Bir Yükseliş ve Çöküş Hikayesi: NETFLIX

Netflix... Bundan birkaç yıl önce meraklısı dışında kimsenin ismini bilmediği ama şimdilerde TV kumandalarına bile adını yazdırmış kral katili bir firma...

Netflix... Bundan birkaç yıl önce meraklısı dışında kimsenin ismini bilmediği ama şimdilerde TV kumandalarına bile adını yazdırmış kral katili bir firma... Kral katili diyorum çünkü Netflix seyircinin izleme alışkanlıklarını değiştiriyor. Özellikle de bizim gibi temel ihtiyaçlar dışında harcama yapmayı sevmeyen insanların yaşadığı ülkelerde.

Netflix, sadece bir sinema bileti parasına onlarca filmi ve diziyi evimize getirdi. Hem de reklam falan göstermeden ve oldukça güçlü bir görüntü-ses kalitesiyle. Gerçi ben 4K diye yayınladıkları içeriklerin 4K olduğundan şüpheliyim ama genel olarak fena değil.

Ama işte oyuncaklarından sıkılan çocuklar gibi Netflix deneyiminden de sıkılmak üzereyiz. Bunu belli eden kuvvetli veriler var. Netflix uzun zaman sonra ilk kez abone kaybı yaşadı. Hem ABD’de hem de dünya genelinde aktif olarak kullanılan platform yakın zamanda abone sayısında ani bir düşüşle karşı karşıya kaldı.

Buna bağlı olarak, hisse adet fiyatı 362 dolar olan Netflix'in hisse adet fiyatı 307 dolara kadar geriledi. Netflix, bir haftalık periyotta yaklaşık 24 milyar dolar (137 milyar lira) zarar etti. Netlix hisselerindeki düşüş halen devam ediyor.

Netflix tarafı diyor ki; üyelik ücretlerine zam yaptık, ondan böyle oldu. Gerçekten öyle mi dersiniz zira yaptıkları zam özellikle ülkemiz enflasyonunda yok sayılacak kadar düşük bir rakamdı.

Aslında Netflix, elini belli eden ve oyunu kaybetmesine yol açacak açıklamayı kendisi yaptı. Bol yıldızlı kadrosu ve 115 milyon dolarlık bütçesine rağmen beğenilmeyen Triple Frontier filmi Netflix'i strateji değiştirmeye yöneltti. Açıklama şuydu, "artık filmler ve diziler için daha az para harcayacağız". İşte seyircinin en son duymak istediği şey!

Rakipler, Netflix'in yayıncılık tarifini aynen uygulayarak yayın yapmaya hazırlanırken hızlı büyüyen ama çabuk yorulan bu şirketin hali nice olacak?

Konuyu Türkiye özelinde açıklamaya gayret edeceğim.

Netflix'in dev ama erimekte olan bir arşivi var. Eriyor çünkü Disney ve diğer yapım firmaları filmlerini kendi platformlarında yayınlamak istiyorlar ve bu yüzden yeni anlaşma yapmıyorlar. Disney'in elinde kendi markası dışında Lucas, Pixar, Marvel, 20th Century Fox ve Fox Searchlight var. Bu markalara ait eserler Netflix'ten çekilecek yani yeni Marvel maceralarını Netflix'ten değil Disney'den izleyeceğiz. Üstelik Disney pazara oldukça agresif şekilde giriyor ve Netflix'in yarı fiyatına paket satacağını açıkladı. Disney, küresel ölçekte yayına başladığı vakit Netflix, şimdikiyle kıyaslanamayacak kadar korkunç bir abone kaybı yaşayacak.

Türkiye'de yaşayan izleyiciler için Netflix'in dev arşivi yalan! ABD arşivinin 8/1'i kadar filme ve diziye sahibiz. Özellikle film tarafında işin tadı kaçmış durumda!

Netflix'in yerli yapımları, yerli seyircinin ilgisini çekmek için değil küresel pazarda Türkiye kartpostalları satmak için kotarılmış gibi duruyor. BluTV gibi ondan çok daha küçük bir platform Türk seyircisinin nabzını çok daha iyi yakalıyor. Bir sürü örneği var ama son olarak karşımıza çıkan Behzat Ç. ile bunun altı bir kez daha çizildi.

Disney, Amerikan aile değerlerine bağlı bir yayıncılık sürdürüyor. Bu bizim insanımıza da uygun geliyor. Netflix ise liberal bir politika izliyor. Yayınladıkları dizi ve filmlerde, başkasının satmadığı malı satarak yeni abone kazanma çabası var o yüzden yayınladıkları film ve dizilerde eşcinsellik sunumundan kaçınmıyorlar. Meselenin ahlaki tartışmasını bir yana bırakalım, Netflix bu konuda samimiyetsizlikte zirve yapmış durumda. Platformun gerçek bir LGBTİ duyarlılığı taşıdığını ve olumlu bir farkındalık yaratma amacını taşıdığını düşünmüyorum. Gerçekten de o tarafı tavlamak için çekilen işlerle doldu platform. Bu oltacı yayıncılık anlayışı özellikle Black Mirror'ın son sezonunda yayınlanan bir bölümde artık karikatür seviyesine ulaşmıştı. Çaresiz çırpınışlar... Netflix bu olayı biraz daha abartırsa küresel ölçekte çok seyirci kaybedecek hatta bazı ülkelerde yasaklanacak gibi duruyor. Bekar, beyaz yakalılara güvenerek çok uzağa gidemez bu gemi.

Netflix'in iyi filmleri yok ama Stranger Things, Black Mirror, La Case de Papel, Narcos gibi iyi dizileri var ama yeri göğü inleten diziler için seyirci başka platformlara mahkum! Hani nerede herkesin konuştuğu Game of Thrones ya da Chernobyl?

Film işi, dizi işine benzemiyor. Netflix'in bu alanda Disney gibi, yılların tecrübesine sahip, mega bütçeli işlere para yatırmaktan kaçınmayan firmalarla başa çıkması imkansız. Bu yüzden yıldız oyuncularla, kariyerlerinin en kötü filmlerini çekip duruyorlar ve artık "Netflix Filmi" diye seyirciye uzak dur işareti veren bir tanım ürettiler.

Bir zamanlar, Netflix'in sinemayı bitireceğini öngörüyordum, seyirci deneyimi sonsuza kadar değişecekti ama artık Hollywood'u sallayan Cannon Films'le aynı akıbeti paylaşacak diye düşünmekteyim. Tıpkı Cannon'un ikinci ölçeğinde olduğu gibi sürekli büyüyen ama kar etmeyen bir firma Netflix. Ölü projelere yatırım yapıyorlar. Sinemacılık deneyiminden gelen devler, Netflix'in açtığı yoldan ilerleyip onu batıracaklar. Seyirci en güçlü kimse gidip ona üye olacak. Film işi müzik işine benzemiyor o yüzden Spotify, Apple Music, Youtube Music, Deezer vs. gül gibi geçinip giderken çevrimiçi film ve dizi izletme işinde en fazla 2-3 firma kalıcı olacaktır.

Asıl işi film yapmak değil kiralamak olan Netflix, Blockbuster'ı (film kiralama zincir mağazaları) batırdı ama onu da işi film yapmak olan bir firma olan Disney yok edecek gibi.

Bu çok erken bir tahmin olabilir ancak önümüzdeki yıllarda üretilecek TV'lerin kumandalarında başka bir isim yazacak gibi görünüyor. İyi seyirler...

[email protected]