Cansu Dere kendini izletiyor! Reyting garantili aldatma hikayesi: Sadakatsiz

Sadakatsiz ilk bölümüyle güçlü bir giriş yaptı ve hikayesini doğru bir şekilde genişlettiği takdirde sezon sonunu göreceğinden eminim.

Hafta başından bu yana 57. Altın Portakal Uluslararası Film Festivali’ni takip etmek için Antalya’dayım. Yalan söylemeyeceğim; festival filmi izlemekten içim şişti. Devlet desteğiyle devam edebilen, bu sayede ölmeyen ama bitkisel hayattan da çıkamayan bağımsız sinemamız her yıl her festivalde daha silik işler çıkarıyor karşımıza…

Bu yüzden mi bilmiyorum ama bugün Youtube üzerinden ilk bölümünü izlediğim Sadakatsiz baya iyi geldi. Cansu Dere sonunda doğru projeyi bulmuş. İsmi marka olmuş bu oyuncu dizide, seven, severken aldatılan ve sineye çekmek yerine intikam almanın peşine düşen iyi eğitimli, kendi ayaklarının üzerinde durabilen bir kadın karakter olan Asya’yı canlandırıyor. Karakterinin değişkenliği beni etkiledi. Asya, şefkatli, merhametli ama aptal değil. Çoğu kadın gibi… Kurduğu ailenin eşinin ihaneti yüzünden bir bina gibi yıkılırken yaşadığı tedirginlik, güvensizlik, emeklerinin suya atılan bir efervesan tablet gibi eridiğini gördüğündeki hayal kırıklığı ve içinde büyüyen öç alma isteği… Seyirci bu karakteri çok sevecek, daha ilk bölümden izlerken onunla konuşan pek çok kişi olduğundan eminim. Eğer dizi izleyen biri karaktere akıl vermeye gayret ediyorsa bağ kurulmuştur, net!

Asya (Cansu Dere), başarılı bir doktor... Kocası Volkan ( Caner Cindoruk), harika bir eş ve oğulları Ali’ye ( Alp Akar) şahane bir babadır. Üç kişilik çekirdek aile, huzur ve mutluluk dolu bir hayat yaşam sürüyor, adeta bir masalın finali gibi… Asya’nın biraz da mutluluk takıntısı var, kendisini ailesine adamış ve eşini buna göre seçmiş. O yüzden yaşadığı yıkım da olağanüstü.

Dizinin ilk bölümü hızlı aktı çünkü bazı dizilerin aksine 180 dakikaya uzatılmış bir iş değil Sadakatsiz; 1 saat 43 dakika, hala uzun ama tempo sorunu hissedilmiyor. Bu hikaye 80 dakikaya düşse tırnaklarımızı kemirerek izleyeceğimiz bir merak ve gerilime ulaşır. İlk bölümde aldatma ihtimali ve kimle olduğu sorusunun karakter üzerinde yarattığı tahribat ve sıradan bir kadının aniden kendi hayatını soruşturan bir dedektife dönüşmesi güçlü bir şekilde verildi. Dizideki karakterlerin duygularının seyirciye geçtiğini düşünüyorum.

Cansu Dere’yi odağında tutan senaryo diğer karakterleri de ustaca yerleştirerek hikayeyi seyircinin kafasını karıştırmayacak şekilde genişletiyor. Orta üst sınıf bir ailenin parçalanma hikayesi AB kuşağını tavlayıp Kuruluş Osman’ın karşısına alternatif olarak koyuyor. İlk bölümün reytingleri hiç fena değil, Kuruluş Osman gibi reyting garantili bir dizinin arkasına geçmeyi başardı. Çarşamba’da durduğu sürece gün birincisi olamaz ama bu sonuç kanalın yüzünü güldürmeye yeter.

Sadakatsiz’in övülecek başka bir tarafı da oyuncu seçimi olmalı. Cansu Dere, iyi oyuncu ve gerçek bir TV yıldızı. Tıpkı Ezel’deki gibi yine olabilecek en iyi seçimlerle karşı karşıya oynuyor ve bu da oyunun güçlendiriyor. Tek başına olduğu sahnelerde de çok iyi…

Uzun lafın kısası; Sadakatsiz ilk bölümüyle güçlü bir giriş yaptı ve hikayesini doğru bir şekilde genişlettiği takdirde sezon sonunu göreceğinden eminim. Aldatma hikayelerinden sıkıldık ama bu kez aldatılanın aldatıldığıyla kalmadığı bir iş var karşımızda. Seyirci böyle katharsisleri sever. Toplumdaki her sosyo-ekonomik sınıfta bolva aldatma hikayesi mevcut, sabahları kadın programlarını izleseniz ağzınız açık kalır. Böyle bir ortamda Sadakatsiz, karakterlerinin özdeşlik yakalayacağı insanları kolayca kendine seyirci yapacaktır. Teknik açıdan da kusursuz bir iş, görüntü-sanat yönetimi, ses ve duyguya iyi eşlik eden müzikal tema ve saat gibi işleyen bir kurgu. Uzun zamandır bir dizide yönetmenlik çabası gördüm. Yönetmen koltuğunda oturan Neslihan Yeşilyurt’u tebrik ederim.

Sadakatsiz’in yolu açık olsun ve ilk bölümdeki başarıyı devam ettirsin, büyük iddialarla önümüze sürülenlerin çoğu kötü ama sonunda iyi bir dizi. İyi seyirler…