Bitsin artık bu kayıkçı kavgası! Hürriyet’in çok satması kimin umurunda?

Tartışmaya gerek yok ki! Herkes zaten biliyor; Hürriyet eskisi kadar okunmuyor.

Ahmet Hakan’ın Hürriyet’i Türk basının lideri ilan etmesiyle başlayan ve sonrasında internet sitesini övmesiyle hararetlenen bir tartışma var.

Ben de bu konuda bir yazı yazdım ama asıl çatışma Hıncal Uluç, Fatih Ataylı ve Ahmet Hakan arasında yaşanıyor. Geçmişten gelen kapanmamış hesaplar da söz konusu olmalı ki tartışmanın yönü değişti, tadı kaçtı.

Son olarak okuduğum şey; Ahmet Hakan’ın, Fatih Altaylı’yı kastederek, “En sevdiğim duruşum: Adımı seksen bin kere yazan bir şahsın adından bir kere bile söz etmemiş olmam... Hahahahaha!" şeklinde cevap vermesi oldu.

Tartışmaya gerek yok ki! Herkes zaten biliyor; Hürriyet eskisi kadar okunmuyor. Evet, hiçbir gazete eskisi kadar okunmuyor ama Hürriyet’in internet sitesi de eskisi kadar tıklanmıyor çünkü insanlar yaptıkları oltacı başlıklardan ve içerikteki manipülasyondan sıkıldı. Bir sürü başka haber sitesi var ve alternatiflere yöneliyorlar.

Ahmet Hakan hariç herkesin kabul ettiği şey; Ahmet Hakan’ın yayın yönetmenliğindeki Hürriyet’in en tatsız zamanlarını yaşadığıdır ama ölçümle de desteklenen hakikat budur. Bana göre, Ahmet Hakan’ın yakaladığı tek başarı yönetimle “uyumlu” olması. Doğada da böyledir. Adapte olan canlılar uzun yaşar. Milyonlarca yıllık evrimin anahtar kelimesi budur; uyum. Gazetecilik söz konusu olduğunda ise uyum, taviz vermeyi gerektirir ve Ahmet Hakan da verebileceği kadarını verdi. Özeleştiri yapmasını beklemeyin. Pozisyonunu korumak için ne gerekiyorsa onu yapacaktır.

Ancak bu satırlar, gazetelerin artık neden okunmadığının da cevabı aslında. Ülkenin bütün meseleleri çözülmüş, koskoca adamlar birbirleriyle 90’lar magazin programlarına malzeme olacak şekilde cevap yetiştiriyor ki rap dünyasında buna “diss atmak” deniyor. Sürekli olarak birbirlerine şah çekiyorlar ama okurun gözünde mat edebilen biri yok. Çünkü, onca derdinin arasında bu oyunu umursamıyor. Playstation 5 çıkmış, üstündeki vergi cihazın fiyatının 1.5 katı. Yazacaksanız bunu yazın, bir nesil sonra başka ülkelerin sıradan çocukları yazılımcı olurken, bizim çocuklarımız inşaat işçisi olacak diye hayıflanın mesela...

İnsanlar fakir, mutsuz, öfke dolu ve gerçek gazeteci yazıları okumak istiyor. Hıncal Uluç’un ahkamları ya da Ahmet Hakan’ın okuma fişi kıvamındaki yazılarıyla ilgilendiklerini düşünmüyorum. Öyle olsa, Uğur Dündar’ın, yıllar önce Cem Bezmen’in villasına gidip oradaki görevliyle tartışıp sonra da onu dövdüğü videoyu sosyal medyada herkes özlemle paylaşıyor olmazdı.

Gerçek gazeteci yazılarıyla dolup taşana kadar bütün gazeteler israftır. Mesleğin isimli insanları köşelerinden birbirlerine cevap yetiştirerek cesur gazetecilik yapmış olmuyorlar. Bu konuda da en zayıf karne Ahmet Hakan’da, hiç laf ebeliği yapmasın. Okur hissiyatı da bu yönde... Onun yerinde ben olsam üzülürdüm.