Buket Aydın Sevgililer Günü'nde Medyaradar'a konuştu: Aşk köpekliktir!

Genç yaşta televizyonculukta kariyer basamaklarında hızla yükselen Buket Aydın’ın Kanal D’den ayrılma süreci medyada uzun süre gündem olmuştu. Çok yakında Haber Global ekranlarında yeni bir programa başlayacak olan Buket Aydın’a hakkındaki pek çok iddiayı sordum. Kanal D’den kovuldu mu, Ankara’dan Demirören Medya Grubuna siyasi baskı yapılmasını istedi mi, evliliğini bitirme noktasına getiren ne oldu, Emir Sarıgül’le aralarındaki ilişki için neler söyledi hepsini röportajımda okuyabilirsiniz.

“ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORDUM”

Figen Balcı: Buket önce seni bir tanıyalım; nerede doğdun, eğitimin nedir, neler yaptın gazetecilik mesleğine başlayıncaya kadar.

Buket Aydın: Bursa’da doğdum ve İlkokulu Bursa’da okudum ondan sonra babamın işi nedeniyle İstanbul’a geldik . Ortaokul, lise filan hepsini İstanbul’da okudum. Sonra üniversiteye girdim Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü tercih ettim çünkü zaten çok severdim edebiyatı lisede ve çok da iyi edebiyat netim vardı üniversite sınavında. Ben aslında edebiyat öğretmeni olmak istiyordum aslında bu bölümü seçerken gazeteci olmak fikri yoktu yani ben gazeteci olacağım diye yola çıkmış biri değilim. İskender Pala vardır Profesör Doktor, İskender Hoca Bölüm Başkanıydı İstanbul Kültür Üniversitesinde, İskender Hoca orada olduğu için burslu olarak tercih ettim ben bölümü. İlk sene çok yoğun geçti, ikinci sene İskender Hoca bölüm başkanlığını bıraktı, derslerimize giriyordu ama böyle programda boşluk oldu takvimim hafifledi haftada birkaç günüm boşa çıktı, o esnada babamın bir arkadaşı bir radyoyu almıştı ve yeniden yapılandırıyordu böyle çok küçük bütçeli bir şeydi. Babam bana ” istersen git orada stajyer ol, hem iş öğrenirsin, sen konuşmayı seviyorsun bakarsın radyocu filan olursun” dedi.  Ben gittim başladım orada bana “ seni haber bölümüne verelim mi” dediler ben de “olur“ dedim. Nilüfer Hanım vardı orada hem haberleri hazırlayıp hem de okuyordu, onunla tanıştırdılar beni çok sevdik birbirimizi. Nilüfer hanım bana öğretti haber nasıl yazılıyor, hazırlanıyor filan. Ben orada haberleri yazmaya başladım sonra bir gün bana” hadi haberleri sen oku” dediler. Ama son dakika yani haberin başlamasına birkaç dakika var,  okursun okumazsın attılar beni içeri ( gülüyor) okudum haberleri. Bu arada bunlar olurken ben 19 yaşındayım. Sonra hafta sonlarını bana verdiler haberleri toparlayıp, yazıp hem de okuyordum. Böylece Nilüfer abla da tatil yapabiliyordu.  Sonra Nilüfer abla bana dedi ki; “spikerlik sunuculuk kursları var sen de gitsene, bir gelecek vaat ettiğini düşünüyorum”. O dönem MEB sertifikalı Kuş Dili Spikerlik Kursları vardı Gülgün Feyman’ın, Orhan Ertanhan’ın filan ders verdiği çok güzel bir kurstu oraya yazıldım ve eğitimi tamamladım. Sonra Kanaltürk’ün Tuncay Özkan tarafından yeni kurulduğu dönemdi dediler ki ( Kuş Dili Spikerlik Kursundan); ” Kanaltürk stajyer arıyor siz de gidip başvurun” Ben gittim görüştüm o dönem Genel Yayın Yönetmeni Kerim Can Kamal’dı aldı beni Haber Merkezine stajyer olarak. Birkaç ay sonra beni Tuncay Özkan gördü “sen ne iş yapıyorsun” dedi. “Ben stajyerim dedim” Ne yapmak istediğimi sordu ben de haber spikeri olmak istediğimi söyleyince güldü, dalga geçti benimle “ Ya öyle mi 19 yaşında haber spikeri mi olacaksın “ filan dedi sonra “ magazin programı versek sunar mısın “ dedi ben de kabul etmedim. Çok hoşuna gitti idealist buldu benim o halimi tavrımı sevdi bana “seni biraz çalıştıralım” dedi. Hatırlayacaksın o dönem spor haberlerini kadınlar sunmaya başlamıştı. Burcu Esmersoy ile başlayan o furyada hatırlıyorum Serhat Ulueren vardı Star Spor’da, Ertem’ler filan da vardı o dönemde, Birce Akalay var ya şimdi oyunculuk yapıyor o zaman Star’da spor haberlerini sunuyordu.

“HABERE SPOR SPİKERLİĞİ İLE BAŞLADIM”

Figen Balcı: Evet tabi hatırlıyorum.

