Barbaroslar ekrana yelken açıyor! Karayip Korsanları kadar uzun ama onun kadar eğlenceli değil!

Barbaroslar, bizde, Cüneyt Arkın’ın Kara Murat Denizler Aslanı filmi dışında benzeri olmayan bir iş olduğu için kıymetli ama yine propagandaya kurban edilmiş olması üzücü...

TRT bu yılın en iddialı görünen işlerinden biri olan Barbaroslar Akdeniz’in Kılıcı dizisini dün akşam seyirci karşısına çıkardı. Midilli'den çıkan dört kardeşin, tehlikelere göğüs gererek yükselmelerini ve denizlerin fatihi olmalarını konu alan dizi; Sipahi Yakup Ağa'nın dört oğlu olan İshak, Oruç, Hızır ve İlyas’ın, Barbaros kardeşlere dönüşme serüvenini anlatacak.

Başrol tarihi dizilerin Cüneyt Arkın’ı olma yolunda ilerleyen Engin Altan Düzyatan’ın. Kendisi Oruç Reis’i canlandırıyor dizideki kanat adamı ise Hızır Reis’i canlandıran Ulaş Tuna Astepe… Barbaroslar Akdeniz’in Kılıcı dizisinin oyuncu kadrosunda Yiğit Özşener, Yetkin Dikinciler, Pelin Akil Altan gibi ünlü isimler yer alıyor. Dizinin yönetmenliğini Doğan Ümit Karaca’nın üstleniyor.

Tahmin ettiğim gibi dizi reyting listesine kafadan girdi. Total’de 1, AB’de ise Camdaki Kız’ın ardından 2. oldu. Bu türden tarihi avantürlerin kemik bir izleyici kitlesi var. Pahalıya çıkan işler olmalarına rağmen reyting listesinde ilk 3 garanti, hele de Engin Altan Düzyatan olunca… Daha sırada Alparslan dizisi var. TRT’nin bu tarihi dizileri arka arkaya sunmasının en önemli sebebi ise yaklaşan seçimler. İktidarın elinde Osmanlıcılık yapmaktan, imparatorluk hayallerini canlı tutmaktan başka seçenek kalmadı. TRT dizileri bu propagandanın güçlü araçları… Bu karta oynayacaklar.

Bunlara kafayı takmadan diziyi izlediğimde yine de çok tatmin edici bir sonuçla karşılaştığımı söyleyemem. Açılış sekansı başka bir yönetmen tarafından çekilmiş ama çatışmaya giriş-gelişme ve çıkış o kadar yavaş ve ağdalı ilerliyor ki seyredilen şey keyifli olmaktan çıkıyor. Barbaroslar, 70’lerin milliyetçi çizgi romanlarının duygusunu taklit eden basit bir yapıda kurulmuş. Hedef kitle biliniyor ve ona göre hamaset ve aksiyon üretiliyor. İlk deniz çatışmasından aklımda kalan kasım kasım kasılan bir Oruç Reis oldu.

Dizide yakaladığım başka olumsuz şeyler de var. Anlıyorum ki biz henüz bir deniz macerası çekmek için hazır değiliz. CGI efektler ilk bölümde çok sırıttı. O gemi güvertesindeki insanların denizde değil bir yeşil perde önünde oynadıkları hissini bir türlü üstümden atamadım. Bazen çok başarılı bazen de çizgi film kalitesinde berbat CGI’lar kullanmışlar. Şehir planlarında da göze batıyor. Dizinin bir sette-stüdyoda çekildiği hissi aşılamıyor. Bu anlamda karada geçen diğer tarihi diziler daha şanslı.

Diyaloglara da laf edeceğim, lütfen kızmayın. Kadraja giren herkes o kadar büyük laflar ediyor ki bir süre sonra bu çok can sıkıcı oluyor. “Seni bu gemiye bayrak diye asacağım” gibi repliklerin bir süre sonra halkımızın diline yerleşeceğini düşünüyorum, sanki o amaçla yazıyor gibiler ama Shakespeare bile bu kadar şiirin peşine düşmemişti. Oyuncuların ağzından çıkan repliklerin sadeleştirilmesine şiddetle ihtiyaç var.

Dizinin en büyük meselesi ise süresi! Karayip Korsanları’nın herhangi bir bölümünden daha uzun bir dizi bölümüyle karşılaşıyoruz ama o filmin 100/1 bütçeyle çekilmiş. İzle izle bitmiyor, ilk bölümden sıkılıyor insan!

Uzun lafın kısası, Barbaroslar Akdeniz’in Kılıcı, şimdiye kadar korsan filmlerinde izlediğimiz ne varsa bünyesinde toplayan ortalama bir iş. İlk bölümün ilk sekansında omuzunda papağan olan korsan bile vardı!

Barbaroslar, bizde, Cüneyt Arkın’ın Kara Murat Denizler Aslanı filmi dışında benzeri olmayan bir iş olduğu için kıymetli ama yine propagandaya kurban edilmiş olması üzücü. Engin Altan Düzyatan’ın ülkemizde ve dünyada milyonlarca hayranı var, Ulaş Tuna Astepe de yükselen değer. Bu dizi ben ne yazarsam yazayım çok izlenecek ama beklentimi karşılamadı. Çok daha iyi olabilirdi. İyi seyirler…

MURAT TOLGA ŞEN

murattolga@gmail.com