İki Lafın Beli
14 Tem 2014 12:23 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 16:27

Derya Sazak Yurt Gazetesi'ni Medyaradar'a anlattı: Kapitalist gibi kazanıp sosyalist gibi dağıtacağız!

Yurt Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliğine getirilen Derya Sazak Medyaradar’dan Alev Gürsoy Cimin’e konuştu.  Bakın gazetenin yeni kaptanı uzun bir aradan sonra medyaya dönüşüyle ilgili neler söyledi?

Derya Sazak Yurt Gazetesi'ni Medyaradar'a anlattı: Kapitalist gibi kazanıp sosyalist gibi dağıtacağız!
“Batsın böyle gazetecilik” kitabı ile büyük yankı uyandırmıştı usta gazeteci Derya Sazak. Bu kez de yeni transfer olduğu gazete ile epeyce konuşulacak gibi görünüyor.
Milliyet Gazetesi’nden istifasının ardından uzunca bir süre köşesine çekilmişti Sazak... Medyadan ayrı kaldığı süreçte çok ses getiren o kitabını kaleme almıştı. Eski gazetesinde yaşananları bu kitapta detaylı bir şekilde anlatmıştı. Şimdilerde ise medyaya yeniden döndü. O artık Yurt Gazetesi’nin kaptanı. Yurt ona emanet. Peki, Yurt gazetesini bundan böyle ne bekliyor? Hiç kuşkusuz ki Derya Sazak başarılı bir gazeteci... Ve en önemlisi muhabir gibi çalışıyor, bu da bir genel yayın yönetmeni için bulunmaz nimet. Düşünsenize hayatında bir kez olsun sahaya çıkmamış, bir kez haber yazmamış ne çok isim medyada yönetici. Durum böyle olunca tirajların iyi olmaması da gayet doğal. Bakalım Derya Sazak Yurt gazetesine ne katacak.

Gazeteye girdiğimde Derya Bey’i oldukça heyecanlı gördüm. Mutluluktan gözleri ışıl ışıldı. Haber Merkezinde ekip çalışırken o da manşetlerden, sayfa düzenine kadar pek çok konuya hâkim olmaya çalışıyordu. Açıkçası onu öyle görünce ben de çok mutlu oldum. Çünkü ben gazetecilere işsizliği yakıştıramıyorum. Haberi soluyan her gazeteci işinin başında olmalı. Derya Sazak iddialı; “Karartılan tüm haberler bizim manşetimizde olacak. Habere hasret kalan okurlar Yurt gazetesini eline aldığında habere doyacak, gerçek habercilik görecek” diyor. “Gazeteler ölmedi, hâlâ yaşatılabilir” diye de ekliyor. Yurt gazetesi Mecidiyeköy’de bir AVM’nin içinde ama sandığımdan daha büyük. Gayet güzel kurulmuş, son derece titiz hazırlanmış odalarından, reji ve stüdyolarına kadar. Uzunca bir dönemdir gazetede maaş krizi yaşanıyordu, dilerim artık o sorun da çözülür. Derya Bey’e bir kez daha hayırlı olsun diyorum. Tüm işsiz olan değerli meslektaşlarımızın da mesleklerine bir an evvel yeniden kavuşmalarını diliyorum… Sevgiyle kalın, hep umutlu olun.
 
***************************************
RÖPORTAJ: ALEV GÜRSOY CİMİN
TWİTTER: gazetecialev
Mail: alevgursoy2008@gmail.com
Fotoğraflar : Ayhan Yıldız 

 
Derya Bey, öncelikle hayırlı olsun uzun bir aradan sonra medyada yeniden sizi görmek güzel. Nasıl oldu Yurt ile el sıkışmanız?