Buket Aydın: İşte tam o dönem dediler ki biz de sana spor sunduralım.

Figen Balcı : Sporla ilgin var mıydı peki, spor müsabakalarını, futbolu ya da diğer spor karşılaşmalarını takip ediyor muydun?

Buket Aydın: Ediyordum Allah’tan ( gülüyoruz) O dönem ben fanatik bir Galatasaray hayranıydım, GS yenildiğinde hüngür hüngür ağlıyordum. Şimdi ama sorsan takımda Arda ve Fatih Terim dışında kim var bilmiyorum (gülüyoruz) o duruma geldim.  Ama o dönem ilgim de vardı bilgim de vardı spor müsabakalarını takip ediyordum zaten 6 sene yüzdüm ben profesyonel lisanslı yüzücülük kariyerim de var. Ben işin bütün mutfağını spor haberlerinde öğrendim. Program hazırladım sundum, montajını bile kendim yapıyordum.

Figen Balcı: O dönem cut montaj vardı tabi ben de kendi programım için montaj yapardım zaman zaman.

Buket Aydın: Evet evet cut montaj yapıyordum. Sesimi kendim alıyordum, montajını kendim yapıyordum her şeyi öğrendim yani orası benim için büyük bir okuldur her şeyi orada öğrendim diyebilirim. Bir televizyon programı A’dan Z’ye nasıl hazırlanır veya bir haber nasıl yapılır her şeyiyle bütün mutfağını orada öğrenmişimdir. Sonrasında tabi o kadar işin mutfağında olduğum bir dönem olmadı Kanal D hariç. Kanal D’de yönetici olunca tabi her şeye vakıf olmak zorundasın. Küçük yaşta böyle mutfağında bir şekilde öğrendim. Sonra orada beni ( Kanaltürk’te) hafta sonu ana habere geçirdiler. Sonra kanalın satışı oldu biliyorsun benim de o dönem yüksek lisansım vardı ve yüksek lisans tezi vermem gerekiyordu. Ben bir taraftan bu anlattıklarımı yaparken üniversiteyi bitirdim Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Yüksek Lisansı kazandım ve yüksek lisans yapmaya başladım.

“OĞLAK BURCUYUM, GARANTİCİYİM”

Figen Balcı: Yüksek lisans konun “Attila İlhan şiirleri” miydi, öyle bir bilgi gördüm internette?

Buket Aydın: Hayır bu vesile ile bu yanlışı da düzeltmek isterim o benim lisans bitirme tezimdi. Attila İlhan şiirlerinde kadının toplumsal açıdan yerini inceledim.

Figen Balcı: Yüksek lisans tezin neydi peki?

Buket Aydın: Yüksek lisansta çok daha başka Osmanlıca bir tez yaptım ben çok daha ağır bir konu. Yüksek lisans tabi biraz daha zor oluyor ve Marmara Üniversitesinde TDK Başkanlığı da yapan Sayın Prof. Dr Mustafa Kaçalin hocanın tez öğrencisiydim herkes bilir kendisini de buradan anıyorum çok zor bir hocadır Mustafa Hoca’da tez vermek dünyanın en zor şeylerinden bir tanesidir. Osmanlıca bir tez olunca ekstra zordu ben 6 ay işten ayrılıp sadece yüksek lisansımı bitirmek için çalıştım.

Figen Balcı: Neden böyle zorlu bir şeyi tercih ettin? Yani neden yüksek lisans yapmayı istedin, zaten televizyonculukta ısınmışsın mesleği yapıyorsun hedefin neydi o dönem?

Buket Aydın: Şöyle ben birazcık garanticiyim Oğlak burcuyum ben belki de onun etkisi. O dönem Kanaltürk’te çalışıyorum ama sektörde çok isim yapabilmiş miyim “hayır” yani… Çok fazla insan beni tanımıyor etmiyor işin nereye gideceğini bilmiyorum ve bir taraftan da öğretmenlik tutkum da var içimde dedim ki bu yüksek lisansı bitireyim ikisi arasında bir seçim yapayım. Sunuculuk için kesin bir karar vermemiştim o dönem daha. Çünkü 24 yaşındaydım bunları anlattığım dönem.

“HAYATIMDA İKİ KANAL HAYALİM VARDI BİRİ NTV, DİĞERİ KANAL D”

Figen Balcı: Çok gençmişsin hakikaten, o genç yaşta televizyonculuk kariyerinde ilerlemen nasıl oldu anlatır mısın?

