Azerbaycanlı sanatçı Azerin Medyaradar'a konuştu: “Çırpınırdın Karadeniz benim alın yazım oldu”

“Çırpınırdın Karadeniz” şarkısını seslendirmesi ile tanınan Azerbaycanlı sanatçı Azerin ile Mogan Gölü kıyısında harika bir sohbet gerçekleştirdik.

Azerin, 1971 yılında Azerbaycan’ın başkenti Bakü'de doğdu. Gerçek ismi Anahanım Tağiyeva olan Azerin’in müziğe karşı olan üstün yeteneği çok küçük yaşlarda keşfedildi.  5 yaşında Azerbaycan Devlet Televizyonu ve Radyosu'nda yer alan sanatçı 15 yaşında bu kanalın solisti oldu. Türkiye'ye olan bağlılığı ve sevgisini her fırsatta dile getiren Azerin son on yıldan bu yana Ankara’da yaşıyor.  Azerin ile Ankara’da Mogan Gölü kıyısında sosyal mesafeye dikkat ederek ve kendi elleriyle hazırladığı yeşil çaylarımızı içerken harika bir sohbet gerçekleştirdik.

“10 YILDIR TÜRKİYE’DE YAŞIYORUM”

FB: Kaç yıldır Türkiye’de yaşıyorsunuz?

AZERİN: Yaklaşık 10 yıl oldu. TRT AVAZ’da programa başladığımızda biz gidip geliyorduk her hafta gidip gelmek çok zor oluyordu. O zaman ev kiraladık öyle başladı yerleşmiş gibi olduk ama Bakü’ye de gidiyoruz, orada da işlerimiz var.

“5 YAŞINDA MAAŞ ALMAYA BAŞLADIM”

FB: Sanat yaşamınızın çocuk yaşlarda başladığını biliyoruz nasıl oldu o süreç anlatır mısınız?

AZERİN: Benim annem güzel sanatlar mezunu onun çok güzel sesi var ama annem hep der ki; ” sen dünyaya geldin öbür çocuklar oldu ben bıraktım sahne alamadım“.  Sovyet döneminin çok güzel bir adeti vardı yetenekli çocukları devlet gelip araştırıp kreşlerden, okullardan alırlardı, devlet için yetiştirirlerdi. Beni de öyle buldular kreşteyken çok yetenekli olduğumu görmüşler beni Azerbaycan Devlet Radyosu ve Televizyonuna götürdüler orada programlarda ben yer alırdım. O dönemde hem de maaş alıyordum. Postaneyle devlet bana eve maaş yolluyordu o programlarda yer aldığım için.

FB: Kaç kardeşsiniz?

AZERİN: Üç kardeşiz en büyük benim.

“İLK ÖĞRETMENİM ANNEM OLDU”

FB: Sizi sahneye taşıyan bu özel yeteneğiniz annenizden geliyor yani öyle mi?

AZERİN: Benim ilk öğretmenim annem oldu. Çocuk şarkılarını bana öğretti. Annemin çok desteği oldu.

FB: Çocuk yaşta maaş almaya başlamak neler hissettirdi hatırlıyor musunuz o yılları yeteneğinden dolayı para kazanmak mutlu ediyor muydu çocuk yaşlarda sizi?

AZERİN: Tabi ki şimdi sen çocuksun bununla beraber yeteneğinden dolayı artık devlet sana değer veriyor. Bunun dışında aile de çok mutlu oluyor çünkü devamlı bir gelir oluyor.

“ 9 YAŞINDA DÜNYAYI GEZDİM”

FB: Kayda değer bir para mıydı o zaman size ödenen aile bütçesine de katkı oluyor muydu?

AZERİN: O zaman için iyiydi. Çok enteresan bir şey hemen her zaman bizim aramızda da konuştuğumuzda o dönemin başka bir şeyi vardı. Hiç kimse para düşünmüyordu bu şeyleri yaparken, ne çocuk ne büyük herkes devletime bir hizmettir derdi, 5 kuruş da verseler o bizim için işte kıymetliydi. Şu anda da yani devletten aldığın maaş sana bir başka lezzet veriyor.  Ben böyle başladım 5 yaşında sonra 9 yaşında o zaman için Azerbaycan’da dünyaca ünlü bir topluluk vardı “Cücelerim Topluluğu” çocuk topluluğu beni o topluluğa aldılar 9 yaşında. Ben orada dünyayı gezmeye başladım Azerbaycan’ı Sovyetler Birliği’nin bütün şehirlerinde, ülkelerde, İtalya’da pek çok ülkede temsil ettim. Hem okula gidiyordum ortaokula hem de Cücelerim Topluluğunda çalışıyordum.