İlginiz için öncelikle teşekkürler. Uzunca bir dönem biliyorsunuz işsizdim. Milliyet’ten olaylı bir şekilde ayrıldıktan sonra köşeme çekilmiş, ardından da “Batsın Böyle Gazetecilik” isimli kitabı kaleme almıştım. Kitap beni epeyce oyaladı, sonrasında okur ile buluştuğunda ise büyük bir rüzgâra neden oldu. Birçok üniversiteye davet edildim, medyanın durumunu konuştuk. Gençlerle söyleşiler yaptık. Medyaya yeniden dönmem yönünde en ufak bir kıvılcım bile söz konusu değildi. Türkiye gündemi ise çok sıcaktı. Önümüzde bir Cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Bu süreci evde oturup takip etmek bir gazeteci için hiç de kolay bir durum değil. Hatta Çankaya’yı anlatan bir kitap kaleme almayı bile düşünmüştüm. Çünkü geçmişte de Köşk’e çıkışlar hep sancılı olmuştur. Açıkçası Yurt gazetesi benim için de çok büyük sürpriz oldu. Datça’ya gitmiştim, epeyce de orada kalacaktım. Bir zamanlar Kanal D’de birlikte çalıştığımız Yalçın Erceber aradı beni, “Var olan bir TV ve gazeteyi yeniden yapılandırmak istiyoruz, bizimle olur musun?” dedi. Hangi gazete olduğunu sorduğumda ise Yurt gazetesi olduğunu söyledi. Ben ise Datça’da yaşadığım için uzaktan danışmanlık yapmayı önerdim. Ama onlar burada olmamı rica ettiler. “Gazetenin patronu kim?” diye sordum. “Durdu Özpolat” dedi. Kendisi bildiğiniz üzere CHP Milletvekili. Ben Milliyet’te işsiz kaldığımda beni ilk arayan ve geçmiş olsun dileklerini sunan isimlerdendi Durdu Bey. Biz Can Dündar ile birlikte işsiz kaldığımızda Durdu Bey’den “Gazete ve televizyon sizin, gelin” diye teklif almıştık ama kabul edemezdim çünkü o dönem büyük bir travma yaşıyordum.



“BİZ GERÇEK HABERCİLİK YAPACAĞIZ”

Mutlu musunuz medyaya yeniden dönmekten, neler hissediyorsunuz?


Hem de çok. Ülke gündemi yanıp tutuşurken evde oturmak bir gazeteci için ne demek, evde oturunca anlıyorsunuz. Bu meslek habere koşma, sahaya inme mesleği, ben çok iyi işler yapacağımızı düşünüyorum. 2015’e kadar gazeteyi yükselişe geçireceğimi düşünüyorum. 6 ay içinde bu gazete kazanan, satan, etkinliği olan ve kazandığını da çalışanlarıyla paylaşan bir gazete olacak. En önemlisi de habercilik yapacağız. Bir gazeteyi de haber sattırır.

“KAPİTALİST GİBİ KAZANIP, SOSYALİST GİBİ DAĞITACAĞIZ”

Peki, maaş sıkıntısının yaşandığı, insanların uzunca bir süre haklarından mahrum olduğu bir gazete ile el sıkışmanız zor olmadı mı?
 
Hayır, hiç zor olmadı. Çünkü bu işe yıllarımı verdim ben. Sendikacılık ruhunu da çok iyi bilirim. Benim için önce çalışanlar ve onların mutluğu gelir. Tabii bir de emeğin değerlendirilmesi var. Ben buraya gelirken bu zorlukları bilerek geldim. Zor günler geçireceğimizi de biliyorum ama mücadele ederek tüm bunları yeneceğiz. Kapitalist gibi kazanıp, sosyalist gibi dağıtacağız. O kadar da iddialıyım.

“SEKTÖR BİTKİSEL HAYATA GİRMİŞ GİBİ”

Derya Sazak Yurt gazetesine ne kazandıracak peki?