Buket Aydın: 24 yaşındayım yani şimdiki gençlere bakıyorum da ben o küçük yaşıma çok şeyler sığdırmışım şimdi bakıyorum da onu yapan ben miymişim nasıl yapmışım helal olsun diyorum kendime şu an hiç o kadar şeyi yapacak halim yok. (gülüyoruz) Neyse işte ben yüksek lisansı bitirdim sonrasında CNNTÜRK’ten teklif geldi rahmetli M. Ali Birand o dönem CNNTÜRK’ün başındaydı orada kısa bir dönem çalışma fırsatı buldum 4 ay kadar çalıştım sonra oradan ayrıldım. TRTTÜRK vardı oraya geçtim “ Gümüş Hilal” diye çok güzel bir program vardı orada onu hazırlayıp sundum yaklaşık bir buçuk yıl gerçekten hayatımın dönüm noktası işlerinden biriydi çok güzel bir işti . Yurt dışındaki Türkler çok izliyordu o dönem bana Almanya’dan paket paket hediyeler geliyordu sürekli. Sonra NTV’ye transfer oldum Ömer Özgüner o dönem NTV’nin başındaydı. Sürekli Gümüş Hilal’i izlermiş geceleri filan tekrarına denk gelirmiş çok da beğenirmiş o yüzden beni transfer ettiler uçarak gittim NTV’ye. Hayatımda kanal olarak iki hayalim vardı biri NTV diğeri Kanal D.

Figen Balcı: İkisini de gerçekleştirmiş oldun yani.

Buket Aydın: Evet ikisini de yaptım ve çok garip bir anımı anlatacağım size; Ben NTV’deyken Milliyet’te yazmaya başlamıştım hatırlayacaksınız. Daha o dönem Demirören Grubu Kanal D’yi filan satın almamıştı Doğan Grubundaydı. Milliyet ile Vatan onlardaydı. Mehmet Soysal bana Milliyet’teki röportajları yapmamı teklif etmişti zaten. Bir gün Mehmet Bey bana dedi ki; “ Sen NTV’den ayrılmayı düşünür müsün?” Ben de “ hayır asla düşünmüyorum” dedim. Mehmet bey “ Ya hangi kanal var mesela kafanda, NTV olmazsa ben burada çalışırım dediğin bir tane bile kanal yok mu” diye sordu ben de “ Var bir tek Kanal D var büyük kanallar arasında çalışmak istediğim” dedim.  O zaman Mehmet Bey bir kahkaha attı o kahkahanın sebebini ben aylar sonra anladım.

“NTV’DEN AĞLAYARAK AYRILDIM”

Figen Balcı: Demirören Medya’nın Kanal D’yi alacağını biliyordu tabi ki Mehmet Soysal sana söylememiş olsa bile. Yani sana boşuna sormamış o soruyu öyle mi?

Buket Aydın: Aynen öyle aylar sonra anladım o sorunun sebebini, satın alma gerçekleştikten sonra ilk transferini dışardan alım yapılmak suretiyle benimle olmuştu. Bunu da niye anlattım hem NTV hem Kanal D ikisinde de çalışmayı çok istemiştim hayalimdi. NTV’de sekiz sene çalıştım gerçekten çok güzel bir yerdi tam bir okul ve iyi ki orada sekiz sene çalışmışım. Canlı yayın nasıl yapılır, son dakika gelişmeleri nasıl verilir orada öğrendim. Ben oraya ilk girdiğimde son dakika yayını olduğunda tir tir titriyordum sırtımdan terler akıyordu oradan ayrılırken son dakika yayınlarını artık son derece rahat bir şekilde yapar haldeydim.

Figen Balcı: Evet NTV’de çok izlenen reyting alan konuklu bir gece programı tarzındaydı. Bu kadar güzel bir ortamı bırakman için sana bir vaatte mi bulundular Kanal D ile alakalı olarak yöneticilik vs yoksa Kanal D logosu yeterli oldu mu karar vermende.

Buket Aydın: Şöyle oldu NTV’de çok uzun süre çalıştım ben dedim ki Buket bunu yapabilir misin? Kanalın logosu ( Kanal D) çok istediğim bir şeydi tabi ama orası çok büyük bir yarış.  Benim NTV’deki reytinglerim çok iyiydi tabi ama haber kanalları ile ölçülüyorsunuz sonuçta orada bu Kanal D, ATV, STAR, FOX orada program dinamikleri de var senin önünde yayınlanan ve senden sonra yayınlanacak şeyin de önemi var yani sadece bülteninle bir yere varmanın imkanı yok o bambaşka bir savaş ve bambaşka bir kulvar, dedim ki; “Buket sen kendine güveniyor musun, bunu yapabilecek misin?” O dönemde de Milliyet’te de Mehmet Bey ( Mehmet Soysal) ile birlikte çalışıyordum ve onu tanımıştım birlikte çalışıyorduk işine olan tutkusunu görmüştüm o da çok arzu etti. Milliyet’te yazıyorsun CNN’de de program yaparız Kanal D’de yaparız filan deyince dedim ki kendime; “Gir bu yarışa bütün büyükler burada yarışıyor sen de gir yarışa ve sonuna kadar git, varım de ” Ben NTV’den ayrılırken Nermin Yurteri ile ağladık karşılıklı, ağlayarak sarıldık ve gerçekten sarılarak ağladık beş dakika falan. Ben oradan hiçbir şekilde ayrılamazdım hiçbir haber kanalı için falan NTV’den ayrılmazdım o dönem o kadar sahiplenmiştik ki birbirimizi. Herhangi bir kanal bana NTV’de aldığım ücretin iki katını bile teklif etse asla gitmezdim. Zaten Nermin de bana dedi ki; “seni Kanal D’ye gittiğin için bırakıyorum”

