapılan tüm iyi ya da kötü filmlerin ekosistemin devamı için bir gereklilik taşıdığını düşünüyorum. “Gişe Komedisi” denen yapı olmasa ya da seyircisiz kalsa bundan en çok zararı görecek olanlar gişeden alınan rüsumla fonlanan bağımsız sinemacılar ve sinemada film izleyen sinemaseverlerdir.

Şimdi, salonlar kapanmasın istiyorsak o sinema yasasının revize edilmesi şart. Cem Yılmaz film çekmeli ve filmi aynı anda hem salonda hem de platformda gösterilmeli. İsteyen istediğine gider. Yoksa sıkıntı büyüyecek ve yönünü platformlara dönmüş, gişesini de garantilemiş isimler yüzünden salonda film, ulusal kanalda dizi kalmayacak. Bir sürü salonumuz, kanalımız, platformumuz var ve hepsi yaşasın istiyorum.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com