“SADECE SANATÇI DEĞİL İNSAN YETİŞTİRDİLER “

FB: Okul konservatuar mıydı normal okul mu?

AZERİN: Normal okuldu. Ben Bakü’de 10 sene normal bir okulda okudum. Sonra Devlet Televizyonunun Menekşe Korosu vardı oranın solisti olarak çalıştım. Yani benim çocukluğum hep halkımın önünde geçti, ben halkın önünde büyüdüm. Çünkü her hafta televizyondayım, yani artık insanlar tanıyordu beni çok iyi hocalarım öğretmenlerim vardı. Bir de o öğretmenler benim için niye önemliydi çocukluk yıllarımda mesela Efser Cavanşir vardı öğretmenim. Zaten ben sonra direkt konservatuara gittim Üzeyir Hacıbeyli adına Bakü Devlet Konservatuarını okudum. Oraya geldiğimde dediler “artık bu hazır sanatçıdır gelmiş”  sadece sınavlarımı verdim girdim konservatuarı kazandım. Ama bizim hocaların en güzel tarafı şuydu ben çok şanlıyım çünkü onlar beni sadece sanatçı gibi yetiştirmediler hem de beni insan gibi yetiştirdiler. Yani geldi bu çocuk üç tane beş tane şarkı söyledik gitti değil… Her derste insan nasıl yetişmeli topluma yararlı olsun,  vatanı için milleti için devleti için ne yapsın bunları öğretirlerdi.

“ÇOCUKLARA AŞK ŞARKILARI YASAKTI”

FB: Sizin vatansever duruşunuzun, bayrak sevginizin temeli o yıllarda atıldı diyebilir miyiz o halde? Mutlaka ailenin de katkıları olmuştur.

AZERİN: Tabi Figen Hanım, annemin de çok büyük etkisi var. O dönemde yani Sovyet döneminde çocuklar aşk meşk şarkıları söyleyemiyordu. Çocukların çocuk şarkıları vardı bir de vatan şarkıları vardı. Şimdi çocuklar çıkıyor ya “depresyondayım” falan söylüyorlar o zamanlarda böyle şeyler yoktu yasaktı devlet tarafından yasaktı. Büyüyüp 18 yaşına geldiğinde pop sahnesinde ya da konservatuarda aşk şarkıları da söylersin. Ben düşünüyorum ki o dönemin en iyi taraflarından biriydi böyle olması yani çocuklara aşk şarkılarının yasak olması, yetenekli çocukların devlet tarafından bulunması ve değerlendirilmesi.

“O SES YARIŞMALARINDA DERECE OLANLAR KALICI OLAMIYOR”

FB: Tabi sadece çocukları keşfetmekle kalmayıp sizlere sonrasında sahip çıkıp takip etmişler değil mi?

AZERİN: Bugünlerde mesela “O Ses” yarışmaları oluyor bütün dünyada sadece Türkiye’de değil, Azerbaycan’da ve bütün dünyada ama beş gün sonra bilmiyorsun o çocuklar nerede, o gencin talihi ne oldu? Ama o dönemlerde mesela ben okudum konservatuara geldim konservatuara geldiğimde de herkes diyordu ki senin yerin opera. Yani değerlendirme vardı sürekli.

“SOVYET DÖNEMİNDE YALANCI TARİH OKUTTULAR”

FB: Peki konservatuar sonrası opera tercihiniz oldu mu?

AZERİN: Olmadı, benim tercihim farklı oldu eğitimin bana verdiği çok şey vardı ben hem caz söyleyebilirim, hem klasik, hem halk müziği ama o zamanlar 90’lı yıllarda çok şeyler oldu Azerbaycan’da Sovyet Ordusu Bakü’ye girdi bizim halkımızı katlettiler Bakü’de sonradan Azerbaycan yeniden inşa oldu. O dönemde pek çok şey değişti.

FB: O dönemim siyasi ve sosyal gelişmeleri sizin sanatınızda da bir kırılma noktası mı oluşturdu?

