YILMAZ ÖZDİL YİNE ÇOK KIZDIRACAK! AĞIZLARA PELE'SENK!

Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, günümüze de göndermeler yaparak Pele'nin hikayesini yazdı.

İşte Hürriyet yazarı Özdil’İn o yazısı...

Ağızlara pele’senk

Şu var ya şu...
Şikeci.
Bu darbeci.
O ırkçı.
*
Yapıştır gitsin.
*
Elektriği, suyu, kanalizasyonu olmayan, adeta taş devrini yaşayan bi kasabada dünyaya geldi. Tesadüfe bak, o doğdu, kasabaya elektrik geldi. Teneke çatılı gecekondularda cılız ışıklar saçan “ampul”ler yanmaya başladı. Babası bu durumu müjde olarak kabul etti, oğluna, ampulü icat eden Edison’un adını verdi. Edson... Taaa Amerikalı zengin mucit, Brezilyalı bu çelimsiz bebeğin adaşı olmuştu. Az büyüdü, mahalle aralarında top koşturmaya başladı, Allah vergisi yeteneği vardı, önüne gelenin belini kırıyordu. Bi gün, rakip çocuklardan biri, sinirlendirip, moralini bozmak için “Pele” dedi ona... Edson hakikaten sinirlendi, ben Pele değilim, Edson’um diye bağırdı. Nafile. Zayıf noktayı gören öbür çocuklar da, Pele’sin işte, Pele’sin diye üsteledi, ağlaya ağlaya evine gitti, neden alay etmek için bana Pele diyorlar diye sordu babasına... Babası bilmiyordu. Boş ver dedi, üstünde durma, unutulur gider... Unutulmadı. Malum, çocuklar acımasızdır o yaşlarda, okulda, sokakta, her gören inadına Pele diye sesleniyordu. Kızlar bile... Ki, en fenası oydu. Deliriyordu bu vaziyete... Ama, kurtulamadı. Pele aşağı, Pele yukarı, yapıştı kaldı. Sonrasını biliyorsunuz, üç dünya kupası kazanan ilk insan oldu, hiç olimpiyata katılmadı ama, yüzyılın atleti ilan edildi, efsaneleşti.
*
Şöhret olunca, röportajlarında sordular haliyle, Pele ne demek? Bilmiyorum dedi. Sadece o bilmese gene iyi... Koskoca Brezilya’da Pele’nin anlamını bilen yoktu, ki zaten, Portekizce’de böyle bi kelime yoktu. Dünya basını seferber oldu. Arandı, tarandı, Karayip Adaları’nda böyle bi yanardağ olduğu tespit edildi. Ama, o da Pelee’ydi, iki e’li... Üstelik, Pelee, yanardağ tanrıçasıydı, yani kadın, ne alakası var, uymadı. Bu sefer, bilimadamları devreye girdi, Yunan mitolojisinde izine rastlandı. Dediler ki, Akhilleus’un babası Peleus’tur, olsa olsa, odur... Hadi len! Pele nerde, Peleus nerde... Yazılışı, okunuşu bile farklı. Ayrıca, Pele’ye bu adı takan mahalle arkadaşı nerden bilsin Peleus’u Meleus’u birader? Çaresiz, işin ucu bırakıldı.
*
Anlamı dünya çapında bilinmeyen
Pele, dünyanın en ünlü sıfatı olarak kaldı... Bugün bile soruyorlar Pele’ye,
ne demek diye, Ben Edson’um, Pele değilim, dünyaya anlatamadım diyor!
*
Kıssadan hisse...
*
Hani şu kim olduğu meçhul yeteneksiz tiplerin, bileğini bükemediği insanlara yapıştırdığı sıfatlar var ya, şikeci, ırkçı, çeteci, darbeci filan gibi... Pele’dir.
Sen istediğin kadar değilim de.
*
Unuttukları pürüz ise...
Aslında ampul’dür Pele.