“ERKEK EGEMEN BİR MEDYAMIZ VAR”

Figen Balcı: Nermin hakikaten çok vefalı, kaliteli sevdiğim bir arkadaşımdır hem iyi bir insan, hem de iyi bir yönetici ve tartışmasız çok iyi bir habercidir. Peki Kanal D’de sen haber sunarken Haber Başkanlığı da yaptın üst yöneticilerle de çalıştın alt kademe yöneticilerle de çalıştın. Gazetecileri nasıl değerlendiriyorsun? “Gazeteciden dost olmaz” sözü sence doğru mu? Sektör içinde de söylenir sektör dışındakiler de söylerler sen ne dersin?

Buket Aydın: Şimdi şöyle “Gazeteciden dost olmaz” şeklinde bir genelleme yapabilir miyim bilmiyorum ama benim etrafımda çok dost olacağım insan çıkmadı. Ben artık şöyle düşünmeye başladım belki de insanlar hazmedemediler, hoşlarına gitmedi çünkü ben sonuçta 34 yaşında bir yerin, haberin başına geçtim, orası rahmetli Mehmet Ali Birand’ın koltuğudur, oraya haber yöneticisi olarak bugüne kadar hiçbir kadın oturmamıştı ben gelene kadar. Sunucu olarak oturanlar oldu evet ama o da çok kısıtlıdır, Kanal D genelde erkek egemen gitmiştir ama yönetici olan hiçbir kadın olmamıştı. Ben oraya 34 yaşında oturdum belki de bunun verdiği bir çekememezlik oldu. Erkek egemen bir medyamız olduğu gerçeğini artık kabul etmek zorundayız ne yazık ki böyle. Ne yazıktır ki kadınlar bir yere geldiği zaman bizim medyamızda erkekler saldırıyor, kadınlar da saldırıyor ama kadınlar da korumuyor seni. “Vay o niye oraya gelmiş, mutlaka bunun altında bir şey olması lazım”. Yok canım, yok kardeşim yok tatlım o işler öyle olmuyor torpille bir insan bir yere kadar gelebilir. Torpille kendini halka izletemezsin, adını halka duyuramazsın, ünlü olmazsın. O kadar çok ki benim etrafımda babasının bilmem nesi, bilmem kimin bir şeyi çok var ama bir şey olamıyorlar. Kadınlar da erkekler de çok saldırgan olabiliyor medya sektöründe kolay kolay da dost çıkmıyor. Benim var bir elimin parmağını geçmez dostum diyeceğim insanlar onlar da çok uzun senelerdir hayatımdalar. Ben insanları desteklerim ama desteklediğim insanlardan çok köstek yediğim olmuştur özellikle son iki üç sene içerisinde. Valla onu da Allah’a havale ettim, kimseyi takacak durumda değilim 36 yaşındayım şu anda bu yaşta hayalinde gazetecilik olan insanların hayal ettiği noktalara geldim, koltuk peşinde koşmadım oturduğum koltuğa yapışmadım. Gün geldi tepem attı kalkmasını da bildim ama hikâyem daha bitmedi.

“SON İKİ YILDA ÇOK YORULDUM, ÇOK YIPRANDIM”

Figen Balcı: Şunu hemen açalım “tepem attı kalkmasını bildim” dedin neydi senin tepeni attıran ve Kanal D’den ayrılmana sebep olan şey ne oldu Buket? 

Buket Aydın: Genel olarak Kanal D ile alakalı değil insanlarla alakalı o iki yılın birikimiydi.

Figen Balcı: Neler oldu o iki yıl içinde neler seni bu noktaya getirdi?

Buket Aydın: Tek bir şey değil, iki senenin birikimiydi ama genel anlamda bunun Kanal D yönetimi ile ilgisi yok. İki sene boyunca o kadar çok şeyle uğraştım ve haksızlığa uğradım ki o kadar çok mecra ve insan üzerime geldi ki hatta şu an bu röportajı verdiğim Medyaradar da dâhil olmak üzere birçok internet sitesinde sürekli olumsuz pek çok haberlerim yer aldı. Bir takım iftiralar ve abuk sabuk şeylerle uğraşmak durumunda kaldım onu mahkemeye ver bunu mahkemeye ver onunla uğraş bununla uğraş günün sonunda çok sıkıldım ve yoruldum özel hayatımla ilgili kararlar aldığım bir süreçteydim. Bunu da Kanal D logosu altında yapmak istemedim. Çünkü o zaman insanlar söz söyleme hakkına sahip olacaklar.

Figen Balcı: Senin için çok zor bir dönemdi hem işinden hem eşinden ayrıldın aynı süreçte. Acaba yaşadığın o stresli iş hayatı evliliğini de yıpratmış ve bitmesinde etkili olmuş olabilir mi?

