"YAZAMIYORUM USTA!.." HANGİ HÜRRİYET YAZARI EDİTÖRÜNÜ ARAYIM YAZI YAZAMAYCAĞINI SÖYLEDİ?

Yazı İşleri'ndeki sicil amirim, editörüm, dostum Cenk Öz'ü aradığımda saat 13.07 idi. “Yazamıyorum usta” dedim.

Duvarı nem yazarı gam çürütür

YAZI İşleri’ndeki sicil amirim, editörüm, dostum Cenk Öz’ü aradığımda saat 13.07 idi.

“Yazamıyorum usta” dedim.

“Hayrola karyola?” dedi.

Anlatmaya başladım:
“Disiplinli bir şekilde 07.00’de kalkan, yazısını pırıl ve henüz yorulmamış bir kafayla yazmaya çalışan ve seni hiç üzmeden erkenden yollayan bir adamım ben, değil mi Cenk?”
“Samuraylar aşkına, öylesin anjinsan.”
“Olmuyor Cenk, bugün yazamıyorum işte.”
“Niye?”
“Bak anlatayım dostum...”
* * *
Dün akşam çocuğu için anaokulu arayan bir arkadaşım karşılaştığı manzaraları anlattı.
Arkadaşım sıkıntılı Cenk.
Her anne/baba gibi çocuğunun en iyi eğitimi almasını istiyor, araştırıyor.
Paran varsa, çok paran varsa, hap kadarken -mesela- İngilizce konuşan bir çocuğun olabilir.
Ata binen, yüksek teknoloji yardımıyla, uzmanlarla eğitilen, organik domates/patatesle beslenen, Küçük Lord gibi Minik Kontes gibi büyütülen bir çocuk için yıllık 30 bin TL ödemek gerekiyor.
Atmıyorum dostum, yıla bölersen ayda 2 bin 500 TL ödeyerek çocuğuna “elit” bir eğitim verebiliyorsun.
En ucuzundan popülizm yapıp “Memleketin uzun ve soğuk ve iç karartan kış gecelerinde bazı çocuklar kapılarında rezil bir tecavüzcünün belirip belirmeyeceğini düşünürek korkudan titrerken, bazı çocukların mango ile beslenip, deterjan reklamı çocuğu gibi yaşaması reva mıdır? Adaletin bu mu Türkiye, adaletin bu mu dünya?” demek haksızlık olur.
Böyle bir yazı yazmak istemiyorum Cenk.
Parası olan çocuğunu yıllık 300 bin TL’lik okulda da okutur, kimse de ayıplayamaz.
Yaşadığımız dünya böyle bir yer, öğrendik bunu Cenk.
Ama kurt bünyeye düşüyor ve vicdanı kemirerek ilerlemeye başlıyor be ahbap.
Kemirgen kurt “Yıllığı 30 bin TL’lik okula hayır!” sloganı filan da atmıyor zaten.
Çalışmadığım yerden soruyor hain kurt: “Siirt’teki çocukları korumak için ne yapıyor bu ülke, ya sen ne yapıyorsun?”
Mehveş Evin’in Milliyet’teki sütununda gördüm; Newsweek Türkiye “son yıllardaki benzer istismar, tecavüz davalarının dökümünü” yayınlamış.
Listeye bakarken içimi katran karası bir utanç kapladı dostum...
* * *
Başka bir şey yazayım diyorum.
Mazhar Alanson’a diyeyim ki “Güllerin içinden, geldiğin yerden dön git abi! O senin yaptığına kara mizah denmez, tanımlamak için manav tezgahına bakmak lazım Mazhar Abi. Seni Ali Desidero affetmeyecek...”
Magazinel agresyon tavrı mı sergileyeyim?
İstemiyorum.
İzmir’i mi yazayım yoksa canım kardeşim?
Bir katilin 7.65’lik silahından çıkan mermiyle öldüğüyle kalan kızların hesabını aslında silah lobisine boyun eğip, tabanca tüfek almayı sakız almaya çeviren vekillerden sormak gerektiğini mi yazayım?
Canım böyle bir şey yazmak da istemiyor Cenk.
* * *
İçim karanlık dostum, seni de okuru da karartmayayım.
Duvarı nem, yazarı gam çürütürmüş dostum, bu sabah bunu anladım.
Ben bugünü pas geçeyim, yoksa “Tanrım, bizi bizden koru yazısı” yazacağım ahbap, seni satmış olayım, yazmayayım.
“Bunu böylece yaz birader” dedi Cenk.
Sicil amirimi dinledim...

Kanat Atkaya/Hürriyet