Kitap
20 Mar 2014 21:47 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 16:00

Cennet Ayracı

Cennet Ayracı, insanlar arasındaki sosyal farklılıklar, paranormal olaylar, şaman ritüelleri ve derin devlet pek çok farklı unsurun bir araya getirildiği, başarıyla harmanlandığı sürükleyici bir roman.

Cennet Ayracı
Romandaki olaylar Toroslardaki bir vadinin iki yakasında kurulu köylerde geçiyor; Pınarbaşı ve Susuzkaya.

Pınarbaşı, meyve bahçeleriyle dolu yemyeşil bir köydür. Susuzkaya ise vadinin çorak kayalıkları üzerine kurulmuş bir köydür. Pınarbaşı’nın aksine kasvetli, adı kötüye çıkmış bir köydür. Köyün yakınlarındaki korulukla ilgili de ürkütücü söylentiler konuşulmaktadır. Yıllar önce Pınarbaşı’nda yaşayan dört genç, merak edip Susuzkaya’ya gitmek üzere yola çıkmış bir daha da geri dönmemişlerdir.

Romanın kahramanı Tayga, mühendislik stajı için vadide yapılmakta olan baraj inşaatına gelir. Köy yolunda Zeynep adlı bir kızla tanışır. Kızdan hoşlanır ancak aradığı karşılığı bulamaz. Zengin, varlıklı bir ailenin oğludur Tayga. Alışkın olduğu rahat yaşantıdan uzakta köy hayatına ayak uyduramaz ve staja başlamadan köyden ayrılır.

Köyde geçirdiği kısa zaman içinde yaşadığı huzursuzluk Tayga’nın peşini bırakmaz. Psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başlar. Nihayetinde doktora görünür. Hem doktorunun tavsiyesi hem de babasının iş ilişkileri nedeniyle Pınarbaşı’na geri döner. Doktoru Haluk da kısa süre sonra köye gelir. İkisi birlikte vadiye inerler. Suzukaya yakınlarındaki koruda bir ayine tanık olurlar. Köylüler doktoru yakalar. Tayga kurtulup Pınarbaşı’na geri döner.

Kılık değiştiren Tayga, Zeynep’le birlikte Susuzkaya’ya gider. Köyde yaşanan olayların üzerindeki giz perdesi de yavaş yavaş aralanmaya başlar: Susuzkaya, binlerce yıldır şaman ritüellerine devam edilen bir yerdir. Köyün lideri de bir şamandır. Köyün altında Cehennem Kayası adını verdikleri, içerisinde sürekli olarak ateş yanan bir mağara vardır. Köylüler, hoşlanmadıkları yabancıları buraya hapsetmektedirler.

Cennet Ayracı’nda ilk başlarda Tayga ile Zeynep arasında yaşanan aşk hikâyesi dikkat çekiyor. Ancak romandaki kurgunun içinde, bu aşk hikâyesinin de Tayga’nın içine itildiği oyunun bir parçası olduğunu görürüz. Yazar Mehmet Mollaosmanoğlu bu romanında da roman boyunca verdiği ipuçlarıyla bizleri şaşırtıcı bir finale doğru sürüklüyor.