Medya Günlüğü
14 Tem 2012 15:45 Son Güncelleme: 23 Kas 2018 13:54

BAŞBAKAN ERDOĞAN HAKKINDA FIKRA MI? AKLINIZDAN ZORUNUZ MU VAR?

Sözcü yazarı Uğur Dündar, AK Parti'nin basına sansür getirmeye çalıştığını belirterek fıkralı bir anısını kaleme aldı

Google Haberlere Abone ol
BASIN HÜR DEĞİLDİR,  SANSÜR EDİLEBİLİR!..
 
Yıl, 1990…
TRT İstanbul Televizyonunda canlı yayındayız.
Hodri Meydan Programı”nın konuğu, Başbakan Yıldırım Akbulut.
Ülke sorunlarını konuştuktan sonra sözü, halk arasında dilden dile anlatılan Akbulut fıkralarına getiriyorum.
Babacan, dürüst ve alçakgönüllü bir siyasetçi olan Yıldırım Akbulut, gülümseyerek dinliyor. Alışık olmadığımız düzeyde hoşgörü gösteriyor.
Bundan aldığım cesaretle soruyorum:
“Efendim hakkınızda fıkralar olduğunu biliyor musunuz?
“Tabii biliyorum!”
“Sayın Başbakan, izin verirseniz, bu fıkralardan birini ekrana getirmek istiyorum. Ama sizin onaylayacağınız biri olsun…”
“Madem öyle, ben anlatayım!”
“Şaka yapıyorsunuz herhalde?”
“Yok canım ne şakası! Ne var bunda?”
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, ekran başındaki milyonlarca seyirciye kahkahalar attıracak fıkrasını anlatmaya başlıyor:
“Yıldırım Akbulut, Erzincan”daki meyve ve sebze halinin müdürüdür. Bir gün sekreteri odasına gelir. Sıkıntılıdır. “Efendim evraklarımız birikti, artık bunları koyacak yer bulamıyoruz. Kağıt fabrikasına gönderip imha ettireyim mi?” diye sorar.
Yıldırım Akbulut, bir an düşündükten sonra kararını açıklar:
“Tamam gönderip imha ettirelim ama, hepsinden mutlaka birer fotokopi aldıralım!”
Başbakan kahkahalarla gülüyor, ben gülüyorum, milyonlar gülüyor…
Türkiye o gece yastığa başını, gülümseyerek koyuyor…
 
 
                                             X                     X                   X
 
Yıl 2012…
Başbakan Erdoğan hakkında fıkra mı?
Aklınızdan zorunuz mu var?
Ne fıkrası? Kimin haddine!
Bırakın fıkrayı, karikatürünü çizenler bile soluğu mahkemede alıyor.
Sokaktaki insan yüksek sesle konuşmaya korkuyor.
Baskı, yafta, jurnal, tasfiye, hapis ileri geri konuşanları bekliyor.
Dostane eleştiri yapanlara bile “düşman” gözüyle bakılıyor.
“Yıldız”daki, pardon Silivri”deki toplama kampı, muhaliflerle dolup taşıyor.
Gazeteleri, televizyonları yönetenler her habere “yayınlarsak beyefendi kızar mı?” diye bakıyor!..
Cadı avına dönüşen demokrasi, (!) yeni hamlelere hazırlanıyor.
 
 
                                             X                      X                      X
 
Bu koşullarda yeni Anayasa hazırlanıyor.
Mevcut Anayasa”nın 28. maddesi “Basın hürdür, sansür edilemez” cümlesiyle başlıyor. Ardından “milli güvenlik, kamu düzeni ve cumhuriyetin temel nitelikleri” gibi konularda, sınırlamalar getirilebileceği belirtiliyor.
Anayasa Komisyonu”nun AKP”li üyeleri bu maddenin şu şekilde değiştirilmesini istiyor:
“Basın hürriyeti milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlakın, başkalarının haklarının, özel veya aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, savaş kışkırtıcılığının, her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun engellenmesi amacıyla sınırlanabilir.”
Dikkat ederseniz öneriyle  “cumhuriyetin nitelikleri, devletin bölünmez bütünlüğü, anayasanın değişmez maddeleri ve devlet sırrına” karşı bir sınırlama talep edilmiyor.
 
 
                                                X                 X                  X
 
Nereden nereye?..
Başbakanın devlet televizyonunda kendisiyle ilgili fıkraları anlattığı yıllardan, basına sansür getirilmesinin istendiği ileri demokrasi (!) günlerine…
Basın özgürlüğü sıralamasında, bir zamanlar dudak büktüğümüz kabile devletleri ve muz cumhuriyetlerinin bile gerisine düşmüş durumdayız.
Oldu olacak,  “Basın hür değildir, sansür edilebilir!” desinler, rahata ersinler!

Uğur DÜNDAR / SÖZCÜ