AZERİN: O dönem benim tam 20’li yaşlarıma denk geldi kırılma noktasıydı o ve bu vatana olan muhabbet tabi çocuk yaşlardan itibaren vardı ama o kırılma noktasından sonra o biraz daha çok pekişti, güçlendi. Çünkü görüyorsun ki Sovyet döneminde sana yalancı tarih okutmuşlar. Düşünün ki okulda okuyoruz tarih kitaplarında biz Türkler (ama o zaman bilmiyoruz Türk olduğumuzu)  barbar diyorlardı.

“TÜRK OLDUĞUMU 19 YAŞIMDA İDRAK ETTİM”

FB: Türk olduğunuzu ne zaman ve nasıl idrak ettiniz?

AZERİN: Ben 19 yaşımda başladım araştırmaya bunu tam konservatuara girmeden bir sene önce. Ermenistan beş yüz bin Azerbaycanlıyı kovmuştu böyle ayağı yalın çıplak… İnsanlarımız yurtsuz kaldı hepsi Bakü’ye geldi o zaman artık biz anladık ki ortada farklı şeyler var.  O zaman benim kafam başka türlü anlamaya başladı her şeyi.

FB: Bu olaylar gözünün açılmasına vesile oldu diyebilir miyiz?

AZERİN:  Gözüm açıldı sanki evet, 18-19 yaşlarımda ilgilenmeye başladım ama o zaman ne kadar da ilgilensen internet yok bir şey yok öğrenmek zordu. Ona sor buna sor daha çok ihtiyar nesile sorarak öğrenirdik. O zaman Türkçe müzik dinlemek yasaktı, Türkiye’den plakları gizli gizli alırdık dinlerdik yaşlılar sorardı bize “niye bu müziği dinliyorsun biliyor musun?” Biz de “seviyoruz bu müzikleri” derdik yaşlılar da bize “hayır o boş sevgi değil o söyleyen de Türk sen de Türk” derlerdi. Zeki Müren dinlerdik, Sezen Aksu, Nilüfer…

“TÜRKÇE MÜZİK DİNLEMEK YASAKTI”

FB: Yani siz Türk olduğunuzu idrak etmeden önce de zaten Türk müziğini seviyor ve dinliyordunuz?

AZERİN: Tabi tabi Türkiye’nin musikisine büyük bir sevgi vardı. Tabi ki ama sen anlamıyorsun bilmiyorsun bir de milli kimliğini Sovyet döneminde yaşadığımız 72 sene sürede bakın üç dört nesil yetişti milli kimlik yasaklanmış, din yasaklanmış, dinini de yaşayamıyorsun namaz kılan yaşlı insanlar olurdu gençler bilmediği anlamadığı için bakıp gülerdi.

FB: O kadar yani… Peki, okullarda hiç dinden söz edilmez miydi ya da aileler anlatmıyor muydu size dini?

AZERİN: Yok yok kesinlikle. Bize o tarihte Türkler barbar olarak anlatılıyordu.

“ BÜYÜKLERİMİZ GİZLİ NAMAZ KILIYORDU”

FB: Türkleri tanımıyordunuz, Türk olduğunuzu bilmiyordunuz ve okullarda bu şekilde kandırılıyordunuz. Türklere karşı hiç kızgınlık duyduğunuz oldu mu bunların etkisi ile?

AZERİN: Bizde böyle nefret falan yoktu hiç kimsede ama nefret olmamakla birlikte milli kimlik anlayışı, din kavramı da yoktu ateistti insanların çoğu. Seni Allah’tan alıkoymuşlar, camilere gitmek yasaktı, ihtiyarlar evde radyodan İran’ı takip ediyorlardı ezan vaktini duymak için gizli namaz kılıyor.

FB: Siz okulda öğrenmeyip evde de din ve milli kimlikle ilgili bir şey göremeyince gerçek kimliğinizi idrak edemediniz uzun süre demek ki.

AZERİN: Benim annem de anlatmazdı, babam da anlatmazdı evde kimse bize bunları anlatmazdı.

“ŞEHİTLİĞİN ÜZERİNE LUNAPARK YAPMIŞLAR”

FB: Yaşanan asimilasyon anne babayı da etkilemiş zaten o arada yetişen bütün kuşaklar bundan etkilenmiş belli ki.

