Süper Lig ihalesinde geri sayım! Kimler katılıyor, kulüpler ne istiyor?

Süper Lig'in yayın ihalesinin 25 Kasım'da tamamlanması bekleniyor

Süper Lig’in yayın ihalesi için geri sayım başladı. Kasım ayında düzenlenecek olan ihaleye, Digiturk, D-Smart gibi televizyon yayın platformlarının yanı sıra iletişim operatörleri Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone da girecek. İhaledeki en tartışmalı konu ise ‘alt lisans’ verilecek mi, verilmeyecek mi?

Hürriyet'ten Ceyhun Kuburlu ve Ahmet Can'ın haberine göre; yaklaşık 15 yıldan beri Süper Lig maçlarını yayınlayan Digiturk, Katarlı beIN Medya Grubu tarafından satın alındı.

Grubun Türkiye’deki ilk sınavı olarak görülen yayın ihalesiyle Digiturk abonelerini kaybetmemek için elinden geleni yapacak. İhalenin en büyük taliplerinden biri de Doğan Grubu’nun televizyon platformu D-Smart.

Daha önce Avrupa Şampiyonlar Ligi maçlarının yayın haklarını alan D-Smart, Süper Lig’in yayın ihalesine iddialı girecek şirketlerden.

GSM operatörleri de katılacak

İhaleye bu kez iletişim operatörleri de asılacak. Bunun ilk sinyali haziran ayında Turkcell’den geldi. Şirketin Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, “Mobilde futbol içeriğini müşterilerimize ulaştırabilmek için ihaleye girebilir, farklı iş birliklerine de gidebiliriz” dedi.

Türk Telekom da televizyon platformu Tivibu ile tecrübeli adaylar arasında yer alıyor. Özellikle şirketin yeni CEO’su Paul Doany ile entegrasyon sürecini hızlandırmak ve atağa kalkmak isteyen Türk Telekom için bu ihale çok önemli. Mobil iletişim sektöründeki diğer bir oyuncu olan Vodafone’un da ihaleye katılmak için kolları sıvadığı sektörde konuşulanlar arasında.

İhalede 5 farklı model

Peki kıran kırana geçecek ihalede hangi modeller öne çıkıyor? Sektörde en çok konuşulan lisans modellerine bakıldığında, 5 farklı seçenek öne çıkıyor:

1) Tekli lisans: Bu lisans modelinde ihaleyi kazanan şirket, tek başına yayınları gerçekleştiriyor. Şu anda Digiturk’ün sahip olduğu tekli lisans, şartnamedeki süre bitimine kadar geçerli. Ancak bu lisans modeline sahip olan şirket, yayını paylaşmaya yanaşmıyor.

2) Alt lisanslama (reseller): En çok tartışılan lisans modeli de bu aslında. Bu lisans tipinde ihaleyi tek bir şirket kazansa bile şartname gereği alt lisanslamayla daha fazla şirkete yan yayın hakkı veriliyor. Ana lisans tipini alan şirket, kâr edebileceği bir maliyet hesabı çıkarıyor ve bu fiyatı alt lisanslama yapacak şirkete sunuyor. Alt lisansa sahip olan şirketler de ana lisansa sahip olan şirketle müşterilerine aynı fiyatı sunuyor. Böylelikle maç yayınlarında rekabet ortamı oluşturularak, Türkiye’deki ekran başındaki futbol seyircisinin artırılması amaçlanıyor.

3) Federasyon modeli: Bu modelin benzeri İspanya’da uygulanıyor. Naklen yayın hakkının sahibi bizzat Futbol Federasyonu oluyor. Kendisi bir marka yaratıyor. Maçların çekimi başta olmak üzere tüm operasyonu üstleniyor. Diğer tüm yayıncı kuruluşlar, abone başı bir bedel karşılığında yayını satın alıyor. Fiyatlamayı federasyon kendisi belirliyor. Abone sayısı ve taahhütleri göz önüne alacak federasyon her kuruluş için farklı bir tarife oluşturabiliyor. Bireysel (ev) yayın hakları için ihale yapılmasına gerek kalmıyor. İhale sadece ticari aboneler ve yurtdışı haklarıyla ilgili sınırlı tutulabiliyor.

