Bir dizi daha dizi mezarlığına yolcu! Seyirci artık Misafir istemiyor!

“Ekrana sürülen dizilerin çok azı bu sezon sonunu görebilecek, çoğu 5-6 bölüm sonra yayından kaldırılacak” diye yazmıştım. Bu tahminim tuttu.

Hazal Kaya ve Buğra Gülsoy'un başrollerde oynadığı Misafir dizisi düşük reytingler nedeniyle ekrana veda ediyor. Dizinin final bölümü 9 Aralık Perşembe akşamı ekrana gelecek.

Bu yıl dizi tutturmak her zamankinden zor. Yıldız oyuncuların varlığı artık yetmiyor, seyirci aynı isimleri izlemekten sıkılmış, reytingi düşük gelen dizinin fişi hemen çekiliyor.

Misafir’in, yıldız oyuncularına rağmen tutmayacağı ilk bölümden belliydi. Bu yıl ilk bölümünü izleyip, “tutmaz bu” dediğim işlerin çoğu bitti. Aslında çok zor değil bu tahminleri yapmak, üstelik benim gördüğümü o diziyi ekrana süren kanal ve yapımcı da görüyor ama dert değil, yeni sipariş yolda!

Ulusal TV kanallarında şu anda 30 kadar dizi gösteriliyor. Geçtiğimiz yıllara göre düşük bir sayı, bunun en önemli sebebi dizi sürelerinin uzamış olması. Tek bir yapım bütün akşamı parselliyor. Prime Time işgal altında. Alternatif yok, 20:00’da özet başlar, 21:00 dizi, reklamlarla birlikte 23:30’a kadar oynar sonra tekrar!

Peki, Prime Time’ın gözdesi dizileri tutturmak artık niye bu kadar zor? Misafir dizisi ses getiren Oasis adındaki Japon dizisinden uyarlama, orada çok seyredilen bizde neden rağbet görmüyor?

Madde madde yazayım, belki dizileri yapanlar da okur, faydalanırlar.

Öncelikle şunu yazmak gerek. Dizi havuzundaki seyirci her geçen yıl azalıyor. İnsanlar dijital platformlara kaçıyorlar. Talep azalıyor ama arz devam ediyor. Talep azaldığı için yayınlanan her dizi izlenmiyor. Yeni başlayan dizilerin yayınlandığı gün kaderlerini belirliyor. O gün zaten çok izlenen diziler varsa geçmiş olsun!

Misafir iyi bir dizi değildi ama Camdaki Kız, Barbaroslar ve Bir Zamanlar Çukurova gibi o akşamın seyircisini almış işler yüzünden de izlenmedi. Seyirci azaldıkça dizilerin işi zorlaşacak. Aslında her kanalın her akşam bir dizisi olması gerekmiyor ve yakında da olmayacak. Seyirci azaldı ve kanal patronları, reklamveren bunu fark etmesin diye kırk takla atıyor. Şu aralar izlediğimiz tüm dizileri, Titanic batarken çalan orkestraya benzetebiliriz

Ulusal kanallarda izlediğimiz 30 dizinin tamamı belli başlı yapımcı firmalar tarafından çekiliyor. Kalkan dizinin yerine konulacak diziyi de bu yapımcılar çekecek. Dizi senaryosu tarafında da bir çeteleşme var. Piyasayı tutmuş isimler var ve sürekli onlar yazıyorlar.

Yeni senaristler için alan yok çünkü buradaki mesele yaratıcılık değil hız. Her şey çok hızlı olmak zorunda. 2,5 saatlik dizi bir haftada yazılıyor, çekiliyor, gösteriliyor. Yaratıcı isimler bu üretim çılgınlığı yüzünden piyasayı çoktan terk etti. Hızlı yazanların, çekenlerin hilesi şu; evirip çevirip aynı şeyleri yazıyor-çekiyorlar. Seyirci artık bunu yemiyor.

Yapımcılar ya tutmuş formüllerin peşine düşüyor ya da “ya tutarsa” deyip saçmasapan şeyler deniyorlar. Yeni formül de yeni falan değil aslında, kanal patronlarının siyasi endişelerle koyduğu sınırlar yüzünden hep aynı uyutan hikayeleri izliyoruz. Fabrika işçisinin sendikalaşma çabası, memurun geçim, öğrencinin barınma, mezunun iş bulma derdi dizi senaryolarında yok. Bizimle aynı dili konuşan ama bambaşka bir hayatı yaşayan insanları izlemekten sıkıldık.

Cast direktörleri büyük bir yanılgı ile yeteneğine değil sosyal medyadaki gücüne göre oyuncu seçiyor. Çoğu oyuncunun sosyal medya hesapları şişirme. Süte su kadar gibi sahte takipçi kasmışlar, etkileşimler vs. her şey hileli. Çok konuşulan çok izlenir diye bir şey de yok. Meraklısı o oyuncuyu diziden değil sosyal medyadan takip ediyor zaten. Öyle olmasa sosyal medyası olmayan Nejat İşler hiç izlenmezdi!

Ekrandaki 30 dizinin 25’i zengin evlerinde geçiyor. Herkes geçim derdinde, konakta yaşayanla özdeşlik kuramıyor, o hayata özenemiyor bile. Artık o hayatları izlemek sinir-stres sebebi! Dizi senaristleri, “bakın onlar da çok mutsuz” dercesine hikayeler yazıyorlar ama bunu da kimse yemiyor!

Netflix diye bir şey var! Dahası BluTV, Exxen, Gain var. Yaratıcı ekipler bu tarafa geçti. Dijital platformlarda yerli bir sürü niş iş yayınlanıyor. Üstelik bu platformlarda çok izlenen yabancı diziler de yayınlanıyor. Netflix’teki Squid Game ortalığı salladı, şimdi Amazon’daki Zaman Çarkı’nı konuşuyoruz. BluTV’de yakında Börü 2039 başlayacak. Yeni ve sağlam işler bunlar.  50 dakikalık, dramatik yapısı sağlam, hızlı kurgulu bu işler varken kim ne yapsın dakikalarca bakışan karakterleri?

“Ekrana sürülen dizilerin çok azı bu sezon sonunu görebilecek, çoğu 5-6 bölüm sonra yayından kaldırılacak” diye yazmıştım. Bu tahminim tuttu. Bundan sonrası daha da fena olacak çünkü her şey aynı. Aynı yapımcı, aynı senarist, aynı oyuncu, aynı hikâye… Üstelik 150 dakika!

Yeni bir şeyler denemedikçe sektör ufak ufak dağılıp parçalanacak. Herkes bunun farkında ama kimse bir şey yapmıyor.

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com