AZERİN: Tabi, mesela 90’dada Rus Ordusu bizim insanları katledip vatanımıza girdiğinde orada bir kırılma noktası oldu ve anlaşıldı ki bunlar kötü niyetle bizi zaten istismar ediyorlarmış.  Bakü’nün tam merkezinde şu anda Büyük Millet Meclisinin yanında Bakü’de şehitlik var bizim şehitlerimiz bir de Kafkas İslam Ordusu ile 1918’de gelenlerin şehitliği de orada. Orası Bakü’nün en yüksek noktasıdır. Sovyet döneminde orayı eğlence parkı yapmıştı, herkes gidiyordu.

FB: Hiç kimse oranın şehitlik olduğunu bilmiyor muydu peki, şehitlerin yattığı toprağın üzerinde lunapark mı vardı?

AZERİN:  Evet biz bilmiyorduk üstüne işte lunapark falan yapmışlar insanlar gidip eğleniyor, dinleniyordu o zamanlar yani keyif yapıyorlardı. Sonra 90’lı yıllarda o kadar insan şehit oldu şehitlik yapmak gerekti. Bazıları dedi ki o parkı kazalım orayı şehitli yapalım eskilerden bilenlerimiz varmış demek ki oranın daha önce şehitlik olduğunu. Kazmaya başlayınca 1918 şehitliği çıktı ortaya.

“İLK KELİME-İ ŞEHADETİMİ 22 YAŞINDA ANTALYA’DA DİLE GETİRDİM”

FB: Rusların üstünü lunaparkla örttüğü şehitlik 90’lı yıllarda mı çıktı ortaya?

AZERİN: Orada iskeletler filan çıktı ortaya bizim ihtiyarlar o zaman dedi ki; “burası zaten şehitlikti Ermeniler bizim ne kadar insanımızı katletti Azerbaycan Türklerini, Kafkas İslam Ordusu ile gelenleri şehit olanları buraya defnettik” dediler. Orayı yeniden şehitlik yaptılar şu anda da devletimiz orayı çok anlamlı ve bize yakışan bir şehitlik yaptı. Bütün şehitlerimiz şimdi orada. Benim için o yıllarda yeni bir tarih sayfası açıldı.  Milli kimliğimi daha çok araştırmaya başladım; “ kimim ben, kimiz biz?” araştırdıkça öğrendim. Benim bir şansım da şu oldu 1992’de Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelen ilk uçaktaki gençlerdenim. O zaman Allah rahmet eylesin Elçibey  o uçakla ilk talebeleri okumak için hem askeriye talebelerini hem de üniversitelerde okumak için en yetenekli talebeleri gönderdiler o uçakla İstanbul’a bizi de konser programı için Gülhane Parkındaki konser için gönderdiler. O zaman geldim İstanbul’u gördüm, bizi gezdirdiler, ettiler çok mutlu oldum. Daha sonra 1992 sonunda 1993 başında ben Antalya’ya geldim, orada yaşadım dershanede çalıştım, şan eğitimi verdim. Ben ilk kelime-i şehadetimi 22 yaşında Antalya’da dile getirdim yani Hz. Peygamberimizi okumaya öğrenmeye başladım ve bayrak aşkı, bayrak sevgisi, vatana olan sevgi nedir Türkiye bana bunları aşıladı.

“ŞAN EĞİTİMİ ALDIM, DÜNYA MÜZİĞİ SÖYLEDİM”

FB: Allah rahmet eylesin Elçibey’in sizi Türkiye’ye göndermiş olması yepyeni bir sayfa açmış hayatınızda dini ve milli duyguların pekişmesine de vesile olmuş bir anlamda değil mi?

AZERİN: Tabi beni bir insan gibi yani milletime olan aşkım, tarihimi öğrenmek, yani nerden geldim, soy köküm nedir hepsi o yıllarda başladı.

FB: Bu farkındalık müziğinize de o zaman mı yansımaya başladı, halk müziğini seçmek ve buraya yönelmek nasıl oldu?

AZERİN: Benim profilim aslında senfoni orkestrası ile oda orkestrası ile konserler yapmaktır çünkü ben şan eğitimi aldım konservatuarda dünya müziği söylüyorum; Fransızca, İtalyanca, İngiliz dilinde, Rusça yani dünya müziği söylüyorum, operalardan, operetlerden…

“ÇIRPINIRDIN KARADENİZ’İ SÖYLEMEYE BAŞLAYINCA ORADA BİR DÖNÜŞÜM OLDU”

FB: Sizinle özdeşleşen “Çırpınırdın Karadeniz” i söylemek nasıl oldu, nasıl başladı?