Buket Aydın: Kesinlikle öyle oldu evet kesinlikle. Ben şimdi bakıyorum, o koltuğa oturdum bunun hakkını vermeliyim diye düşünerek çok fazla kendimden vermişim aslında. Kendimi tüketmişim, kendimi mahvetmişim o kadar çok şey yaptım ki. Şöyle anlatayım; hiç izlenmeyen bültenler var mesela ve bunlar hiç haberler konu olmaz ama mesela benim bir gün iki gün reytingim düşsün; “Buket Aydın reytinglerde çakıldı…” Ben bu olmasın diye o kadar çok çalıştım ki, o kadar çok uğraştım ki. Bir de ben oraya Haber Başkanı olarak gitmedim ki oraya Ramazan Kurnaz gelmişti, sonra Ramazan ile yönetim arasında bir sıkıntı oluyor ve Ramazan ayrılıyor. Bunun üzerine o görev de bana verildi. O zaman çok gurur duydum ama bir ay sonra anladım ben ne yapıyorum, ne almışım üstüme nasıl bir yük almışım. Bunun altından kalkmak için çok çaba harcadım. Beni seven de çok sevmeyen de çok ortası olmaz genellikle ya çok severler ya da hiç sevmezler. Ama kimse ; “Buket Kanal D’yi başarısız olduğu için bıraktı” diyemedi, bunu dedirtmedim. Çok iyi bir yerdeyken artık dedim ki tamam teslim ediyorum gönlüm çok rahat.

“KANAL D’DEN AYRILMAMDA KAHKAHALARIN İLGİSİ YOK”

Figen Balcı: Buket’ciğim şöyle bir şey oldu biliyorsun yerel seçimler öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu konuk ettiğin yayında Kemal Bey seçimle ilgili olarak Ankara, İstanbul, Bursa ve pek çok belediyede büyük şehirleri alacaklarını söylemişti sen de kahkaha atmıştın ve hatta “ Bugün formunuzdasınız” demiştin. Dolayısı ile senin Kanal D’den ayrılmana bu yayının sebep olduğu da iddia edildi bu şekilde bir baskı ile karşılaştın mı hakikaten?

Buket Aydın: Ayrılığımla o gülmenin kesinlikle bir alakası yok, o gülme ile alakalı ben Kemal Beyin de bir sıkıntı yaşadığını düşünmüyorum sonrasında da olumsuz bir geri dönüş asla almadım. CHP’li tanıdığım birçok insan var ve arkadaşlarım da var aynı şekilde Tuncay Özkan’ın kanalında ilk kez yayına çıktığımı söylemiştim ve Tuncay Özkan’la da hala görüşürüz zaman zaman. Başka arkadaşlarım da var şimdi isimlerini vermeyeyim. Ayrılmamın bu programla uzaktan yakından asla bir ilgisi yok, bu benim kendi kararım kendi bunalmışlığım kendi hayatımda yapacağım diğer değişikliklerin Kanal D logosunu gölgelemesine izin vermemesi için ve bunun yükünü taşımak istemediğim için ayrıldım Kanal D’den. Ben Kanal D’de iken boşandığımı düşünebiliyor musun? Ama ben kanaldan ayrıldıktan sonra artık bu sadece beni ilgilendiren bir konu oluyor o saatten sonra.

“KANAL D’DEN KOVULMADIM”

Figen Balcı: Senin Kanal D’den ayrılma sürecinle alakalı olarak internette şöyle haberler de yer aldı biliyorsun; Sen kanala gitmişsin içeri almak istememiş güvenlik görevlileri ve sen zorla girip kendini kanaldaki odana kilitleyip Ankara’yı aramışsın göreve tekrar dönmek için. Demirören Medya Grubuna siyasi baskı yapılması için Ankara’yı aradın mı? 

Buket Aydın: Şöyle söyleyeceğim; o gün kanaldan kovulduğum gibi bir şey gerçeği yansıtmamaktadır. Ben o gün kanaldan kovulmadım. Ben sadece o gün bültene çıkmadım. Yönetimle aramızdaki bir diyalog üzerine bana “Buket’ciğim sen bugün dinlen” dediler. Ama işime son verilmesi söz konusu olmadı ki ben birilerini arayayım, aratayım. Öyle bir lanse edildi ki, Buket kovuldu geri dönmek için telefon ettiriyor. Benim çıkışım mı verilmiş, Yönetim açıklama mı yapmış Buket Aydın’ın görevine son verilmiştir diye yok… Mesela ben istifa ettiğim gün benim istifamdan yarım saat sonra Demirören Medya Grubu resmi bir kuruluş olarak bir açıklama yaptı; “ Buket Aydın görevinden ayrılmıştır kendisine teşekkür ederiz”  gibi bir açıklama yapıldı değil mi. İşte bunu anlatmaya çalışıyorum o zaman öyle bir şey olmadı ki.

Figen Balcı: Peki kim çıkardı bu sözleri, biliyor musun kaynağını?

