Bazı fotoğraflar hiç çekilmemeli... Ekrem İmamoğlu’nun iktidar yürüyüşü sıkıntıda!

Siyasi kariyerimi başlamadan bitirmek istesem, yanıma Ertuğrul Özkök’ü, karşıma Nagehan Alçı’yı alıp foto çektirir sonra da onu basına servis ederdim.

Bu haftanın gündemini sosyal medya belirliyor. Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisi sırasında çektirdiği fotoğraf kendi mahallesinde infial yarattı. Ben de tepkiliyim ve böyle bir PR cinayetini kimin işlediğini merak ediyorum?

Açıkçası, siyasi kariyerimi başlamadan bitirmek istesem, yanıma Ertuğrul Özkök’ü, karşıma Nagehan Alçı’yı alıp foto çektirir sonra da onu basına servis ederdim.

Olayın faili Murat Ongun, kendisi de İsmail Küçükkaya’ya, “fotoğrafın çekilmesini ben istedim” demiş zaten. Amaçları daha kapsayıcı görünmek ama bu fotoğraf krizi iyi yönetilemedi, halen yönetilemiyor ve İmamoğlu hanesine seri eksiler yazıyor.

İmamoğlu’nun niyeti ne?

İyi de, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu neden Karadeniz’e gidip mitingler düzenledi? Git Kadıköy’e, Beşiktaş’a, Beylikdüzü’ne… Rize niye, Trabzon niye, niye hükümete yakın gazetecimsiler?

Öncelikle bu bir belediye başkanı gezisi değil, geziye davet edilenler o yüzden önemli. Bu henüz partisi tarafından aday bile gösterilmemiş birinin 2023 seçimleri için uygun aday olduğunu ispat çabası. Herkes kızgın, Murat Ongun, 200-300 kişi diyor ama siz onu binle çarpın. Ben ne İmamoğlu’nun ne de Ongun’un davalarına yoldaşlık edenlerini umursadığını sanmıyorum. İmamoğlu, “bu kardeşinize vız gelir, tırıs gider” diyerek tavrını belli etti.

Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan görsün diye çektiriyor bu fotoğrafı, "sana biat edenler artık bana edecek" demeye getiriyor. Aslında "ben sen olacağım" diyor, o konudaki dizginlenemez ihtirasını açık ediyor.

AB ülkeleri bunu sevdi!

Peki, neye güveniyor. Şuna emin oldum; AB (ve ABD), Ekrem İmamoğlu'nu gelecekteki cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor çünkü mevcut iktidarın sığınmacı politikasını devam ettireceğini umuyorlar. Canan Kaftancıoğlu’nun Twitter’da bir sohbet odasındaki söylemleri bunu doğruluyor. Ekrem İmamoğlu, “vakıflara hizmet dönemi bitti” demişti ama kendisi de bazı vakıflara üye. Bunlardan biri SODEV, Canan Kaftancıoğlu da vakfın üyesi ve bu vakfın göçmen meselesinde tavrı çok belli.

SODEV üyesi bir cumhurbaşkanının kaçak sığınmacıları göndereceğini ummak aptallık olur ama kötü bir haberim var; halkın duyarlılık noktaları aşındı ve artık Türkiye halkını önceleyen politikalar üretmeyen kimsenin iktidara gelebileceğini, gelse de orada 1 aydan fazla kalacağını sanmıyorum. Mızrak çuvala sığmıyor.

Şöyle diyeyim; 6 ay önce "birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz" diyen liberal arkadaşım, evinden çıkarılınca ve evin İranlı bir aileye kiraya verildiğini öğrenince sığınmacılara okkalı küfürler etmeye başladı. Hayatın pratiği hümanizmayı sıcak sudaki şeker gibi eritiyor. Çünkü 6 ay önce kriz bu kadar derin değildi ve 6 ay sonra bambaşka bir yere gelecek.

İşin özü; 2023 seçimleri çantada keklik değil ve daha 1 yıl varken halk muhalefetten ümidini kesmeye başladı. CHP'deki SODEV ve benzeri vakıfların etkisi muhalefete bu seçimi de kaybettirebilir. Peki, rota değişir mi? Sanmıyorum çünkü AB - ABD bu konuda fena bastırıyor. İktidar ve muhalefetin söylemi neredeyse aynı ve selfie çekiyorum ayağına Türk kızlarını röntgenleyen kaçakları anlamamız bekleniyor!

Gezilerin masrafını kim karşılıyor, Ertuğrul Özkök niye VIP ağırlanıyor?

Tekrar işin bizi ilgilendiren kısmına yani Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisine davet edilen bazı gazeticimsilerin durumuna dönelim.

Bu gezilerin masrafını kim karşılıyor? Hemen cevap veriyorum; kim çağırıyorsa o çünkü ülkemizde bağımsız basın kuruluşlarının böyle bir gücü yok, buralardan çağırılan gazeteciler, muhabirler geziyi düzenleyenler tarafından himaye edilirler. Bu iş zaman içinde bazı yan etkilere yol açar elbette. Film festivallerinde benzer örnekleri görülür. Davet edilen yeremez, öven tekrar davet edilir. Böyle şeylere tamah edenler de ona göre tavır alır. Asıl can sıkıcı meseleye geliyorum.

Geziyi takip eden ve mitingleri canlı yayınlayan TELE1 kanalı muhabiri Engin Açar, İmamoğlu'nun Karadeniz gezisinde gazeteciler arasında yaşanan ayrımı işaretledi. Gezide Nagehan Alçı, İsmail Saymaz, Ertuğrul Özkök gibi isimlere VIP minibüs tahsis edildiğini belirten Açar, kendilerine ise yarım otobüs verildiğini belirtti. Aynı muhabir, Ertuğrul Özkök’ü Business class uçarken de gördüğünü belirtiyor.

Demek ki, Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisinde yanında, karşısında olanlar, muhatap aldıkları isimler iktidarın önemsedikleriyle aynı. Bu seçmenin canını acıtır ve iş fotoğrafla kalsa iyiydi, sonraki açıklamalar sıkıntıyı büyütüyor.

Tornistan yapma ihtiyacı hissedilince Murat Ongun, “Ben 200-300 kişi demedim, 200-300 medya mensubu dedim” diyor ama şunu bilmiyor olsa gerek; 4. Kuvvet medyada 20 kişi bile sizi iktidar yolundan edebilir. “Nagehan oralarda seviliyor” diyorlar, kadın esnaf tarafından protesto ediliyor.

Davet edilenlerin geçer akçe olduğu dönemler bitti. Kim okur Ertuğrul’u, kim onun tavsiyelerini ciddiye alır. Holding aklama makinesi gibi çalışıyor adamcağız. Çağırsanıza geziye ipliği pazara çıkmamış blog yazarlarını, Youtube gazetecilerini… Bir Atilla Taş, o fotoğraftakilerin hepsine bedeldi. Sonradan öyle olduğunu da belli etti zaten.

Bana kalırsa vız gelmiyor, tırıs da gitmiyor, İmamoğlu ve ekibi çaresizlik içinde. İmamoğlu’nun Twitter hesabını her kontrol edişimde takipçi sayısının düştüğünü görüyorum. Niye küstürdünüz bu insanları ya! “Birtanesi Nagehan” için değer miydi?

Uzun lafın kısası; 2022’nin en büyük PR faciası budur sevgili okurlar ve büyümeye devam edecek. İyi seyirler…

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com