Cinayet itirafına kahkaha! Armağan Çağlayan 'Çatlak Şanzel'le mayına bastı!

Armağan Çağlayan’ın kanaldaki son konuğu Çatlak Şanzel adında bir kadın, 37 yaşında, Ankara pavyonlarında sahneye çıkıp şarkı söylüyor, bununla da övünüyor.

Youtube fena sardı, televizyona tercih eder oldum çünkü burada daha özgür ve eğlenceli içeriği rahatça buluyorum ama bazen beynimdeki plağı çizen bir şeyle karşılaştığım da oluyor. Bunlardan nasıl korunacağız ya da sevdiklerimizi nasıl koruyacağız emin değilim. Youtube, ağzından sansür salyaları akan otoritelerin eline düşmemek için bir sürü akıllı filtreleme yöntemi geliştirmiş olmasına rağmen sızıntılar hep mevcut.

Buraya kadar okuyunca, pornografik bir içeriği şikayet edeceğimi sanabilirsiniz ama öyle değil. Bugünkü konumuz; şiddet, şiddetin övülmesi ve sıradanlaştırılması...

Sevgili Armağan Çağlayan, Youtube’a hızlı girip az zamanda çok takipçi toplayanlardan. Youtube’a gireli henüz 4 ay oldu ama 427 bin abonesi, milyonlarca izlenen videoları var. Bu gerçek bir başarı, tebrik ederim. Kendisiyle birkaç kez Okan Bayülgen’in ofisinde karşılaşmışlığımız var, bende sıcak sevimli biri olduğu izlenimini uyandırdı. Gazetecilik yaptığı yıllardan da hatırlıyorum; lafını esirgemez, okuyanın vicdanı olur, doğru noktalara parmak basardı.

Ama işte sırtımızı reytinge-tıklanmaya-izlenmeye dayadığımızda bir süre sonra tıpkı parmağına yüzünü geçirmiş Frodo gibi kendi başarılarımızın kölesi oluyoruz. Daha fazla izlenecek videoyu nasıl çekerim, kimi çıkarsam diye düşünürken hiç olmayacak birini konuk edip müthiş bir yol kazasına sebep olabiliyoruz. Gus Van Sant’in yayıncı hırsının nelere yol açabileceğiyle ilgili harika bir filmi vardır; To Die For... Bana biraz onu hatırlatıyor bu yaşananlar.

Armağan Çağlayan’ın kanaldaki son konuğu Çatlak Şanzel adında bir kadın, 37 yaşında, Ankara pavyonlarında sahneye çıkıp şarkı söylüyor, bununla da övünüyor. Buraya kadar bir sorun yok, pavyon ajitasyonu yapmayan birine rastladığım için mutluyum bile ama sonra kadın övünerek babaannesini yanlış ameliyat eden bir doktoru öldürdüğünü anlatıyor, normalde yayın konuğu değil de hapiste olması lazım ama dönemin infaz yasasından faydalanarak sadece 7 yıl yatıp çıkmış. “Sonra alışkanlık oldu, birkaç kişiyi de yaraladım” diyor ve Armağan Çağlayan bu duruma gülüyor. İçinde şaşkınlık olsa da seyreden tarafından onaylama olarak yorumlanacağı için verilebilecek en yanlış tepki...

Ne diyeceğimi bilemiyorum! Her gün hastanelerde sağlık personeline uygulanan şiddetle ilgili haberler okuyoruz. Mutlaka halletmemiz gereken önemli bir sorun ama sonra biri sizin karşınıza çıkıp, “babaannesini yanlış ameliyat ettiği için” bir doktor öldürdüğünü anlatıyor ve ona mikrofon uzatan kişiyi eğlendiriyor bu durum.

Bunu izlemek istemiyorum, bir katille özdeşlik kuramıyorum, canına kastetmemiş birini öldüren bir insanı alkışlayamıyorum. Konuk mu yok, cinayet işlememiş bir sürü “çatlak” var, onları bulup çıkaralım mümkünse yayınlara... Kimse çıkıp bir doktoru öldürmenin sadece 7 yıl hapisle cezalandırıldığını anlatıp doktor dövmek için bahane arayan bir topluma “daha fazlasını da yapabilirsin” cesareti vermesin.

Yayıncılar ulusal kanallardaki sansürden sıkılıp sosyal medyaya kaçtı ama evrensel ölçekteki ahlaki sorumluluklar burada da devam ediyor. Ben, Armağan Çağlayan’ın yerinde olsam bu yayını çöpe atar yayınlamazdım ama geç değil. Bir tuşa basarak bu kişinin özleştiri yerine övünç içeren, onaylanma bekleyen yanlış söylemini uzayın sonsuzluğuna gönderebilir. Tıpkı Frodo’nun yüzüğü Hüküm Dağının ateşine attığı gibi...