Bay Yanlış: Fox TV'ye bir çift lafım var

Neyin ne olacağı, olayların nereye gideceği o kadar belli ki! Sağ olsunlar, daha önce milyon kez izlediğimiz şeyi bir kez daha izleyelim diye çekmişler.

Normal şartlar altında Bay Yanlış’ı 15 dakika izler, hakkında da bir şey yazmadan geçerim çünkü yazı konusu olacak önemde bir iş değil. Yaz dizisi üretim tesislerinden çıkan, suyunun suyu bir fotoroman hikayesi yine aynı oyuncularla ekranda...

Seyirciyi çekecek ne var Bay Yanlış’ta? Aşırı zengin ve kaslı, sürekli kolsuz tişörtler giyen bir mekan sahibi... Kendisini, 30 olmadan koca bulmak zorunda hisseden genç ve güzel bir kadın... Yoldan geçenler dahil herkes bu kaslı arkadaşa hasta, o da her gün 5-6 kez duş alarak bölüm boyunca kaslarını gösteriyor. Bu imkansız ikili bir şekilde (komşu olarak) tanışıyor. Adam, kozasındaki kelebek gibi duran kadına aşk doktorluğu yapıyor ve derken...

Neyin ne olacağı, olayların nereye gideceği o kadar belli ki! Sağ olsunlar, daha önce milyon kez izlediğimiz şeyi bir kez daha izleyelim diye çekmişler. Dizinin seyirciyi ekranda tutmak için kurduğu tuzak ise şu; herkes çok güzel, çok yakışıklı, kaslı, mini etekli ve uzun topuklu. Havuzlu rezidanslarda, pahalı mekanlarda kremalı yaşamlar...

Dizinin anafikri, başrolün ağzından seyirciye geçirilmeye çalışılıyor; doğru ya da yanlış erkek yoktur. Erkeği alıp hamur gibi yoğurarak ona yeni bir form veren kadın vardır. Bay Yanlış bu fikir uzantısında gelişecek ama bu biraz tehlikeli bir önerme zira Türkiye yanlış erkeklere aşık olup, o adamı düzelteceği umuduyla zulmüne katlanıp sonra da onların elinde ölen kadınların ülkesi değil mi biraz da?

Bay Yanlış’ın senaristleri Aslı ve Banu Zengin için çok tutan yaz dizilerini yazan usta kalemler denir ama ustalık nerede? Eski yazdıklarından kırpıp kırpıp yapıştırmışlar. Erkenci Kuş, Çilek Kokusu gibi diziler de bu kalemlerden çıkmıştı, yapım firması da aynı. 10 yıldır aynı diziyi çekip çekip satıyorlar bile diyebiliriz. Kariyerli, genç ve yakışıklı bir erkeğin etrafına serpiştirilmiş güzel kadınların rekabeti... Başka da bir şey yok! Can Yaman ve Özge Gürel’in başrol olduğu Dolunay’dan ne farkı var bu dizinin. Dolunay, insanların yerli dizi izlemeye daha hevesli olduğu zamanlarda 26 bölüm sürmüştü, bu kaç bölüm sürecek?

Şunu da sormak istiyorum. Neden senaristler bu yaz dizilerindeki kadınları yarı deliymiş gibi yazıyor ve oyuncular da öyle oynuyorlar? Sürekli aynı şey! Okumuş etmiş, işinde gücünde bir kadını değil de ailesinin sürekli şımarttığı bir çatlağı izliyor gibiyiz. Esas kızın arkadaşları da onu aratmıyor, herkes sonsuz bir şımarıklık içinde saçmasapan mimik ve jestler yapıyor. 70’ler Yeşilçam’ında, Gülşen Bubikoğlu-Tarık Akan filmlerinde bıraktığımız her şey son derece itici bir şekilde karşımızda...

Dizinin fragmanına da yorum yapmış ve Can Yaman’ın kendisinin karikatürüne dönüştüğünü söylemiştim. İlk bölüm beni yanıltmadı. Sürekli, “bakın ne kadar kaslı ve havalıyım” diyerek oynayan biri var karşımda. Bunu da seven çoktur ama sürdürülebilir bir oyunculuk şekli değil bu, 5-6 yıl sonra daha genç, daha kaslı biri gelince ne yapacaksın? Biri ona, kariyerine “yaz dizisi oyuncusu” olarak devam etmenin bir başarı olmadığını söylemeli. Yakışıklı biri olmak yerine iyi bir oyuncu olmayı tercih ederse bir zamanlar magazinci gazıyla rekabete girdiği Kıvanç Tatlıtuğ’un kariyer yolculuğunu örnek almalı.

Uzun lafın kısası, Bay Yanlış ciddiye alınacak bir iş değil. Total’de 4, AB grubunda ise 3. olmuş. Yazdan kışa geçerse, başrol oyuncularının hatırına olur ama sanmıyorum. Fox TV’ye de bir çift lafım var. Ana haber bültenlerindeki cesareti yayınladıkları dizilerde de görmek isteriz. İnsan bir saat boyunca memleketin binbir derdini dinleyip, geçinemeyenlerin çığlığını duyup sonra da böyle partili, rezidanslı hayal alemlerine dalamıyor. Yok mu fabrikada çalışan, biri sendikalı olduğu için işten atılmak üzere olan iki gencin aşk hikayesi?