Cam Tavanlar'daki aşk seyirciyi bağlamaz!

Cam Tavanlar, başarmak için yola çıkmış güçlü bir genç kadını başkarakter yapıyor ancak hikâyenin odağı kayıyor.

Show TV’nin yeni dizisi Cam Tavanlar’ın ilk bölümü yayınlandı. Dizi harika bir jenerikle başladı, uzun zamandır böyle keyiflisini izlememiştim ancak bölümün geri kalanında harikayı geçtim iyi olan pek bir şey yoktu.

Cam Tavanlar, OJO Pictures imzalı, yönetmeliğini Fehmi Öztürk'ün yaptığı, senaryosunu Meriç Acemi'nin yazıyor, onu Çocuklar Duymasın’daki Yasemin olarak hatırlarsınız ancak asıl kariyerini dizi senaristi olarak yaptı. Bensu Soral ve Kubilay Aka’yla beraber Cam Tavanlar'ın oyuncu kadrosunda Hatice Aslan, Utku Ateş, Ahmet Melih Yılmaz, Beril Kayar, Ayten Soykök, Mehmet Bilge Aslan, Şifanur Gül, Alper Kut, Aziz Caner İnan, Gizem Erdem, İsmail Karagöz, Şehnaz Bölen Taftalı, Ayhan Işık ile Cevdet Arıcılar’ı izliyoruz.

Azimli bir genç kadının hayata tutunma hikayesi mi?

Cam Tavanlar, başarmak için yola çıkmış güçlü bir genç kadını başkarakter yapıyor ancak hikâyenin odağı kayıyor. Bu azim ve başarma hikayesi dışarı satılmak endişesiyle telenovela mantığına uygun çekilmiş bir aşk hikayesi barındırıyor ve dizinin tökezlediği yer de burası. Başrol oyuncularının kimyası tutmuyor. Bu aşk seyirciyi bağlamaz!

Bensu Soral’ın canlandırdığı Leyla, çok çalışkan bir öğrenci, kendi ayaklarının üzerinde durma savaşı veriyor. Hem okumuş hem çalışmış, üniversitede arkadaşlarının aklı fikri sevgilideyken o hayata dair planlar yapıyor. Uğraşıyor didiniyor ve başarıyor ancak bu birkaç bölüme yayılabilecek nefis bir hikâye iken 20 dakikaya sığdırılmış.

Dizinin adı, kadınların iş hayatında yükselmelerinin önündeki engellere işaretle cam tavan (glass ceiling) teriminden geliyor ancak Leyla’nın atmosfer dışına çıkma hikayesinin (arada birkaç flashback ile geri dönülse de) 20 dakikadan ibaret oluşundan, dizinin asıl derdinin alt sosyal sınıftan gelen bir kadının hayata tutunma çabası değil de aşk-meşk olduğunu anlıyoruz. Ambalajı değişik, kokonat aromalı ama aynı çikolata!

Bensu Soral, Leyla karakteri için ilk akla gelen isim miydi bilmiyorum ancak dizinin ilk bölümünde ağırlıklı olarak onun hikayesi anlatılıyor ve oyunculuğu, özellikle de tonlaması bu tempoya yetişemiyor. Onun yerine başkası oynasa Leyla’nın hikayesi seyirciye daha bir geçebilirdi.

Bu hızlı ama soğuk, mesafeli oyunculuk karakterin geldiği sosyal sınıfla bağını da koparıyor. Leyla gecekonduda değil de rezidansta büyümüş gibi. Türkiye aslında (en azından bir zamanlar) kendini gerçekleştirip yırtan insanların ülkesiydi ancak Bensu Soral’ın oyunculuğunda karakter gelişimini gözlemlemek zor. Bölümün ikinci yarısındaki tepkileri de çelişkili. Yırtıcı bir iş kadınını izletirken birden şaşkın aşık genç kız oluyor, özel şoförlü Mercedes’i olan kadın birkaç genç kız tavlama numarasından fena etkileniyor vs. Leyla’nın çelişkileri senaryonun çelişkileri.

Yine de ilk 40 dakika dinamik kurgunun da yardımıyla aktı gitti. Sürekli tekrarlanan film festivali ödül töreni müziği gibi tema müziğini saymazsak tabi. Leyla ile Cem karşılaştıktan sonrası ise odak kaydı ve dizi uzun uzun bakışmalardan, artık çok alıştığımız ve sıkıldığımız flörtöz çekişmelerden ibaret halde devam etti. İkilinin birlikte göründüğü sahnelerde tema bildiğimiz yaz dizisi fonuna dönüşüyor. Türk dizilerinde hep aynı müziği duyuyor gibiyim. Halbuki akılda kalan işler ayrıştırıcı bir müzikal tema içerir ve yönetmeni-hikayesi-oyuncusuyla olduğu kadar müziğiyle de hatırlanır. En basit örnek: Hababam Sınıfı!

Başrol oyuncuları uyumsuz!

Dizideki başkarakterler birbirleriyle karşılaştığı anda seyirci onlardan biriyle özdeşlik kurmuş olmalı ve diğerini beğenmeli ki aşk hikayesinin mayası tutsun. Ne yazık ki Leyla ile Cem’in olası büyük aşkı seyirciyi heyecanlandırmayacak. Başrol oyuncularının kimyası tutmamış.

Aslında bu kez farklı bir şey denemişler, alfa erkek değil alfa kadın hikayesi yapmışlar ama bu sefer de Cem’i oynayan Kubilay Aka çok geride kalmış. Bu formül Sen Çal Kapımı’da daha iyi işliyordu. Kubilay Aka özellikle tonlamasıyla Burak Özçivit efekti üretiyor ama yetmiyor.

Uzun lafın kısası; Meriç Acemi farklı dizi hikayeleri deniyor ancak sektör ve seyirci baskısı sunduğu işleri yine bir şekilde Kiralık Aşk’a çeviriyor. Kaç bölüm sürecek bilmiyorum ancak Cam Tavanlar’da aşk üçgenlerinde paramparça olan genç kalplerden fazlasını izleyemeyeceğiz.

MURAT TOLGA ŞEN