Kafamda birçok proje var. Yeni yapılanma için bir yol haritası belirledim. Önümüzde çok sıcak geçecek bir siyasi gündem var. Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçimler gibi… Bu da bir televizyon ve gazete için bulunmaz nimet. Eğer haberi doğru ve tarafsız verirseniz, iyi gazetecilik yaparsanız, insanların unuttuğunu tekrar hatırlatırsanız istediğinizi çok rahat başarırsınız. Önümüzdeki bu bir yıl, bir siyasi gazete için çok ama çok önemli. Zaten sektörel iklim de çok kötü, ağır tasfiyeler yaşandı, insanlar işini gücünü kaybetti, TV programları kaldırıldı. Tek tip bir medyaya doğru gidildi ama bu sürdürülemez. Yavaş yavaş burada kırılmalar oluyor. Çünkü insanlar bu medyadan usandı. Özgür, muhalif, bağımsız ve eleştirel, her haberi gören yayıncılık istiyorlar. Bizim de bunu Yurt gazetesi ile Sokak TV’de yapmamız kolay. Çünkü rakip olabilecek bazı gazeteler kapandı, bazıları dijitale geçti. Vatan gazetesi bitkisel hayata girmiş gibi, Milliyet’in eki konumunda sanki. Yandaş havuz medyası inandırıcı değil. Bazı büyük gruplar ise çekinerek habercilik yapıyorlar. Çünkü Tayyip Erdoğan korkusu var. Sonuç olarak görüyorsunuz, bir bağımsız medyaya ihtiyaç var, bunu başaran biz neden olmayalım ki?
                                                                                                                            
“YURT GAZETESİ’NDE ZORU BAŞARACAĞIZ VE HABERCİLİK YAPACAĞIZ”

Gazetenin imkânları belli ama sonuçta?

Evet, bu imkânları kısıtlı bir gazete, evet tirajı da sınırlı ama eğer Türkiye’nin siyasi ikliminden ve medyanın içinde bulunduğu durumdan yararlanabilirsek ve dışarıda kalmış, işini kaybeden saygın meslektaşlarımızı da bu çatı altına buluşturabilirsek tüm okur ve izleyiciyi kendimize çekebiliriz ve o zaman yükselme şansımız da var. Yani söylediklerim çok da uzak ya da imkânsız şeyler değil. İçerdeki zorlukları da biliyorum. Çalışanların aylıkları, az bir kadroyla az bir emekle gazeteyi yaşatma çabası içinde olmak hiç de kolay değil. Biz zoru başaracağız, olağanüstü bir habercilik performansı sergileyeceğiz. Eleştirel bir dil, bağımsız habercilik ve demokrat bir gazete anlayışını benimseyeceğiz.

Kanal Sokak isimli televizyonda neler oluyor? Durumlar son zamanlarda hayli kötüydü, oraya da el atacak mısınız?

Televizyon için arayışlar var. Bir pazarlama kanalına dönüştürebilir mi diye… Oysa ben bu sıcak siyasi dönemde bir televizyon kanalına sahip olmanın çok önemli ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Burada habercilik yapılması gerektiğini savunuyoruz. Dijital platformlar kurabiliriz, internet sitesini geliştirebiliriz, yeni öğrenci ağları yeni üniversiteler ve toplumun dinamik kesimleri, karar vericiler oralarda da bir çevrem var onları harekete geçirerek gelir sorununu çözebileceğimi düşünüyorum.



“ARTIK MAAŞ SIKINTISI YAŞANMAYACAK”

Artık maaş sıkıntısı da yaşanmaz herhâlde?

Çekilmeyecek. Zaten bu ay ödendi.

Peki, geçmiştekiler ne olacak?

Tabii ki herkes kuruşuna kadar tüm haklarını alacak ama daha yeni geldik. Önce gelir konusunu çözmemiz lazım.

“ÇALIŞANLAR HAKKINI ALMADAN HİÇBİR SÖZLEŞME İMZALAMAM”

Zaten Derya Sazak da maaşsız çalışmaz değil mi?