4) Mecraya göre lisans: Bu seçenekte televizyon, mobil, IP TV olmak üzere farklı izleme seçeneklerine göre ihale çeşitleri sunuluyor.

Örneğin, mobil yayın ihalesini kazanan şirket, abonelerine sadece akıllı telefon ve tablet uygulamaları üzerinden hizmet verebilecek. Ancak mecraya göre lisanlama modeli şu anda dünya üzerinde çok fazla tercih edilmiyor. Bu yüzden Türkiye’deki şansı da az olarak görülüyor.

5) Ek lisans: Türkiye’de konuşulan diğer bir modeli ise ek lisans. Bu yayın ihalesini alan şirket, maçtan önce ve sonra röportajlar gibi yan haklara sahip oluyor. Ancak ek lisans paketi de gelir hacmi çok olmadığı için şirketlerin ilgisini çekmiyor.

Kulüpler ne istiyor?

Yayın ihalesinde rakamın 600 milyon doların üzerine çıkmasını bekliyor.

Maçların gündüz saatlerinde oynanıp statlara daha fazla seyirci çekmeyi istiyor.

Maçlarının aynı zamanda canlı olarak yabancı ülkelerde de yayınlanmasını talep ediyor.

Anadolu kulüpleri havuzdan daha fazla pay talep ediyor.

Şampiyonluk yaşamış beş takım ise havuzdan yeteri kadar pay alamadıklarını söylüyor.

İhale kaç yıllık olacak?

Elde edilecek gelir de TFF’nin alacağı pay da azaltılacak. “25 Kasım’da ihaleyi tamamlamak istiyoruz” diyen TFF Başkanı Yıldırım Demirören, gelirlerinin yüzde 12’den yüzde 4’e düşeceğine belirtti.

Demirören, ayrıca yayın gelirlerinin takımlara paylaştırılmasında da düzenlemelere gidileceğini belirtti. Bir önceki ihale 4 sezonu kapsarken, yeni yapılacak ihalenin kaç sezonluk olacağı da henüz netleşmedi.

Avrupa’da yayın gelirleri

İngiltere: İngiltere Futbol Federasyonu bu gelirleri “50-25-25” kuralına göre dağıtıyor. Bu modelde federasyon, başlangıçta naklen yayın gelirlerinin yüzde 50’sini tüm kulüplere eşit olarak veriyor. Daha sonra kalan yüzde 50’nin yarısı sportif performansa, diğer yarısı ise kulüplerin popülaritesine bağlı olarak, haftalık yayınlanan naklen maç sayılarına göre dağıtıyor.

Fransa: Fransa Ligue 1’de ise naklen yayın gelirlerinin yüzde 83’ü dayanışma primi adıyla 20 kulüp arasında eşit olarak paylaştırılıyor. Toplam gelirin yüzde 10’u sportif performansa, yüzde 7’si ise her hafta yayınlanan maçlar içinde en yüksek reytingi alan üç maçı oynayan kulüpler arasında pay ediliyor.

Almanya: Avrupa’nın en fazla seyirci unvanına sahip olan Bundesliga’da ise yayın gelirlerinin yüzde 50’si kulüplere eşit olarak dağıtılıyor. Kalan gelir ise sportif performansa ve kulüplerin başarısına göre pay ediliyor.

İspanya: La Liga takımları yayın hakları yeni sezonda yüzde 50 eşit, yüzde 25 takımların 5 yıllık performanslarına göre ve yüzde 25 de kaynak yaratmalarına göre gelir kazanacak.

İtalya: Yayın gelirlerinin yüzde 40’ı bütün kulüplere eşit olarak dağıtılırken, yüzde 30’luk bölüm kulüplerin sportif performanslarına, kalan yüzde 30 ise kulüplerin televizyonda yayınlanan maçlarının sayılarına göre paylaştırılıyor.

Türkiye: Toplam yayın gelirinin yüzde 35’i katılım payı olarak 18 kulübe eşit olarak dağıtılıyor. Kalan gelirlerin yüzde 45’i performans, yüzde 11’i şampiyonluk sayıları, yüzde 9’u ise ilk 6’ya giren takımlara veriliyor.