Atv’nin yamalı bohçası: Baş Belası

İlk bölüm, Total’de 3 AB’de ise 4. olarak çok iyi başlangıç yaptı ama ben bu dizinin yazdan çıkacağını düşünmüyorum.

Üzülerek yazıyorum, Baş Belası bu yazın en boş atışı olabilir. Farklı bir deneme olmasıyla heyecanlandırmıştı ancak kağıt üstünde iyi görünen bu dizinin uygulaması o kadar acemice yapılmış ki, izleyenin bunu sevip sahiplenmesi olası değil.

Baş Belası, kendisini ailesine adamış bir kadın olan İpek Gümüşçü'nün hayatını derinden sarsan olaylar sonucu emniyette psikolog olarak çalışmaya başlamasıyla yaşadıklarını konu alıyor. İpek'in çocukluğundan beri tutkusu olan polisiye merakı onu cinayet büro baş komiseri Şahin Kara'yla sık sık karşı karşıya getirecek. "Baş Belası" birbirine taban tabana zıt bu iki karakterin polisiye maceralarla süslü hikayesi.

Baş Belası’nın yapımını ARC Film üstlenmiş, diziyi Gülsev Karagöz, Zafer Özer Çetinel, Ahmet Orçun Okşar, Ramazan Demirli yazıyor ve Murat Onbul yönetiyor. Başrollerde de İrem Helvacıoğlu, Seçkin Özdemir, Dilara Aksüyek, Bülent Düzgünoğlu’nu izliyoruz.

Yine bir genç kız ve oğlanın aşk sandıkları seksüel gerginlikten ibaret inatlaşma hallerini izlemediğim için mutluyum ancak bu yerli Enola Holmes (Sherlock Holmes’un kız kardeşi olur) hikayesini çekmek çok mu lazımdı? Farklı projeye evet ama saha araştırması iyi yapılmamış, kötü castlı işler yine ezber işlere mahkûm ediyor.

Farklı dediğimiz şey de daha önce bir sürü kez izlediğimiz işlerden yamalanmış bir bohça. Dizideki şu Baş komiser Şahin karakteri mesela… Cehennem Silahı’nda Mel Gibson’ın canlandırdığı Dedektif Çavuş Martin Riggs’in replikası. Sene olmuş 2021, bu mu sıra dışı polis karakteri. Üstelik filmde intihar eden adamı, intihardan vazgeçirmek yerine atlamaya ikna ettiği bir sekans vardır, bir iki ufak değişiklikle aynısını yapmışlar. İpek’in kocası uyanmadan önce uyanıp süslemesi The Marvelous Mrs. Maisel dizisinde izlemiştik, dizinin konusu da fena halde The Mentalist’i hatırlatıyor. Oradaki kahramanımız medyumdu, burada ise “hobi olarak” psikologluk yapıyor.

Neden yerli dizi izlerken sürekli başka dizilerden referanslar görmek durumundayız. İnternet çağında yaşıyoruz, meraklısı o işleri de izlemiş oluyor zaten. Öyle yapılacaksa en iyisi Mucize Doktor örneğindeki gibi uyarlama yapmak. Bu bitmeyen esinlenme halleri bıktırıyor. Uzun lafın kısası; ortada özgün bir şey yok, Hintli sinemacıların yaptığını bizim diziciler yapıyor, sağda solda tutmuş ne varsa bir parçasını alıp ortaya kimliksiz bir iş çıkarıyorlar.

Baht Oyunu için şahane kadro kuran ARC Film’in bu dizide neden böyle bir hataya düştüğünü sorguluyorum. İrem Helvacıoğlu, 13 bölümde final yapan Özcan Deniz dizisi Seni Çok Bekledim’den sonra yine başrol ama rolüyle uyumlanamıyor. Seçkin Özdemir’in ise tutan dizisi yok gibi ve bu ikiliden daha çok rahatsız eden şey Dilara Aksiyürek’in karikatür oyunculuğu… Olmamış, olduramamış ve ortaya kadraja her girdiğinde kanalı değiştirtecek bir oyunculuk çıkarmış. O karakteri bu ülkede en iyi oynayacak isim Şenay Gürler…

Diziden daha da enteresan olan şey ise reytingleri. İlk bölüm, Total’de 3 AB’de ise 4. olarak çok iyi başlangıç yaptı ama ben bu dizinin yazdan çıkacağını düşünmüyorum. AB seyircisi odaklı bir iş olmasına rağmen Total reytinginin daha yüksek olması da enteresan. Pazar akşamına sağlam bir rakip gelirse bu oranları göremez. Tamam, dizide ihanet var, ihanetin polisiyesi ve komedisi var ama senaryonun oradan buradan yamalanmak yerine kendine bir öz bulması gerekiyor. O zaman belki…

MURAT TOLGA ŞEN