Medya Günlüğü
22 Haz 2019 09:30 Son Güncelleme: 22 Haz 2019 10:11

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ahmet Hakan'a "barış tespihi"

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, önceki akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yapılan canlı yayına dair detayları köşesinden paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ahmet Hakan'a "barış tespihi"

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisine "Bu bir barış tespihi” diyerek bir tespih hediye ettiğini söyledi. Hakan, tespihi alırken, "Küs değildik ki" sözlerini mırıldandığını aktardı.

Önceki gün akşam Erdoğan'la yapılan canlı yayına dair detayları paylaşan Hakan "Programda hazırladığım tüm soruları sordum" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın programdan önce 'Moderatör kim olacak?' diye sorduğunu söyleyen Hakan, "Moderatörlük malum ateşten bir gömlek... Biz çoktan o gömleği Işıl Açıkkar’a giydirmeye karar vermiştik. Erdoğan bunu öğrenince... Salih Nayman ve benim biraz uyanık davrandığımızı anladı ve 'vay vay vay' der gibi baktı yüzümüze..." ifadesini kullandı. 

İşte Hakan'ın bugünkü yazısından "Vahdettin Köşkü'ndeki programdan notlar" başlıklı o bölüm:

Ben diyeyim 10 yıl sonra... Siz deyin 15 yıl sonra... İlk kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir programda soru sorma fırsatı buldum.

*

Soru soracak kadro: TRT’den Işıl Açıkkar, A Haber’den Salih Nayman, CNN Türk’ten de ben...

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, program için buluştuğumuz anda hemen sordu: “Moderatör kim olacak?” Moderatörlük malum ateşten bir gömlek... Biz çoktan o gömleği Işıl Açıkkar’a giydirmeye karar vermiştik. Erdoğan bunu öğrenince... Salih Nayman ve benim biraz uyanık davrandığımızı anladı ve “vay vay vay” der gibi baktı yüzümüze...

*

Şeffaflık açısından ifade etmekte yarar görüyorum: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Fahrettin Altun da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal da yaptığım ön görüşmelerde... “Sorularla ilgili hiçbir kısıtlama tabii ki yok... İstediğiniz soruyu sorabilirsiniz” dediler.

*

Programda hazırladığım tüm soruları sordum... “Sisi’nin seçimle ne alakası var”diye de sordum, “İsraf, kibir, şatafat” sorusunu da sordum... “İmamoğlu seçilirse görevden mi alınacak” diye de sordum, “Kaybederseniz seçimin yenilenmesinden pişman olacak mısınız” diye de sordum.

*

Tabii gecenin en sıcak gelişmesini de gündeme getirdik Işıl Açıkkar ve Salih Nayman’la birlikte... Yani Öcalan’ın mektubunu... Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda gayet ustaca bir cevap verdi. “Bu Öcalan ve Demirtaş arasındaki iktidar mücadelesi... Bizi ilgilendirmez...” demeye getirdi.

*

Erdoğan, belediye başkanı iken bir şiir okuduğu için hapse girmişti ya... Hapse girmeden bir gün önce benim konuğum olmuştu. Ertesi gün cezaevine gidecekti, cezaevine girmeden önceki son mesajlarını veriyordu... İşte yıllar önceki o programdan bir ayrıntıyı hatırlattı Erdoğan... Ben kendisine “Yerinize aday olan şahsa kefil olur musunuz” diye sormuştum. O da “Ben kimseye kefil olmam, benim prensibim bu” diye cevap vermişti. Ekibi bu cevabın seçimi kazanma açısından sorun olabileceğinden kaygılanmıştı ama Erdoğan geri adım atmamıştı. Kısacası biraz eski günlere gitmiş olduk program sırasında.

*

Bazı siyasetçiler, kendilerine sorulan zor ve sıkıştırıcı sorular karşısında çok daha iyi performans sergilerler... Erdoğan, aslında böyle bir lider... Zor ve sıkıştırıcı sorularla iyi baş edebilme yeteneği var. Bu nedenle Erdoğan’ın sadece ve sadece huyuna giden sorularla muhatap olması, her şeyden önce kendi performansının tam olarak ortaya çıkamamasına neden oluyor. Bu nedenle kendisiyle aynı kanaatte olmayan gazetecilerin sorularına da muhatap olmasında yarar var.

*

Program bitti... Cumhurbaşkanı Erdoğan, cebinden iki tespih çıkardı. Birini Salih Nayman’a verdi, diğerini de bana... Bana tespih verirken şakayla karışık “Bu bir barış tespihi” dedi. Ben de “Küs değildik ki” falan diye mırıldandım. Duydu mu, duymadı mı, artık orasını bilemiyorum.

*

Gecenin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bizi Çengelköy Sütiş’e davet etti... Bir yanda kazandibi gibi cazip tatlılar... Bir yanda ise gecenin geç saatinde bir şeyler yemenin ne kadar zararlı olduğu propagandasına maruz kalmanın yol açtığı tedirginlikler... Yaşadığım çelişkiyi çaktırmamaya gayret etmekten iflahım kesildi.

 Yazının tamamanı okumak için tıklayınız