AZERİN: Ben 1994’de Türkiye’ye konserlere geldim o zaman Samsun, Polatlı, Erzincan, Erzurum turne olarak geldik Azerbaycan ekibi ile. O konserlerden birinde bir beyefendi geldi yanıma imza almak için bana o sırada dedi ki; “Azerin hanım bizde bir şarkı var; “Çırpınırdın Karadeniz” o sizin sesinize çok güzel yakışır siz onu repertuarınıza alın” dedi. Ben de tamam dedim ben bir dinleyeyim dedim araştırdım buldum o zaman mehteran takımı söylüyordu Türkiye’de bir de bu eseri ilk defa Zeynep Hanlarova Türkiye’ye konsere geldiğinde söylemiş onu öğrendim, bir de onun kaydını dinledim gördüm ki evet gerçekten benim sesime yakışan bir eserdir öyle aldım onu repertuarıma. Tabi ki Çırpınırdın Karadeniz’i söylemeye başlayınca orada bir dönüşüm oldu. Ben Çırpınırdın Karadeniz söylemeye başladığımda bazı problemler de yaşamaya başladım açıkçası size söyleyeyim. Ülkede tam olarak insanlar milli kimliklerini kavramamışlar, Türklüklerini bilmiyorlar, yani bilen de var ama bilmeyen de çoktu.

“İNSANLAR MİLLİ KİMLİKLERİNİ TAM OLARAK BİLMİYORLARDI”

FB: Yani o Turan bakışını o zaman araştırdın o zaman anlamaya başladınız öyle mi?

AZERİN: Bizde bunu çok az insan biliyordu yani.

FB: İnsanlar Turan nedir bilmiyordu yani Azerbaycan’da o dönem?

AZERİN: Ne Turan, yani insanlar milli kimliklerini tam olarak bilmiyorlardı dile getirmiyorlardı. O 72 yılın baskısı, yasaklanması sonucu olmuştu bu. Ben dedim ki insanlara önce kendi tarihini anlatmak lazım. BU benim için de iyi oldu kendi tarihimi kimliğimi öğrendim araştırdım, 1914’de Ahmet Cevat Kafkas Ordusu için yazmış Çırpınırdın Karadeniz sözlerini, 1918’de Üzeyir Hacıbeyli bizim büyük bestekarımız bunu Kafkas İslam Ordusu’nun Azerbaycan Türklerini Bolşeviklerden ve Ermenilerden kurtardığından ilham alarak 1918’de Ahmet Cevat’ın o sözlerine beste yapmış. Tabi ki bunları araştıra araştıra tarihimi öğrendim, Ahmet Cevat kimdi, ona bu hisleri yalatan bu sözleri yazdıran neydi öğrenmeye başladım öğrendiklerimi halka da insanlara da aşılamaya başladım.

FB: Bunu nasıl yaptınız müziğinizle mi?

AZERİN: Her televizyona çıktığımda şarkıyı söylemeden önce hikâyesini anlatıyordum. Bugün zaten Azerbaycan Devleti bunun bütün televizyonlar aracılığıyla sürekli olarak yapılmasını sağlıyor Türkün tarihi bütün televizyonlardan anlatılıyor. Dede Korkut’tan tutun da her şeyine kadar milli kimliğini aşılıyor insanlara bu yavaş yavaş oluştu. Benim çalışmam da bunun biraz öncesine denk geldi.

“ŞİMDİ GENÇLER MİLLİ ŞUURLA BÜYÜYOR”

FB: 30 yılda epeyce aşama kaydedildi bu anlamda diyebilir miyiz o zaman? Milli şuur oluşumunda ilerleme kaydedildi ve gençler, çocuklar milli kimliklerinin farkında artık değil mi?

AZERİN: Şükür Allah’a… Şimdi gençlere bakıyorsunuz milli ruhta büyüyorlar, tarihlerini öğreniyorlar. Bugün mesela son dönemde olan hadiseler Tovuz’da şehit verdik Ermenistan’la çıkan çatışmada bizim gençlerimiz MaşaAllah sosyal medyada tarihini, Erivan’ın gerçekte Azerbaycan toprağı olduğunu hepsini biliyorlar ve dünyanın her yerinden Azerbaycan tarihini ortaya koydular. Bugün işgal olmuş Karabağ da Türk’ün yurdudur.