Buket Aydın: Ben içerden yapıldığını düşünüyorum. Şunu söyleyeyim o gün beni hiçbir güvenlik görevlisi dışarı çıkarmadı, bülten bitimine kadar kanalda kendi odamda kendi ekibimle birlikte oturdum bülteni izledim. Daha sonra da yanımda editörümle birlikte ana kapıdan kanalın bana tahsis etmiş olduğu araç ve şoförle birlikte ayrılarak Florya’da yemek yemeğe gittim arkadaşlarımla. Bunu şunun için söylüyorum ben kanaldan kovulmuş olsam herhalde kanalın makam aracını kullanamazdım değil mi? Hani beni güvenlikler atmış hani nerede bir kare görüntü var mı?

Figen Balcı: Fatih Altaylı’nın seninle ilgili bir yazısı vardı; “o koltukta pek çok kişi oturdu hepsi gelip geçti bazıları şarkıcı oldu umarım sesi iyidir” manasını içeren bir yazıydı. Siz geçmişte Fatih Altaylı ile çalışmış mıydınız, tanışıyor muydunuz aranızda bir husumet var mıydı bu yazıyı neden yazmış olabilir?

Buket Aydın: Hayır çalışmadık. Şöyle olmuş olabilir; bu benim tahminim biz Fatih Bey ile hiç çalışmadık, o yazıyı yazdığında tanışmıyorduk da ama Ramazan Kurnaz ile Fatih Altaylı’nın yakın olduğunu biliyorum, arkadaşlar. Ramazan gittikten sonra belki Fatih Bey Ramazan’ın gidişine sinirlenmiş ve hırsını benden çıkarmak istemiş olabilir. Ben Fatih Bey ile bu yazıyı yazdıktan sonra tanıştım. Sayın Kültür Bakanı bizleri Genel Yayın Yönetmenlerini Kapadokya gezisine davet etmişti orada bir araya geldik aramızda bir sıkıntı olmadı.

Figen Balcı:  Fatih Altaylı ile bu konuyu konuştunuz mu yüzleştiniz mi?

Buket Aydın: Şöyle oldu ben Kapadokya’da çanak yapıyordum, herkes de benimle dalga geçiyordu (gülüyoruz) “ çok güzel yaptın, yapamadın” filan diye, Fatih Bey de “ yoo çok güzel yaptı” dedi ben de “ Ooo mesleği buldum çalışmazsam çanak çömlek yaparım dedim” ( gülüyoruz) O da ( F. Altaylı) “ Evet “ dedi güldü. Ben de “bu arada sesim de güzeldir” dedim herkes güldü Fatih Bey de güldü. Bu arada sesim gerçekten güzeldir ( gülüyoruz)

“SESİM GÜZELDİR “

Figen Balcı: Söyler misin sanat müziği filan arada, ne tür şarkılar söylemeyi seversin?

Buket Aydın: Söylerim, sanat müziği beni biraz aşar tabi o usta sanatçıların işi ama sesim fena değil yani şarkı söylemeyi çok severim güzel de söylerim arkadaşlarım buluşunca filan “ Buket şarkı söyler misin” derler, iyiyimdir. Hatta bir ara Polat Yağcı ile bir poz verdik biz başladılar “ albüm mü yapacak” diye… (Kahkahalarla gülüyor, gülüyoruz)

Figen Balcı: Düşünür müsün hobi olarak mesela single filan çıkarmayı, böyle bir çalışma yapmayı?

Buket Aydın: Şöyle; yardım kuruluşlardan, derneklerden, en son UÇİM ( Saadet Öğretmen’in vakfı vardır oradan filan teklifler geliyor evet yaparım bir yardım derneği için şarkı söylerim, zevkle söylerim eğer o yardım derneğine gereken parayı kazandıracağımı bilirsem tabi ki neden olmasın çok da güzel olur ama onun haricinde tabi ki asla… Hem bana bir hatıra olsun diye hem de yardım etmek maksadıyla olması dışında bir düşüncem yok olamaz. Fatih Bey ile ilgili konuda da kendisi bizim meslek büyüğümüz ama o dönem yazdığı şeye gerek var mıydı bence yoktu ama dediğim gibi sonrasında görüştük konuştuk sorun yok. Kimseyle bir sıkıntım olsun istemiyorum sadece işimi yapmaya çalışıyorum başka da bir amacım yok.

“DENİZ ÖNCE EVDE ECE’YE TAVSİYE VERSİN”

Figen Balcı: Sen Kanal D’den ayrıldıktan sonra Deniz Bayramoğlu geldi Kanal D Haber’e ve şöyle bir açıklaması oldu; Sunucunun kendisini değil haberi anlattığı bir yapı inşa etmeye çalışacağız”. Bu açıklamanın sana atfen yapıldığı söylendi, sen haberin önüne mi geçiyordun Kanal D Haberde?

Buket Aydın: Deniz haberin önüne geçilmesinden hoşlanmıyorsa buna evde Ece’ye tavsiye vererek başlaması lazım. (gülüyor) Çünkü şöyle; Ece de benim gibi yorumları ile çok konuşuluyor, bu arada beğenmediğim için söylemiyorum sakın yanlış anlaşılma olmasın, aksine çok da beğeniyorum. Ama haberin önüne geçmek söz konusu ise Ece’nin yorumları haberin önüne geçmiyor mu?