Ben de sonuçta ücretle çalışan biriyim ve 1 yılı aşkın süredir çalışmıyorum. Şimdiye dek aldığım tazminatı tükettim. Şimdi çalışıyorum ve elbette hakkımı alacağım. Bu arada ben gazetede kendim için şu ana kadar hiçbir şeye imza atmadım ve çalışanların hakkı teslim edilmeden de atmayacağım.
Yeni bir rüzgâr ve heyecan içindeyiz, önümüzü de görmüyor değilim. Çok çalışmamız gerektiğini biliyorum. Elimizde bir çocuk var ve onu biz büyüteceğiz. Bu arada çok dramatik bir şey söylemek istiyorum. Onca zaman işsiz kaldım bana medyadan tek bir teklif gelmedi.

“ŞİMDİYE DEK MEDYADAN TEK BİR İŞ TEKLİF ALMADIM”

Neden?

Korkudan da olabilir, medyadaki iklimden de veya kaleme aldığım kitapla da ilgili olabilir. Ben kendimce doğruları yazmıştım ama o kitap bana yeni düşmanlar kazandırdı.

“MEDYAYA DÖNÜŞ KONUSUNDA UMUDUMU YİTİRMİŞTİM”

O kitabı kaleme alırken her şeye hazırlanmış olmanız lazımdı zaten, yeni düşmanlara bile…

Evet, her şeyi göze almıştım, mesleğe nokta koymayı bile. Ama görüldü ki yazdıklarım noktasına kadar doğru, tapelerde dinlediniz kimlerin kimleri nasıl ağlattığını. Şimdi bana yeni bir imkân sunuldu, iyi bir gazetecilik yapmamız için fırsat sunuldu. Türkiye medyasında böyle bir fırsatı yakalamak çok zordu ve benim bir dahası için açıkçası hiç umudum yoktu.

“YURT GAZETESİ İLE BİRLİKTE GAZETELER ÖLMEDİ, HÂLÂ YAŞIYOR DEDİRTECEĞİM”

Gazete için önceliğiniz ne olacak?

Gazete kavramını yücelteceğim. Gazeteler ölmedi, yüksek teknoloji var olsa da, akıllı telefonlar, twitter, internetten tıklamalar gazete almayı azaltsa da biz bu ülkede gazete almanın ne kadar önemli olduğunu göstereceğiz. “Gazetecilik ölmedi, gazeteler de yaşayabilir ”dedirteceğiz.

“GAZETEYİ KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER BEKLİYOR”

Yurt nasıl bir gazete olacak sizinle birlikte, görsel olarak neler yapmayı düşünüyorsunuz?
 
Gazete bu mevcut halini korumayacak. Bir kez mizanpaj komple değişecek. Sektörün üstatlarından olan ve birçok gazeteyi dizayn eden Ali Acar’dan yardım istedim, bizim gazeteye de çok yakında el atacak. Şimdi yaz dönemi işler ağır aksak işliyor.



“MİLLİYET’TEN ESİNLENECEĞİM”

Peki ya içerik?

Daha çok Milliyet’ten esinlenerek bir gazete yapacağım. Başlıkları eğip bükmeyen, yorumla haberi ayrıştıran, sövgücü olmayan, hakaret ve nefret dilini benimsemeyen bir gazete olacak. Yargı içeren başlıklar yerine içeriğe önem vereceğiz.



“YURT GAZETESİ MUHALİF KALACAK”

Muhalif gazeteler kategorisinde Yurt Gazetesi de. Öyle olmaya devam edecek mi?

Elbette muhalif kalacak ama bu muhalefet bir siyasi parti ya da ideolojik muhalefet olmayacak.

“BİZ GAZETEYİZ, SİYASİ BİR PARTİNİN YAYIN ORGANI DEĞİL”

Tüm bu dedikleriniz nasıl olacak? Netice itibariyle sahibi CHP’li bir vekil…

CHP’den bağımsızız. Yeri gelecek CHP’yi de eleştireceğiz.
Gazeteci muhaliftir, doğru olan neyse onu yazacağız. Benim bir tarzım var, editöryal bağımsızlığı koruyarak hiçbir partiye ne yakın ne de uzak olacağız. Herkese eşit mesafede duracağız, bir siyasi partinin yayın organı değiliz.

