SAHTE KAHRAMANLAR, BEDAVA REKLAMLAR! BAĞIŞ KAMPANYALARINDA ACI GERÇEK!

Akşam gazetesi yazarı Ali Saydam'ın bugünkü köşe yazısında televizyonlarda yapılan bağış kampanyalarının nasıl olduğunu yazdı.

’Sosyopatlık’, kendisini gizleyebildiğini sanan, kafasını kuma gömmesine rağmen poposunun açıkta kaldığını fark etmeyen, ciddi para cezası veya hürriyet kısıtlayıcı bir karar çıkana kadar, aleyhine açılan her davada biraz daha zevk alan,Özge Uzun’un deyişiyle ’Klavye Delikanlıları’nın tekelinde değil.
Prof. Baltaş’ın ’sosyal vicdandan yoksun’ diye tanımladığı bu kesimin başka bir türüne TV’lerde yürütülen ’Bağış Kampanyaları’nda rastlamak mümkün...

BAĞIŞLARIN YÜZDE 60-70’İ GERÇEK OLUYOR
Bir iki TV yöneticisi ile konuştum... ’Bu iş pek takip edilmez’ dediler, ’Bağışların gerçekleşme oranı yüzde 60-70 arasıdır’...

Bu ’uyanık’ sosyopat türü, kendi arasında ikiye ayrılıyor: Bağış yapıp bunu her TV kanalına bağlanıp ayrı ayrı bağışlarmış gibi ’anonslayanlar’ ve aslında verdikleri sözü zaten daha işin başından itibaren gerçekleştirmeyi bir an bile akıllarından geçirmemiş olanlar...

LÜTFEN ÖDEYİN DİYE ASILIYORLAR AMA...
Düşünebiliyor musunuz, çarşamba akşamı müthiş bir toplumsal mutabakatla gerçekleştirilmiş bağış kampanyasında toplanan yaklaşık 70 milyonun en az 20 milyonu toplanamayacak. Bir süre TV’den arayıp, ’Lütfen ödeyin!’ falan diye asılıyorlarmış. Sonra onlar da bırakıyorlarmış ipin ucunu... ’Açıklayın şunların listesini!’ dedim, ’Ya da verin ben yayınlayayım!’...

Aralarında çok muteber (ya da öyle sanılan) kişiler varmış. Olay fena patlarmış... Kanallar zarar görürmüş... Arada bağışın peşine düşen sivil toplum örgütleri olduğu zaman bile değişen bir şey olmuyormuş. Son kampanyada kimdi sorumlu acaba? Bana sorarsanız, bu kampanyanın başını çekmiş olan kanal sorumludur. Bu iş Beyaz’a kadar gider. Ben Beyaz’ın yerinde olsam takip ederim. Canı çıktı o gece. Bir kuruş ücret aldığını sanmıyorum... Bir dolu ’sahte kahramanın’ kendi reklamlarını onun ağzından bedava yapmaları için mi?

Kanal ve Beyaz takip etmeliler bu bağışları ve dönüp hesap sormalılar ve hesap vermeliler, ’Bağışın şu kadarı gerçekleşti’ diye. Sözünü tutmayanları da açıklamalılar. Ben felaketzedeler üzerinden prim yapmaya çalışan ’Yüzsüzlerin’ listesini tefrika etmeye hazırım... Pek çok gazete de katılır bu işe...

Torpille yardım
Somali kampanyasına katılmış olan büyük şirketlerden birinin patronuyla konuştuk. Yana yakıla Somali’ye göndermeye söz verdikleri malzemeyi teslim edecek merci bulamamaktan şikayetçi olduklarını anlatıyordu...

Diyanet’i arayıp, ’Kamyonlar hazır!’ demişler. Diyanet, ’Yerimiz yok! Alamayız!’ demiş. Bunun üzerine Kızılay’ı aramışlar; onlar da alamayacaklarını belirtmişler. Bunun üzerine araya tanıdık, eş dost girmiş de zorla bir kısmını almayı kabul etmişler... Sonuç: Mallar Mersin’e ulaşmış. Ancak hala gemiye yüklenememiş. Orada öylece duruyorlarmış. Bir kısmı da burada kendi depolarında... Kimsenin oralı olduğu, arayıp sorduğu, ’Ya sizin şöyle bir bağışınız vardı, ne yaptınız?’ dediği olmamış... Bir de böylesi var anlayacağınız