"Sinema Yazarları" Ayşe Şasa'yı unuttu!

Türkiye'nin en değerli kadın senaristlerinden biri son yolculuğuna uğurlanırken "Sinema Yazarları Derneği" görmezden geldi. Murat Tolga Şen yazıyor...

Ankara Film Festivali'ndeyken telefonum çaldı. Arayan festivalden bir arkadaştı, "bugün Şarkı Söyleyen Kadınlar filminin sonunda yapılacak söyleşinin moderasyonunu yapar mısınız, öncelikle SİYAD'lı sinema yazarlarına soruyoruz" dedi. Kendisine, "Elbette, sizi kıramam, seve seve ancak ben SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi değilim. İsmimden başka temsilim yok, bu sıkıntı yaratırsa affınızı isteyeyim" dedim. O da "olur mu hiç öyle şey, sizi tanıyoruz, lütfen ve çok teşekkür ederiz." dedi ve telefon konuşmamız sona erdi.

Bunu neden anlattım? Beni arayan arkadaşın öyle sanmasına falan şaşırmadım, gerçekten bir sürü insan beni SİYAD'a üye sanıyor, olmadığımı söylediğimde de şaşırıyorlar. Nürnberg Film Festivali'nin yöneticisi de aynı şeyi söylemişti; "ama nasıl olur, siz bir sürü yerde yazıyorsunuz, biz sürekli okuyoruz, TV'de izliyoruz!"

Sorunun cevabı oldukça basit; SİYAD beni istemedi. Bundan birkaç yıl önce, sanırım 2011 yılında üyelik için başvurmuştum ancak önce beklemeye alındım sonra da kabul edilmeyeceğimi anladım ve başvurumu geri çektim. İsmimin üzerinde epey tartışma yaşandığını da biliyorum. Başlarda içerlemiştim bu duruma ama şimdi sanki "hayırsız bir kadınla evlenmekten kurtulmuş" gibi sevinçliyim. Zaten bu kadar kara bir koyunu alsalar da rahat durmaz kendimi attırırdım.

Kindar değilim, dernekten bir sürü dostum var, tek tek hepsi harika insanlardır, işlerini ciddiye alırlar ancak bir meslek birliği olarak çelişkilerle dolu bir yapı SİYAD. Bunları tartışabiliriz ama tartışmasak daha iyi... Kendi bilecekleri iş.

Peki, bugün SİYAD'ı neden dert ettim?

Onu da yazayım; dün bir kadının cenazesi vardı, Allah rahmet eylesin, adı Ayşe Şasa... İsmi bir şey çağrıştırmamış olabilir, şöyle diyeyim o zaman; kendisi, Son Kuşlar, Ah Güzel İstanbul, Arkadaşım Şeytan, Gramofon Avrat, Cemo ve daha pek çok unutulmaz filmin senaryosunu yazdı. Atıf Yılmaz'ın, Bülent Oran'ın eşiydi. Sinemamız için gerçekten önemli bir düşün insanıydı.

Ayşe Şasa'nın cenazesinde İlber Ortaylı'dan, Ercan Kesal'a kadar pek çok isim varmış, İstanbul Film Festivali direktörü Azize Tan da katılmış ama SİYAD'ı temsilen kimse yokmuş. Bir tek Sevin (Okyay) ablayı görmüşler. Ben şehir dışında olduğum için katılamadım, katılan 3 arkadaşımı aradım, hepsi aynı isimleri saydı. Bunu geçtim, herkesin işi-gücü olabilir ya da "cenazeye katılmayı" kendi yaşam pratiğine sokmamıştır, gayet anlaşılabilir ancak derneğin sitesinde bir taziye bile çok görülmüş... Sinemaya olan yaklaşımlarını kimi zaman "elitist" bulduğum Altyazı dergisi bile bunu atlamamışken...

Sinema Yazarları Derneği'nin internet sitesine girdiğinizde bir pop-up pencere açılıyor, Kış Uykusu'nun başarısı tebrik ediliyor ve filmin emektarları kutlanıyor, ne güzel, peki sinemamızın diğer emektarları öldüklerinde anılmayı hak etmiyorlar mı?

Ayşe Şasa İskandinav sinemasının değil bizim sinemamızın değeriydi, yalnızlığını-kimsesizliğini-hastalığını önemsemesek bile ölümünü atlamanın affı yok. Umarım hatalarını telafi ederler, başka bir şey yazmadan sadece bu durumun altını çizerek meseleyi sonlandırıyorum.

MURAT TOLGA ŞEN / murattolga@gmail.com