“ÇIRPINIRDIN KARADENİZ BENİM ALIN YAZIM OLDU”

FB: Siz bunları zaten bu milli duyguları sahnede şarkılarınızla anlattınız yıllardır değil mi?

AZERİN: Evet mesela Çırpınırdın Karadeniz sanki benim alın yazım oldu. İnsanlar benden o tarzda; vatan, millet böyle eserler beklemeye başladılar, bunları duymak istediler. Onun ardından “Türk’ün bayrağı benim repertuarımda çıktı ortaya, Turanım; Ganire Paşayeva’nın sözlerini yazdığı arkasından “Ordunun Duası” Mehmet Akif Ersoy’un sözlerine benim kız kardeşim bestekârdır Azerbaycan’da o yaptı bestesini. Böyle böyle bakıyorsun ki halk artık senden bunu istiyor bunu bekliyor.

“ANAHANIM TAĞİYEVA”

FB: Gerçek isminiz Azerin değil bildiğim kadarıyla bu sahne isminiz, gerçek isminiz ve soy isminiz nedir?

AZERİN: Evet benim gerçek ismim Anahanım babamın anasının ismidir Soyadım Tağiyeva’dır. Azerin sahne ismi olarak aldım herkes de çok yakıştırdı bana.

“SANATIMI PARTİLERE BÖLMEDİM”

FB: Türkiye’de siyaseti takip ediyor musunuz? Sizin bu milli duruş ve duygularınızla örtüşen yakın hissettiğiniz gönül bağınız olan bir parti var mı?

AZERİN: Açıkçası ben hiçbir zaman kendi sanatımı partilere bölmedim. Ama ifa ettiğim eserler ister istemez belli partilere beni yönlendirmiş oldu. Ama ben size açık söyleyeyim Türkiye Cumhuriyeti benim de vatanımdır yani ben buraya hiç ikinci vatanım da demiyorum bura benim öz vatanım bilirim. Ben burada Azerbaycan’ı özlerim, Bakü’ye giderim burayı özlerim hele şimdi Azerbaycan’la Türkiye’nin son yıllarda bağlanması, yakınlaşması daha da fazla oldu iki devlet tek millet tam anlamıyla yaşıyoruz. Ben hiç kendimi partilere falan da bölmüyorum bütün Türkiyemi seviyorum. Mesela bana soruyorlar Türkiye’de yaşıyorsun tuttuğun futbol takımı vardır kesin ben diyorum ki bir tek Milli Takımı tutuyorum. Türkiye Cumhuriyeti benim vatanımdır ülkemdir bu ülkede bayrağımı vatanımı sevmeyen şehidime değer vermeyen toprağını satan hain varsa ben onun karşısındayım.

“TÜRK VATANDAŞIYIM”

FB: Yani vatan sevgisi, bayrak ve şehitler sizin kırmızıçizginiz diyebilir miyiz?

AZERİN: Tabi ki. Her iki vatanımda da... Türkiye’mde; vatanımda askerimi şehit edenler PKK ve onun destekçileri, Azerbaycan’ım içinse; toprağıma insanıma tecavüz eden topraklarımı işgal eden Ermenistan devleti ve onun destekçileri. İşte bunlar benim kırmızıçizgim.  

FB: Türk vatandaşlığı da aldınız mı?

AZERİN: Evet var.

FB: Ne zaman Türk vatandaşı oldunuz?

AZERİN: 1998’de Türk vatandaşlığı aldım.

“EVLENMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM”

FB: Bekâr mısınız?

AZERİN: Evet bekârım.

FB: Evlenmeyi düşünüyor musunuz?

AZERİ: (Gülüyor) Düşünmüyorum.

FB: Halka mal olduğunuz için mi vakit ayıramayacağınızı mı düşünüyorsunuz?

AZERİN: Yok, ben düşünmüyorum diyorum ama her şeyi de Allah’a bırakıyorum. Benim artık yaşım da belli bir yaştır bu yaşımdan sonra kimi çekebilirim acaba diyorum ( Gülüyoruz) Allah kısmet ederse olsun.

FB: Çocukları seviyor musunuz?

AZERİN: Çok seviyorum, şimdi mesela erkek kardeşimin çocuğu da kız kardeşimin çocuğu da benim çocuklarımdır ben onları kendi çocuklarım gibi bakıyorum.

