Cüneyt Özdemir’e soruyorum! Gazeteci misin yoksa ışıklı reklam tabelası mı?

Sapla samanı birbirinden ayırmak lazım Sevgili Cüneyt Özdemir, sana reklam aldığın için değil reklama dönüştüğün için kızılıyor!

Non omnia possumus omnes… Latince bir deyiş bu, eskilerin lafı ve “herkes her şeyi yapamaz” manasına geliyor ancak günümüz Türkiye’sinde bu antik sözün hiçbir geçerliliği yok. Herkes her şeyi yapabilir, yapıyor da!

Cüneyt Özdemir mesela… Gazetecilik yapar gibi görünürken başka bir sürü mesleğe de el atıyor. Kendi markasının reklamcısı oldu ama iş kanala reklam almaktan öte geçip kendisini bir reklam tabelasına çevirmeye vardı.

Hal böyle olunca Faruk Bildirici’nin radarına girdi. Faruk Bildirici, Cüneyt Özdemir'in YouTube’daki "Cüneyt Özdemir Medya" kanalında gündem, belgesel, söyleşi gibi videolar dışında bir de "Cüneyt şehirde" ve "Cüneyt yolda" başlıkları altında, "işbirliği kapsamında" çekilmiş onlarca “reklam videosu” olduğunu belirterek Özdemir'i eleştirmişti. Tartışma devam ediyor çünkü Cüneyt Özdemir aldığı eleştiriden ders çıkarmak yerine laf yetiştirmeye girişmiş.

Cüneyt Özdemir reklam almanın gazeteciliği özgürleştirdiğini iddia ediyor, "Bunları anlatmak çok zor bu arkaik adamlara, loser gazetecilere..” diyor ve “Hayatta hiçbir şey olamamış adamlar bize gazetecilik nasıl yapılır diye gösteriyor" diye sitem ediyor.

Sapla samanı birbirinden ayırmak lazım Sevgili Cüneyt Özdemir, sana reklam aldığın için değil reklama dönüştüğün için kızılıyor! Loser gazeteci diye bir şey varsa o sepete sen de girersin. Kanal D Ana Haber’i sunduğun günden daha mı iyi bir yerdesin? Değilsin ki Youtube videosunda kayyum belediye başkanı övecek kadar ticarete dökmüşsün işi.

Bundan 9 yıl önce yayınlanan bir yazımda, “İktidara yakın ya da uzak tüm kağıt medyanın tirajları yerde sürünürken, maliyet ve ulaşılabilirlik açısından en güçlü fırsatlar internet yayıncılığında… Patron medyalarındaki kazançlar olmayabilir ama internet için yeni kazanç modelleri türeyip duruyor. Zaten amaç fikir paylaşımıysa para en son düşünülecek şey olmalı. Bakalım ilk kim bunu başaracak ve kağıda basılmayan güçlü bir internet gazetesi kuracak. Bu yapıldığında, gazetelerin patronlarının gazeteci olduğu o eski güzel günlere yeniden döneceğiz.” Yazmışım.

Hala bu fikrin arkasındayım ancak “gazeteci” parayla ilişkisi sınırlı olmadığında, para kazanma hırsıyla her şeye saldırdığında, gazeteci mi yoksa reklam tabelası mı olduğu belli olmayan tanımsız bir biçime bürünüyor. Bunu savunmak çok saçma!

Ha bir de “tükürdüğünü yalamak” diye bir şey var güzel Türkçemizde… Medyadan kovulup Youtube’a sığındığı dönemde “ana akım medya erirken yeni akım medya büyüyor” diye şehvetli tweetler atan, bu konuda videolar çeken Cüneyt Özdemir’in dönüp dolaşıp geldiği yer yine CNN Türk oldu.

Kendisini eleştirmenin bir faydası yok, eleştiriye açık biri de değil zaten. Kanal D’de haber sunduğu ilk akşam, bu işi pek kıvıramadığını yazmıştım. İlk işi yayın yönetmenimi arayıp sitem etmek ve sonra beni sosyal medyadan engellemek oldu. 

Şunun artık altını çizelim; Cüneyt Özdemir gazeteci değil, bir zamanlar öyleydi ama artık değil. O bir reklam tabelası (billboard desem de olur). Yaptığı yayınlarla para kazanmasında bir sakınca yok, izlenmeleri iyi, Youtube zaten kazandırıyordur ancak bu yetmedi ve içeriğini reklama çevirdi. Nevşin Mengü’den farkı tam da burada!

Youtube’da bir Cüneyt Özdemir videosu izlerken arada reklam giriyor ya hani, aslında bir şey değişmiyor. Reklam izlerken reklama geçiyorsunuz. Üstelik bunu editoryal bir özgürlük için yapmıyor, ana akım medyada da karşımıza çıkmaya devam ediyor. Yolun açık olsun Cüneyt Özdemir, lunapark gezmeye devam et ama keşke sen de “loser gazeteci” olmayı sindirebilseydin. En azından gazeteci sıfatına sahip olurdun, şimdiki gibi ışıklı bir panoya dönüşmezdin.

Murat Tolga Şen – murattolga@gmail.com