''SINANMAMIŞ KADIN ERDEMLİ SAYILMAZ''

Milliyet'te Haber Araştırma Bölümü Müdür Yardımcısı olarak görev yapan İhsan Yılmaz, altı yıldır sakladığı öykülerini nihayet gün yüzüne çıkardı

Bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?
2004 yılından bu yana öykü yazıyorum. Daha çok kendim için yazmaya başladım. Akşam evde bilgisayarın başına geçip hayal dünyasına yolculuk etmek beni dinlendiriyor, mutlu ediyordu. İlla ki bir kitap olsun diye amacım yoktu. Hikayelerim uzun süre de ortaya çıkmadılar zaten. Ama tesadüfen tanıştığım editörüm Ece Özbaş’ın ısrarlı takibiyle bu kitap ortaya çıktı. Her bir öyküyü yazma zamanı ise kısa; 3-5 saat. Ancak hikayenin kafanızda demlenmesi, olgunlaşmasının zamanı yok.

Nelerden ilham aldınız?
Gazetecilikte 18 yılı bitirdim. Bu süre içinde hep olaylar ve insanlar hayatımın merkezindeydi. İnsanların acılarını, sevinçlerini daha doğrusu insana dair neleri varsa biriktirdim. Gazetecilikte edindiğim izlenimler benim için sonsuz bir kaynak oldu.

Yazarlıkla gazeteciliği karşılaştırabilir misiniz? Yazma eylemi iki durum karşısında nasıl değişkenlik gösteriyor?
Yazarlık çok daha keyifli. Bir kurgu etrafında özgürsünüz. Haberde ise gerçeğin peşindesiniz. Haberin dayattığı bir yazma biçimi var.

Kitaba adını veren ‘Sınanmamış Kadın’ öyküsünde ne anlatıyorsunuz?
Cervantes’in eseri Don Kişot’ta bir yan hikayede şöyle bir cümle geçer: “Sınanmamış kadın erdemli sayılmaz.” Kahramanın kafasını garip düşünceler kemirmeye başlıyor. Karısının sandığı kadar kusursuz ve iffetli olup olmadığını merak ediyor. “Korkudan ya da fırsat bulamamaktan olgun davranan kadına; iltifat edildiği, sıkıştırıldığı halde doğru yoldan ayrılmayan kadına gösterdiğim saygıyı gösteremem” diyor. Sonunda en yakın arkadaşını, karısına kur yapması için ikna ediyor. Yaklaşık dört yüzyıl sonra da benim hikayemin kahramanı benzer bir takıntıya kapılıyor.

Hikayeyi okuyunca “Ben de sadakat deneyi yapmalı mıyım?” diye düşünüyor okur...
İster istemez empati kuruyorsunuz. Benim karım, sevgilim böyle bir durumda nasıl tepki gösterir diye. Ben zaten biraz da bu empatinin kurulmasını istedim. Okurun, ‘Sevgilimin sadakatini sınar mıyım, daha doğrusu böyle bir teste girişmeye cesaretim var mı, böyle bir şeye hakkım var mı?’ gibi sorular sormasını bekledim biraz da...

Favorileri
En sevdiğiniz kitap?
Memurun Ölümü (Anton Çehov)

En çok etkilendiğiniz roman karakteri?
Gregor Samsa (Kafka - Dönüşüm)

En beğendiğiniz yazar?
Dostoyevski ve Çehov.

(MİLLİYET CADDE)

“Cinselliği hiç yakıştıramadığım annem, babamı aldatmıştı, hem de yıllarca. Babam bildiğim adam babam değildi. Başımı iki yana sallayabildim. Sonra hışımla çıktım odadan. Gece annem öldü. O zamandan beri anneme olan hislerim karmakarışık. Aklıma geldiğinde duyduğum kızgınlık mı, küçümseme mi, özlem mi bilmiyorum…

Ölümün etkisini birkaç ay içinde atlattım. Her anımı sevgili karım dolduruyordu, başkasına ihtiyacım yoktu. Annemin ihanetini de unutmuştum. Ama hatırlatacak kişi tarihin yaprakları arasından çıkıp geldi. Hem de dört yüz yıl sonra, yaşamımı rayından çıkarmak üzere. Bu kişinin İspanyol yazar Miguel de Cervantes Saavedra olacağını kim tahmin edebilirdi ki?..

Kütüphanede Cervantes’in ‘Don Kişot’una en uygun yeri ararken, ortalardan rast-gele bir sayfa açtım. Sadece birkaç saniye sürdü göz atmam, o sırada koyacağım yeri belirledim. Tam rafa kitabı kaldıracakken, açılan sayfada okuduğum o tek cümle beynimde patladı: ‘Sınanmamış kadın erdemli sayılmaz.’

Kütüphaneden çıkarken kararımı vermiştim…”

SELİM İLERİ:

“İhsan Yılmaz’ın öyküleriyle, birkaç yıl önce tanışmıştım: İnsan ilişkilerine, farklı, deyiş yerindeyse, acıklı gülünç bir perspektiften bakan öyküler. Bazen iç burkucu, bazen ironiye yol alan. Ama hepsi de taze, diri, kendi sesi olan öyküler. Ve şimdi iyi ki gün ışığına çıkıyorlar.”

ELİF ŞAFAK:

“Okuyacağınız kitaba yön veren üç muhteşem ‘i’ var: İroni, ifade gücü ve içtenlik.

İhsan Yılmaz’ın öyküleri, tam da öykü sanatının ihmal edilmeye başladığı bir dönemde, yepyeni bir solukla geliyor edebiyat dünyamıza. Hüzünlü ama coşkulu, gözlemci ve bilgili ama bir o kadar kibirden uzak... Adından söz ettirecek bir yazarın zihinlerde ve yüreklerde iz bırakacak hikayeleri ve karakterleriyle örülü bu kitap.”

NAZLI ERAY:

“İhsan Yılmaz’ın ‘Sınanmamış Kadın’ını okurken kadın ve erkek ile ilgili derin ana-lizlerine hayran kaldım. Yaşamın her katında karşımıza çıkan bu etten kemikten ve capcanlı insanlar öylesine gerçek ve öylesine hakikiydiler ki, sorunlarla ve ruh karmaşalarıyla boğuşuyorlardı. Bu çelişkiler beni kitabın içine çekti. Çok başarılı bir yazarla karşı karşıya olduğumu anladım.”


(Kitabın Tanıtımından)