“LİGE YENİ GİRMİŞ BİR TAKIM GİBİYİZ”

Gazetenin net tirajı nedir şu anki?

50 binin üzerinde baskı ve dağıtım var, bunlar da satış olarak yansıyor. Ben tirajdan çok şu an gazetenin içeriğini düzeltmeyi düşünüyorum. O düzelirse zaten diğeri de düzelir. Hürriyet, Posta, Sözcü şu an en çok okunan gazeteler. Mecrayı süper lig gibi düşünürsek biz lige yeni çıkmış ve güçlü rakiplerle baş etmeye çalışan yeni bir takım olacağız. İnsanlar bizi okurken keyif alacak.

“ İKİNCİ SÖZCÜ'YE GEREK YOK”

Muhalif bir gazete dediniz ya az önce, Sözcü bunu sanırım çok iyi başardı, tirajları da muhteşem peki o gazeteyi yakalamanız mümkün mü?

İkinci bir Sözcü’ye gerek yok. Biz Sözcü olmayacağız. Sözcü kendi liginde son derece başarılı, mutfak kıvraklığı var, başarılı yazarları var, çok da iyi okunuyor. Biz Yurt Gazetesi olarak var olacağız. Sahada olacağız, muhabirlik yapacağız. İçeriğimiz sağlam, elimiz güçlü olacak. İlle muhalefet değil, gazeteciliğin doğasında olan muhalefeti yapacağız. Bizi eline alan Türkiye’de karartılan gerçekleri manşetlerimizden okuyacak. Mesela birçok gazetenin yaptığını yani “Beyefendi gazeteciliği”ni yapmayacağız. Bir haberi yazarken haber merkezinde aman Başbakan bozulur, aman Cumhurbaşkanı bozulur gibi dertlerimiz olmayacak. En güzeli siyaset ne der? şeklinde editoryal kaygılarımız olmayacak. Oto sansür yapmak zorunda kalmayacağız.

“BEYEFENDİ GAZETECİLİĞİ YAPMAYACAĞIZ, EN GÜZELİ DE BU”

Her genel yayın yönetmeni gittiği yerde kedi ekibini kurmak ister. Yeni bir ekip kurmayı hiç kuşkusuz ki siz de düşünüyorsunuzdur, peki nasıl olacak yeni ekip?
 
Benim ekibim gençler. Ben bu gazeteye ön yargı içinde gelmedim burada zaten değerli arkadaşlar var, aylardır tüm olanaksızlıklara rağmen gazeteyi sırtlarında taşıdılar, onlarla yola devam edeceğiz. Ama ben de elbet ekip getireceğim, daha çok da gençler olacak bu ekipte. Mesela onlarla Pazar eki çıkarmaya başlıyoruz. Diyarbakır- Güneydoğu eksenli Kürt meselesini, Irak’ı, IŞİD’i bölgeye anlatabilecek bir Diyarbakır eki planlıyorum. Bir de İzmir eki planlıyorum. İstanbul’da ise şehri anlatan ekler. Tabii önceliğimiz yazı işlerini toparlamak.

Yazar kadrosunu canlandıracak mısınız?

Hayır, şimdilik değil. Önce gazetenin içeriğini canlandıracağız. Siyasi bir gazete olabiliriz ama magazine de spora da önem vereceğiz.

Siz yazacak mısınız?

Sahaya çıkacağım ama köşe yazmayı şimdilik düşünmüyorum.

Milliyet’ten de yakın çalışma arkadaşınız olan bir isim vardı. Tahir Özyurtseven. O da şu an işsiz, birlikte çalışmayı düşünüyor musunuz?

