CNN Türk'ün dişi Savaş Ay'ı... Fulya Öztürk’ün terfisi ödül mü ceza mı?

Koronavirüs salgını süresince hemen her yere koşturan ve yaptığı canlı bağlantılarla adından söz ettiren Fulya Öztürk, CNN Türk'te istihbarat şefi yardımcılığı görevine getirildi.

CNN Türk’ü bir haber kanalı olarak ciddiye aldığımı söyleyemem ama başarılı bir isim yüzünden sokak röportajlarını ilgiyle izliyordum.

“Sokak röportajı” dediğim anda kim olduğunu anlamışsınızdır. Elazığ depreminde, sınırda sıfır noktasında, covid-19 salgını süresince her yerde!

Süpermen filmlerindeki yaman gazeteci Lois Lane misali nerede bir olay olsa anında orada biten ve hazırlıksız bile yetişse son derece başarılı röportajlara imza atan sevgili Fulya Öztürk...

Bu başarı tesadüf değil, çok erken yaşlardan itibaren hayalini kurduğu mesleğe hedeflenmişti. Ailesi, Hukuk Fakültesi’ne girmesini beklerken o Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazandı. “Kenarda bir diploma dursun” diyenlerden de değil, üniversiteyi kazandığı ilk yıl televizyonculuk macerası başladı. Doğan TV’nin “Staj On Air” programıyla Star TV iç yapımlarda staj yaptı ve okul biter bitmez, şimdiki adresi olan CNN Türk’e geçti. Adanalılığın getirdiği samimi tavırları ile sokakta her yaştan ve sosyal statüden insanla doğru iletişim kurmayı başaran biri.

Dün CNN Türk’te önemli atamalar yapıldı ve bunlardan bana göre en dikkat çekici olanı, Fulya Öztürk’ün istihbarat şef yardımcısı olarak atanmasıydı. Elbette ki bu bir terfi, başarılı bir insanın hak ettiği unvanları alması önemli ama bu aynı zamanda onu artık sokakta göremeyeceğimiz anlamına mı geliyor?

Medyada istihbarat şefi olarak görev yapan kişiler, muhabirleri yönlendirir ve denetler, onların belli konularda uzmanlaşması için çaba sarf eder. Böylece daha rahat haber kaynaklarına ulaşmalarını, izleyecekleri konular hakkında geniş bilgi sahibi olmalarını sağlarlar. Şef yardımcılığı da buna yakın bir pozisyon.

Fulya Öztürk sahada kendini yetiştirmiş biri olarak şimdi daha genç muhabirleri yetiştirecek ve yönlendirecek. CNN Türk onu artık bir uygulayıcı değil de yetiştirici olarak pozisyonlandırıyor, belki de kendi isteğiydi ama... Bakın hala olumsuz bir cümle kurabilmiş değilim ancak bu pozisyon masabaşı çalışmayı gerektiriyor ve yine bana sorarsanız bunun için çok erken!

Fulya Öztürk bu unvanı hak etmediği için değil, seyirciyi kendisinden mahrum bırakacağı için! Cem Yılmaz’ı düşünün, onu sahnede ve filmlerde izlemeyi seviyor, esprilerine gülüyor, derdimizden uzaklaşıyoruz. Şimdi biri gelip, “Cem abi bundan sonra sahneye çıkmayıp yeni komedyenler yetiştirecek” dese çok üzülürüm çünkü  komedyenlik seyirci önünde yapılan ve o kişinin yeteneğiyle değerlenen bir iş. Cem Yılmaz’ı 25 yıl önce de sahnede izliyorduk şimdi de öyle. Bazı işlerin rütbesi yoktur, başladığınız yerde bitirirsiniz. Değişen unvan değil kıvamdır.

Fulya Öztürk de sahada görmeyi sevdiğimiz, Savaş Ay gibi eski kuşak sokak muhabirleriyle aynı kumaştan gelen, boykot zamanlarında bile yüzü suyu hürmetine kanalı izlettiren bir isim. İşini bu kadar iyi yapan bir insanı o işi yaparken görmeyi arzularım. Bize, haberi izleten sağlam muhabirler lazım!

Çalıştığı kanal böyle uygun görmüş, o da kabul etmişse bize daha fazla laf düşmez. Hayırlısı olsun diyelim ve kendisini ekranda görmekten mahrum kalmamayı umalım.