Figen Balcı: Elbette Ece’nin bazı yorumları sosyal medyada çokça paylaşılıp caps yapıldığı da olmuştu. Sen Demirören Medya Grubunda iken Deniz’le birlikte çalıştınız değil mi?

Buket Aydın: Evet evet hatta galiba CNNTÜRK’te seçim yayınlarından bir tanesinde de denk gelmiştik ben Deniz’i eskiden de tanırım Milliyet’teyken Deniz’le röportaj da yaptım, kitabı çıkmıştı Uğur Batı ile birlikte. Deniz’i tanırım ve bir problemim yok, bilmiyorum yani ben onu çok şahsi algılamadım yani Deniz’e belki böyle bir tarzımız olsun dediler o da çıkıp böyle bir açıklama mı yaptı bilmiyorum yani ama tekrar söylüyorum ben, Fatih Portakal, Ece Üner bu tarzda dolu insan var ben şahsi algılamadım bana söylediyse de evden başlaması lazım.

“O KOLTUĞA HERKES OTURAMAZ”

Figen Balcı: Sen yakında Haber Global’de başlıyorsun hayırlı olsun. Senin daha önce CNN’de yaptığın programın devamı niteliğinde mi olacak? “Koltuk” adıyla başlayacak yanılmıyorsam?

Buket Aydın:  Aslında benim eskiden yaptığım 40 programını kastettin sanıyorum ama onun hiç devamı niteliğinde değil, hiçbir alakası yok çünkü şöyle ben 40’ı CNN’de iken sundum sonra onlar sevgili Jülide ile beraber Haber Global’e geçtiler orda da yaklaşık 40 bölüm filan yaptılar daha sonra da şimdi başka bir mecra da devam edecekler sanıyorum. Şimdi “Hard Talk” formatı olacak benimki ama 40’daki gibi süre, soru sayısı vs olmayacak, bu hard talk yeni keşfedilmiş bir şey değil senelerdir yapılıyor, benzerini seneler önce Enver Aysever yapmıştı; “ Enver Aysever ile Aykırı Sorular” adıyla çok da beğenerek izlerdim CNNTÜRK’de iken. Bütün formatların karışımı benim kendi tarzımın öne çıkacağı, kendi tarzımla harmanlayacağım. “Bir koltuğumuz var bizim ama o koltuğa herkes oturamaz” mottosu ile yola çıkıyoruz.

Figen Balcı: Kimler oturabilir peki o koltuğa, kimleri davet edeceksin?

Buket Aydın: Türkiye’de son dönemde en çok konuşulan isimler, alanında en iyi isimler, en başarılı olmuş isimler ve yine bir konu varsa gündemde o gündemdeki konunun muhatapları ancak o koltuğa oturacak. Her hafta illa bir kişi oturacak diye bir kaide yok bir hafta bir kişi olur, sonrasında üç kişi de ayrı ayrı oturur, kısa kısa da yapabiliriz. Böyle bir düşüncem de var, ama koltuğa oturana da o koltuğa oturmanın hakkını verdirteceğiz (gülüyor) buna da emin olabilirler. Çok güzel bir iş olacağına inanıyorum.

“YAPTIĞIM İŞLER ÇOK KONUŞULUYOR”

Figen Balcı: Hayırlı olsun, bol reytingli olsun.

Buket Aydın: İnşallah, çok konuşulmasını istiyorum, genel anlamda yaptığım şeyler konuşuluyor. Sorular soruyoruz konuşturuyoruz karşımızdakini bence izleyici sevecek ben çok heyecanlıyım şimdiden.

Figen Balcı: Program ne zaman başlıyor?

Buket Aydın: Bu Cuma veya öbür Cuma ( 19 ya da 26 Şubat ) içimize sinerek yapıyoruz çünkü her şeyi.  Haber Global olduğu için sezon ortasında çalışmaya başlıyorum normalde bu sezonu pas geçecektim ama bence Haber Global yükselen bir yıldız bunu herkes görecek önümüzdeki dönemde. Bu programla birlikte bence bayağı bayağı konuşulacak.

Figen Balcı: Program bant mı olacak canlı yayın mı?

Buket Aydın: Canlı olacak ama konukla ilgili bir özel durum olursa konuğun programında bir uyumsuzluk olduysa bant olarak da yapabileceğiz nadiren de olsa.

“JÜLİDE ATEŞ’İN HABER GLOBAL’DEN AYRILMASI BENİMLE İLGİLİ DEĞİL”

Figen Balcı: Sen Haber Global’e geldin ve Jülide Ateş’in programı sona erdi. Sen geldiğin için mi Jülide Haber Global’den ayrıldı?

Buket Aydın: Zaten anlaşmaları bitmiş, onlar yollarının ayırmışlar benimle hiçbir alakası yok.

Figen Balcı: O zaman Jülide ile de hiçbir probleminiz yok öyle mi?

