Çatı Katı Aşk bizi mahalleye inandırdı

Çatı Katı Aşk, Dünyayı kurtaran ya da yaşamın sırrını veren bir reçete değil ama keyifle izlenen bir iş.

Covid-19 virüsünün uğramadığı paralel bir evrende geçen yaz dizileri sırasıyla karşımıza çıkıyor. Bu yaz ilk olarak Bay Yanlış’la tanıştık sonra aşk sandığımız ama aslında terk edilmişlikle hasar alan egomuzu tamir etmek için Sen Çal Kapımı dedik. Kapı açıldı, girdik o kapıda ve şimdi de çıktık çatı katında aşk yaşamaya…

Kanal D'nin, Fox’un çok da izlenmeyen yaz dizilerine inat, “Melahat’lar yazlık almış biz de alalım” ruh haliyle Mia Yapım’a sipariş edip yayına soktuğu "Yeşilçam filmi tadındaki” dizisi olan Çatı Katı Aşk’ta başrolleri Furkan Andıç, Ezgi Şenler, Yiğit Kirazcı ve Nilay Deniz paylaşıyor. Dizinin yönetmeni Barış Yöş... Senaryo ise Haneler, İki Aile, Hayat Öpücüğü, gibi dizilerde ortak imzaları olan Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı'nın kaleminden çıkmış. Bu ikilinin oyunculuk geçmişi de var. Fethi Kantarcı’yı en çok Lise Defteri dizisindeki Erol karakteriyle hatırlıyorum.

Fox TV yaza, asla kışa geçmeyecek projelerle başladı. Bay Yanlış ve Sen Çal Kapımı yanlış cast, bayat senaryo ve kötü rejiden hasar alan sıkıcı işlerdi. Can Yaman, Kerem Bürsin, Hande Erçel… Oynayamayan ne kadar oyuncu varsa şu son 10 günde gözümüzün önünden geçti. Bir tek Bay Yanlış’ın esas kızı Özge Gürel’i ayırıyorum çünkü iyi bir oyuncu ve hatta tüm yaz dizisi kızlarının reçetesini Kiraz Mevsimi’ndeki yorumu ile o verdi. Şimdi hepsi onun gibi oynamaya çalışıyor, çoğu da beceremiyor.

Öncelikle şunu yazayım, “Yeşilçam filmi tadında” etiketine ve aromasına sahip işlerden daha baştan endişe ediyorum çünkü o duyguyu yeniden oluşturmak için girişilen taklitçilik samimiyetsiz bir şımarıklığa dönüşüyor. Yine de bu iddia ile yola çıkan Çatı Katı Aşk’ın ilk bölümünü, diğer iki yaz dizisine göre, sevdiğimi söyleyebilirim. Hiç fena bir cast değil ama asıl iş senaryoda…

Buradaki Yeşilçam aroması 70’ler filmlerindeki duyguyu sömürmekten öte geçebilmiş. Karşımızda iki esas oğlan ve esas kız var, rol dağılımı neredeyse dengeli ve aralarındaki çatışma güçlü. Karakterlerin hepsi, yan roller dahil bir sürü nüans ve arıza içeriyor. Kimse mükemmel ya da tapılası değil. Herkes işinde gücünde ve bu iş-güç durumu makete bakar gibi hissettirmiyor. İnsanları çalışırken görüyoruz ve bunlar izleyenlerin özdeşlik kurabileceği meslekler…

Dizinin odağında, Arzu Film komedilerindekine benzeyen tutkulu bir aile ve bu ailenin gözbebeği olan bir genç kız var. Ezgi Şenler’in canlandırdığı Ayşen, Bizim Kız (1977) filmindeki Gülşen Bubikoğlu’nu andıran bir karakter. Sokağa bırakılmış ama aile bağları güçlü insanlar tarafından evlat edinilmiş, mahallenin koruduğu kolladığı, biraz da bu yüzden hal ve hareketlerine dikkat eden bir karakter. Onun peşine düşen, Furkan Andıç’ın oynadığı Ateş ise babasının servetini reddeden ve yoluna giden iyi eğitimli bir zengin çocuğu… O da biraz Bizim Aile (1978) filmindeki Alev’i (Itır Esen) hatırlatıyor. O ve tesadüfen aynı çatı katını kiralamaya göz diken Yasemin (Nilay Deniz) yalandan bir evlilik yaparak ki bu da Yeşilçam filmi klişelerinden biridir kafalarını bu tutkun ailenin evinden içeri sokarak ileride tam bir Yeşilçam ailesine dönüşecek ekibi tamamlıyorlar. Bundan sonrası karışarak ve çözülerek ilerleyecek ama tahmin edilebilir bir hikaye olduğunu söyleyebilirim, çünkü daha önce izledik!

Yine de senaristler, “biz bunu izledik, gerek yok” hissini aşırtıp “vay be, ne güzel, sıcacık bir hikaye” dedirtmeyi başarmışlar. Oyuncular da iyi ve en güzeli erkekler aşırı havalı, kızlar da yarım akıllı gibi davranmıyor. Sadece Ayşen kızımız biraz fevri ama sanırım Ezgi Şenler’in oyunculuğunun doğalında olan bir şey bu. Bodrum Masalı dizisinde de aynı fevrilikler vardı. Bu olumsuz bir eleştiri değil ama çünkü kameraya yakıştığını düşünüyorum ama genç ekipteki diğer oyuncular daha bir rahat, daha bir role girmiş gördüm. O da zamanla karakteri oturtacaktır.

Çatı Katı Aşk, Dünyayı kurtaran ya da yaşamın sırrını veren bir reçete değil ama keyifle izlenen bir iş. Uzun süresi yüzünden ilk bölümde çok şey oldu. Bu yaşananlar daha dinamik bir kurgu ile 60 dakikadan 3 bölüm olsa tadından yenmez ama dizi süreleri kısalmıyor, kısalacak gibi de görünmüyor.

Bir mahalle dizisi olan Çatı Katı Aşk, gösterdiği mahalleye ilk bölümde inandırdı ve gerisini merak ettirdi. Umarım ilerleyen bölümlerde yan karakterlerin önemini yitirdiği birkaç gencin aşkı ve çatışmasını içeren bir seyirliğe dönüşmez de bu denge ile devam eder. O zaman seyircisi de bol olacaktır. Evet, ilk bölümün reytingleri pek iç açıcı değil, AB’de Aşk-ı Memnu tekrarıyla bile bu yeni diziyi geçmiş ama moral bozmadan devam. Kanal D’den bu konuda pek ümidim yok ama dizilerinin arkasında dursunlar. Yazdan kışa geçecek bir dizi olacaksa bu olsun isterim.

Son cümle daha doğrusu bir soru; tema müziğini benden başka benzeten var mı bilmiyorum ama Yeşim Salkım’in seslendirdiği Deli Mavi’yi çok andırmıyor mu?