“HEP DUA EDİYORUM ALLAH’A Kİ ÖLMEDEN BANA ONU KISMET ETSİN”

FB: Bugüne kadar yapmak isteyip yapamadığınız içinizde ukte kalan bir şey oldu mu?

AZERİN: Evet var mesela biz bunu Cavit Bey ile de (menajeri) konuşuyoruz tabi benim hayatta sevdiğim işim mesleğim sanatımdı, musikiydi. O yüzden en büyük isteğim de musiki ile ilgili. Ben ne kadar vatan şarkıları millet şarkıları söylesem de benim profilim senfoni orkestrası ile konserlerdi ben bunu arzuluyorum açıkçası. Hep dua ediyorum Allah’a ki ölmeden bana onu kısmet etsin. Ben o vatan şarkılarını da bizim bestekârlarımızı klasik müziklerini de senfoni orkestrası ile konserlerde söylemek istiyorum.

“SÖZ GÜZELSE MÜZİĞİ DİNLERİM”

FB: Türkiye’de en çok sesini tarzını beğendiğiniz sanatçılar var mı takip ettiğiniz?

AZERİN: Şöyle söyleyeyim biz eskilerden dediğimizde biz Zeki Müren’i de dinlerdik, Sezen Aksu’yu, Nilüfer’i, Kayahan’ın bestelerini de dinlerdik. Benim için kulağıma hoş gelen musikiyi dinlerim ama en önemlisi de sözler bana ne çağrıştırıyor sözlerin anlamına bakarım en önemlisi sözler. Söz varsa orda bana onu dinlerim.

“TÜRK CUMHURİYETLERİ DE İSLAM COĞRAFYASI DA HERKES TÜRKİYE’YE BAKIYOR”

FB: Son olarak Türk Dünyasına bir mesajınız var mı onunla bitirelim sohbetimizi.

AZERİN: Ben de çok memnun oldum teşekkür ederim. Söylemek istediğim şu ki; son dönemde bir pandemi yaşadık bütün dünyada hepimizi etkiledi. Allahu Teala tez zamanda hepimizi kurtarsın. Bu bir iki ay içinde Azerbaycan’da Tovuz’da olan hadiseler şehit vermemiz Türkiye’nin Azerbaycan halkının, devletinin yanında olması ayrıca mutlu ediyor bizi bir millet gibi hareket ediyoruz. Azerbaycan’a Türkiye tarafından verilen destek çok önemlidir. Sanki tarih tekerrürden ibaret gibi 1918 de olan hadiselerle bugünlere baktığımızda değişen bir şey yok belki Sovyet dönemi bizi 72 sene böldü araladı ama şimdi artık öyle ne insanların kalbinde ne de iki devlet arasında sınır kalmadı. Bundan dolayı öz teşekkürümü söylemek isterim. Güzel bir söz var; “Sen sınırlarının içine sığmayan bir Türksün seni her yerde bekliyorlar” işte bugünkü Türkiye Cumhuriyeti ve halkı işte o beklenen Türkiye Cumhuriyeti ve halkıdır. Bugün Azerbaycan gibi Türk Cumhuriyetleri de İslam Coğrafyası da herkes Türkiye’ye bakıyor.

“MİLLİYETÇİYİM, IRKÇI DEĞİLİM, IRKÇILIKTAN NEFRET EDERİM”

FB: Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur sözüne inanıyor musunuz? Bir yandan dünya globalleşiyor, sınırlar kalkıyor dünya vatandaşı olma kavramları konuşuluyor. Siz milliyetçiliğe nasıl bakıyorsunuz?

AZERİN: Şöyle söyleyeyim Figen Hanım milliyetçilik başka bir şeydir ırkçılık başka bir şeydir.  Ben milliyetçiyim ırkçı değilim, ırkçılıktan nefret ederim. Tabi ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur ama biz bunu dediğimizde mesela Pakistan’ı gözümüzün önüne alalım Pakistan bir İslam ülkesidir ama her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin, Azerbaycan’ın yanındadır. Biz tarihe bakarsak mesela Çanakkale’de gelip dövüşen İslam ülkelerinden insanlar var onlar Türk değildi o yüzden onların da haklarını teslim etmek gerekir. Milliyetçi olmak güzeldir ama ırkçılık değil.

FB: Çok teşekkür ederim çok keyifli bir sohbet oldu.

AZERİN: Ben teşekkür ederim bana da yer verdiğiniz için.