Belediye Başkanı değişti! Ulusal Yarışma Altın Portakal’a geri dönecek mi?

Kaç kez yazdım, yine yazıyorum; Antalya, Cannes ya da başka bir festival değil, hiçbir zaman uluslararası bir önemi olmadı ama ulusal sinemanın en önemli etkinliğiydi.

Antalya’da yaşamıyorum ama dün, belediye başkanlığını kimin kazandığını en çok merak ettiğim şehir de burasıydı çünkü ben bir sinema yazarıyım ve Antalya demek Altın Portakal demek. Altın Portakal demek Türk sineması demek!

Yani en azından bir zamanlar öyleydi.

Uluslararası Antalya Film Festivali, 2015'ten önceki adıyla Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 1964 yılından bu yana Antalya'da düzenlenen Türkiye'nin en önemli film festivaliydi. Bir de CHP’li başkan Mustafa Akaydın döneminde başlatılan Antalya TV Ödülleri vardı. Sektörün nabzını tutan bu organizasyon 4 yıl boyunca düzenlendi ve Menderes Türel belediye başkanlığını Mustafa Akaydın’dan devraldıktan sonra bileti kesilen ilk organizasyon oldu.

Yeni başkan Menderes Türel, “Antalya Televizyon Ödülleri’ni iptal ediyoruz. Belediyemizin bu ödül törenini yapması için ciddi bir bütçe ayırması lazım. Antalya’nın tanıtımına hiçbir katkısı olmayan böyle bir tören yerine bu parayı belediyenin başka hizmetlerine ayırmaya karar verdik.” dedi ve Antalya TV Ödülleri tarihin tozlu raflarındaki yerini aldı.

Bu etkinliği takip etmeme ve televizyonun Türk insanının hayatındaki yerini bilerek takdir etmeme rağmen odağımda elbette Altın Portakal vardı ve hepimiz Menderes Türel’in, Altın Portakal’ı nasıl değiştireceğini merak ediyorduk. Menderes Türel’in kötü bir niyeti olmadığını düşünüyorum ancak eski tariflerin tümünü geçersiz kılmak adına hummalı bir çabayla, Türkiye’nin Cannes’i olmak gibi aşırı yanlış bir yola girildi. Neden kimse uyarmadı ya da uyardıysa da dikkate almadı bilmiyorum ancak Altın Portakal’ın, Cannes çakması bir festival olması başına gelebilecek en kötü şeydi ve geldi de!

Kadınlardan oluşan bir festival heyeti oluşturdular, sektör insanları oldukları için başta kimse tarafından yadırganmadı bu ama bir süre sonra hepsi birer sansür savunucusuna dönüştü. Duruma erken uyanan hemen ayrıldı ama bazıları ¨sinema bahane para kazanmak şahane¨ diyerek kovulana kadar devam ettiler. Festivalin heykelciğini değiştirip Transformers benzeri bir garabete çevirdiler çünkü heykelin eski formu onlara müstehcen geliyordu. Bağımsız sinemacıların ter dökerek çektiği filmlerin arasında Kurtlar Vadisi gösterdiler. Rekor bütçeleri bitik Hollywood yıldızlarını ağırlayarak heba ettiler. Basın arasında bile ayrımcılık yaptılar. Sinema yazarlarını Turkuvaz Medya’nın izni olmadan kimseyle röportaj yapamaz hale getirdiler. Hataları saymakla bitmez ama bütün bunlar yetmedi, festivalin adını değiştirdiler ve Altın Portakal oldu Antalya Film Festivali... O da yetmedi, en olmayacak şeyi yaptılar ve ulusal yarışma kısmını kaldırdılar!

Kaç kez yazdım, yine yazıyorum; Antalya, Cannes ya da başka bir festival değil, hiçbir zaman uluslararası bir önemi olmadı ama ulusal sinemanın en önemli etkinliğiydi. Bunu önemsemek yerine çakma bir gösterişten medet ummak bir felakete yol açtı. Neymiş, büyük festivallerde ulusal yarışma olmazmış! Elbette bu da bir sansür bahanesiydi. Bir önceki yıl, ödül almak için podyuma çıkan Tolga Karaçelik ve Nadir Sarıbacak’ın sesini nasıl kısacaklarını şaşırmışlardı çünkü. Bağımsız Türk sinemasının önünü kesmek ve evcilleştirmek adına atılmış en acıklı adımlardan biri...

Artık Menderes Türel ve onun görevlendirdiği Antalya Film Festivali ekibi ağzıyla kuş tutsa kimseye yaranamazdı ama 2017 yılında herkese inat ulusal yarışmasız Antalya Film Festivali yaptılar. Pek çok sinemacı, sinema meslek örgütleri ve basın mensubu Türk sinemasına gösterilen bu hasmane tutumu kabullenmeyerek kararı protesto etti, festivale de katılmadı. Ben de öyle... Son iki yıldır Antalya’ya yolum düşmüyordu çünkü bana göre artık orada bir ¨film festivali¨ yoktu. Canım denize girmek istediğinde kendi paramla tatile gidebileceğim için bu turistik sansür organizasyonuna katılmayı reddettim.

Dün Antalya ve Altın Portakal için çok önemli bir gündü. Muhittin Böcek, Antalya Büyükşehir belediye başkanlığını Menderes Türel’den devralıyor ve bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Altın Portakal odağında, Menderes Türel ve ekibinin açtığı zararı onaracaklarına güveniyorum. Eski heykel geri gelsin, festivalin adı yine Altın Portakal olsun, ulusal yarışma geri dönsün. Varsın yine bütçesiz olsun gerekirse bizi de çağırmasınlar ama Türk sinemasını onurlandıran bir festival yapmaya kaldığı yerden devam etsinler. Bu arada eğer bir festival direktörü arıyorlarsa, iki yıldır Antalya’nın namusunu koruyarak ulusal yarışmayı büyük bir coşku içinde İstanbul’da düzenleyen, bu uğurda kendi öz kaynaklarını dahi harcamaktan çekinmeyen genç sinemacı Kaan Müjdeci’yi ısrarla tavsiye ederim.

2019 yılında Altın Portakal’ı hangi sinemacımızın kazandığını konuşmak-tartışmak dileğiyle... Sinemayla ve başka güzel şeylerle kalın.

murattolga@gmail.com