Tabii ki... Tahir’in televizyon tecrübesi de oldu, o konuda da kendisinden yararlanmayı çok isteriz. Önceliğim kaynak sorununu çözmek. Ben o konuyu çözdükten sonra Tahir Özyurtseven’i de çok isterim Can Dündar’ı da. Ama önce önümüzü bir görmek de fayda var. Artı 1 TV’de olanları gördünüz. Bir daha baştan aynı şeyleri yaşamamak ve yaşatmamak için tedbiri baştan almak lazım.



“İŞİNİ ÖZLEYEN İŞSİZ DEĞERLİ MESLEKTAŞLARA KAPIMIZ SONUNA DEK AÇIK”

Artı1 demişken o ekibin Sokak TV’ye geçeceği konuşuluyor nedir doğruluk payı?

Neden olmasın ki, ben uğraşıyorum. Gelsinler burada özgür bağımsız habercilik yapalım. Sektör çok daraldı ve kapandı. Ben Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı, Türkiye gündeminin kaynadığı şu günlerde bir gazetecinin evinde oturmasını çok ağır ve acı buluyorum. Ben de yaşadım aynı durumu resmen işkence gibiydi. Datça’daydım deniz-güneş-kum-yelken hayatımın en rahat dönemi ama işte gazeteci olunca rahat batıyor, duramıyorsun, yatamıyorsun.  Ben sektörün dışında kalan, işsizliğe mahkûm olan, gerek siyasi baskılar gerekse Gezi süreci gibi birçok konu nedeniyle işsiz kalan ve haber heyecanını çok özleyen arkadaşlarımıza kapılarımızın açık olduğunu söylemek istiyorum. Burayı büyütürsek herkes mesleğine kavuşur.

“GEZİ RUHUNU YANSITACAĞIZ”

Muhalif bir gazetenin reklam alma şansı nedir?

Muhalif olmayı ben bir gazeteci duruşu olarak görüyorum. Gazete bir partinin sözcüsü olmayacak ama Gezi ruhunu yansıtacak, o ruhtan güç alacak. Milliyet’teki çizgimden en ufak sapma olmayacak. Bugün Sözcü de muhalif gazete ama reklam pastasından en büyük payı alıyor. Çünkü tirajı çok iyi ve firmalar reklam vermek zorunda kalıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde gazete olarak kimi destekliyorsunuz ve Derya Sazak olarak siz kime oy vereceksiniz?

Oyumu açıklamayacağım. Ama Ekmel Bey’i iyi bulduğumu, desteklediğimi söylemek isterim. Üç adayı da eşit duyarlılıkta izleyeceğiz. Ama bütün televizyonlar tüm ağırlığıyla Tayyip Erdoğan’a yer veriyor. Muhalefet ise dışarıda kaldı. Ben Demirtaş’ın siyasi profilindeki bu yükselişi hayranlıkla izliyorum. Başarılı olmasını çok istiyorum. Ekmel Bey’i de çok düzeyli buluyorum.

Ekmel Bey sizce muhalefet için doğru bir tercih mi?

Bir çatı aday aranıyorsa Ekmel Bey’den daha iyi kimi bulabilirlerdi ki? Her parti kendi adayını açıklasa tamam ama bu her iki partinin ortak adayı... Rıza Türmen olabilirdi mesela ama sadece CHP’den oy alırdı. Bence ikinci tura gidilmeyecek zaten ilk turda Tayyip Bey alıp götürecek. Ekmel Bey, tanınırlık açısından şanssız, çok büyük oy alacağını sanmıyorum. Seçilirse Çankaya’ya çok yakışacağını düşünüyorum.


Köşk seçimleri muhalefetten istifa getirir mi?

Sanmıyorum. CHP her zaman çalkantılıydı. Seçimlerden sonrada kazan yine kaynar sonra biter. Bence muhalefet erken seçime hazır olsun. Çünkü Erdoğan Köşk’e çıkarsa AK Parti’de neler olacak, süreç nasıl işleyecek bence bunu onlar bile henüz kestiremedi. Ama Türkiye’yi çok sıcak günlerin beklediği kesin.

İkinci kez bir röportaj için birlikte olduk. Bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyorum.