Çiçero’nun gerçek hikayesi bu değil!

Yüzyılın casusu olarak adlandırılan İlyas Bazna'nın hayatını beyaz perdeye aktaran "Çiçero" adlı film, 18 Ocak'ta(bugün) sinemaseverlerle buluştu.

Ayla ve Müslüm filminin yapımcısının süksesiyle gösterime giren Çiçero’yu Çarşamba günü yapılan basın gösteriminde izledim. Tarihi kişilikler her zaman ilgimi çeker, Çiçero’yu da bu hevesle seyrettim. 

Yazının başında bir düzeltme yapmam gerek; Çiçero ilk yerli casusluk filmi olarak lanse ediliyor ancak bu doğru değil. Tarihi kişilikler hakkında sinema yapanların sinema tarihimizi de bilmeleri gerekiyor. Çiçero ilk casusluk filmimiz ise Ediz Hun ve Filiz Akın’ın başrolleri paylaştığı 1970 yapımı Ankara Ekspresi ne?

Sinemaya uyarlanan gerçek yaşam öykülerinde %100 gerçeklik aramayın. Dramanın kıvamı gelsin diye bir sürü ekleme-çıkarma yapılır. Bunu aynı yapımcının Ayla ve Müslüm filmlerinde de gördük. Çiçero da bunun dozu arttırılmış. Görünen o ki Çiçero kod adlı İlyas Bazna’dan erdemli bir gönül adamı ve milli kahraman yaratılmaya çalışılıyor ancak bu tartışmalı isim buna o kadar da müsaitmiş gibi görünmüyor. 

Asıl meseleye geçmeden şunu da eklemek isterim; İlyas Bazna’yı canlandıran Erdal Beşikçioğlu’nun söylediği gibi unutulmuş, altı çizilmemiş bir isim değil Çiçero... 1952 yapımı olan ve bir kısmı da ülkemizde çekilen 5 Fingers adlı meşhur casusluk filminin öznesidir kendisi ve bu film onun hatıralarını yazdığı kitaptan uyarlanmıştır. Bu filmi Youtube üzerinde Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz. İsmiyle arayın yeter. 

Şimdi gelelim asıl meselemize; Serdar Akar’ın çektiği Çiçero da, İlyas Bazna bir vatan sevdalısı olarak yerli ajanlarla birlikte hem Almanlara hem İngilizlere oyun oynayan ve Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’na girmesini engelleyen, hatta bu görev için Mustafa Kemal Atatürk tarafından görevlendirilmiş olan biri olarak gösteriliyor. Filmdeki Çiçero, Alman büyükelçiliğinde çalışan Cornelia Kapp ile büyük aşk yaşıyor ve onun Down sendromlu çocuğunu kurtarmak için kendisini tehlikeye atıyor, ancak işin gerçeği bu kadar naif olmayabilir. 

Öncelikle, İlyas Bazna’nın İngilizlerden edindiği istihbaratı Almanlara sattığı doğru ancak bunu vatan millet uğruna yaptığı biraz muallak zira Normandiya çıkartmasının yeri-tarihi dahil Alman tarafına verdiği tüm bilgiler doğru ama güvenilmez biri olduğu için Hitler bu istihbarata önem vermiyor. Alman büyükelçiliğinde çalışan Cornelia Kapp’la yaşadığı aşk üzerine bir bilgiye rastlayamadım. Burcu Biricik’in oynadığı bu karakter hikayeye aşk eklemek için uydurulmuş gibi duruyor. İlyas Bazna’nın katledilen Down sendromlu kardeşi ve sonra Bayan Kapp’ın çocuğunu korumaya çalışması, bilgileri verdiği Alman subayın Cornelia’ya tecavüz etmesi, peşlerine düşen İngiliz ajanı öldürmeleri vs. kurgudan ibaret.

 Ben Çiçero’nun asıl motivasyonunun para olduğunu düşünenlerdenim çünkü Almanlardan aldığı 300 bin Sterlin sahte çıkınca onları mahkemeye bile veriyor ve küçük bir kısmını tazminat olarak alıyor. Foyası ortaya çıktıktan sonra yurtdışına kaçması ve sefalet içinde ölmesi de yine sadece kendi çıkarları için hareket ettiğinin göstergesi.

Ayla filminde Yiğit Güralp kurgudan ziyade yaşanmışlığa önem veren çok dengeli bir senaryo yazmıştı ama Gürkan Tanyası milliyetçilik duygusunun dozunu kaçırmış ve kıvamı bozmuş. Bu yüzden çok daha ciddi bir öyküleme ihtiyacı olan Çiçero filmi son 15-20 dakikasında neredeyse bir Cingöz Recai macerasına dönüşüyor. Ben filmi Ayla ya da Müslüm kadar sevemedim. Seyirci de ilk merakla sinemaya yığılacaktır ama gişesinin bu filmlere yetişeceğini düşünmüyorum. Her şeyden önce Erdal Beşikçioğlu ve Burcu Biricik arasındaki aşk fikri çalışmıyor. Kimyaları uymamış. Yine de izleyin ve kararınızı kendiniz verin isterim. İyi seyirler... 

murattolga@gmail.com