Buket Aydın: Asla asla hiçbir problemim olamaz benim ben NTV’de de Jülide ile beraber çalıştım hiçbir sıkıntım ve problemim olmadı.

“HAYAT BENİ HIRSLI OLMAYA İTTİ”

Figen Balcı: Buket aldığın her işi başarmak, başarılı olmak gibi disiplinli ve çalışkan birisin, hırslı mısın? Bu hırsının seni ve hayatını yıprattığını düşünüyor musun kendini nasıl görüyorsun?

Buket Aydın: Hırslıyım evet, hayat beni hırslı olmaya itti aslında. Çünkü başarı odaklıyım, başarıyı severim, kafamda çalışır yani birazcık, “ne yapabilirim nasıl en iyisine gidebilirimi” iyi analiz ederim, ama eskiden daha hırslıydım. Şimdi biraz daha akışına bırakmayı öğrendim çünkü çok hırs yapınca da bazen bazı şeyler olmuyor. Evet biz çalışalım, boş oturup da “ay bana gelsin, her şey iyi olsun ” demek yanlış çalışacağız tabi ama fazla hırs yaparak insanın kendisini tüketmemesi gerektiğini geride bıraktığımız iki sene boyunca anladım. Gerçekten kimse ile ne polemiğe girmek, ne sorun yaşamak ne de uğraşmak istiyorum. Çünkü o süreçler beni çok yıprattı hani; “Sizin alınız al inandım, morunuz mor inandım…” onun gibi aman herkes iyi olsun herkesin her şey gönlüne göre olsun sonuçta hepimiz bu sektörden ekmek yiyor, herkes en iyisini yapmak istiyor ben iyi şeyler yapmak isteyen insanlardan bir tanesiyim. Geri kalan da halkın takdiri yani.

“ AŞK KÖPEKLİKTİR”

Figen Balcı: Buket’ciğim bugün Sevgililer Günü aşka nasıl bakıyorsun, sence aşk nedir? 

Buket Aydın: Aşk bence güvenmek, inanmak, sahiplenmek, rahat hissetmek, ne bileyim… Ama ben aşktan çok sevgiciyim galiba. Aşk biten bir şey yani, giden bir şey. Böyle Ahmet Ümit’in dediği gibi; “ Aşk köpekliktir” (gülüyoruz) Gerçekten orada şu manada söylüyor aslında; ben de bir köpek sahibiyim bir poodle’m var adı Pablo çok seviyorum onu ama mesela köpekler nasıllar; köpeğe kız mesela bağır, kız, vur poposuna mesela hata yaptığında gene gelir seni öper yalar yanına gelir aşk da böyle bir şey karşı taraf ne yaparsa yapsın ondan bıkmamak, vazgeçmemek, ona kendini adamak ama ne yazık ki geçici bir duygu bu ben bunun sevgi versiyonunu daha çok seviyorum. İnanmak, güvenmek, kenetlenmek, aile olmayı başarabilmek, karşılıklı başını yaslayabileceğini bildiğin bir omuz bulabilmek, bunlar çok önemli değerli şeyler bence.

“İYİ ANNE OLACAĞIMI DÜŞÜNÜYORUM”

Figen Balcı: Emir Sarıgül’le güzel bir aşk yaşıyor musunuz? Mutlu musun?

Buket Aydın: (Gülüyor ) Asla özel hayatım hakkında konuşmayacağım ona çok kararlıyım. ( gülüyoruz) Soru olarak kalmasında bir problem yok ama ben özel hayatım hakkında konuşmak istemiyorum. (gülüyor ama bu gülmeler, gözlerindeki ışıltı ve bu aşkı inkâr etmemesi de dikkatimizden kaçmıyor tabi)

Figen Balcı: Peki o senin tercihin elbette. Geleceğe dönük hayallerin neler az önce söyledin ya aile olmak filan, evlenmek niyetin var mı çocuk sahibi olmak gibi planların var mı?

Buket Aydın: Tabi ki ben açıkçası bir insanı hayatına aldığında onu kolayca hayatından çıkarabilen biri değilim. Benim eski eşimle üç buçuk yıl flört dönemimiz, yedi buçuk yıl evliliğimiz sürdü. Zaten hayatımın 11 senesi kendisi ile geçti çocuk yaşlarda tanıştık biz, küçük yaşlarda, flört ettik sonra da evlendik. Ben başladığım her ilişkiye zaten ciddi bakan bir insanım evlenmeyi tabi ki istiyorum, şu anda bir çocuğum yok ama çok isterim en azından bir tane bile olsa Allah nasip ederse bir evladım olsun çünkü iyi anne olabileceğimi düşünüyorum. Allah isteyen herkese nasip etsin diyelim.

Figen Balcı: Amin Buket’ciğim inşallah Allah gönlüne göre versin. Çok samimi bir sohbet oldu. Çok teşekkür ederim.

Buket Aydın: Ben de çok teşekkür ederim, çok güzel hazırlanmış sorulardı şahaneydi elinize sağlık. Görüşmek üzere.