''OĞLUM RASİM, BİRAZ DAHA DEVAM EDERSEN BENDEN DAYAK YİYECEKSİN!'' RASİM OZAN REHA MUHTAR'I NEDEN KIZDIRDI?

Vatan yazarı Reha Muhtar, İstanbul Barosu Başkanlığına gelen Ümit Kocasakal'ı eleştirirken kendisini şahit gösteren Rasim Ozan Kütahyalı'ya tepki verdi.

Bizim Rasim (Ozan Kütahyalı) yine yerinde rahat durmuyor!..

Şimdi de İstanbul Barosu’na seçilen Kemalist Ümit Kocasakal’ı diline dolamış...

CNN Türk’teki programa davet etmiştik Ümit Kocasakal’ı...

Rasim’e göre Ümit Kocasakal, CNN’deki programa katıldıktan sonra, program sonrası aramızdaki yaptığımız oda sohbetinde, "Stalinci ve darbeci fikirler" ileri sürmüştü...

Rasim buradan yola çıkarak yeni İstanbul Barosu Başkanı’nın "Hukuk tanımayan Stalin’in çizgisinde olduğunu ve darbeciliği savunduğunu" söylüyor...

Diyeceksiniz ki söylesin...

Hayır...

Rasim’e bu yetmiyor...

Ağır bir provokasyonla beni "program sonrası sohbetin tanığı" olarak gösteriyor, "Ahmet ile Erman’ı modere etmek bana yeter deme, kalkıp tanıklık yapsana" demeye getiriyor...


***


Rasim Ozan Kütahyalı’nın isteği uyarınca, ben İstanbul Barosu’nun yeni başkanı Ümit Kocasakal’ın "darbeci ve Stalinist bir zihniyette" olduğuna tanıklık edeceğim...

Neye dayanarak?..

Program sonrası sohbete dayanarak...

Doğrusunu söylemek gerekirse bende isim ve görüntü hafızası sıfırdır...

Ümit Kocasakal’a çok ayıp olacak ama, onun baro başkanı seçildiğini gördüğümde, "Yahu ben bu adamı çok yakından tanıyorum... Televizyon programlarına da çıkmış... Niye biz çıkarmadık ki acaba?.." diye içimden geçmişti...

Ne zaman ki Rasim "biz çıkardık" dedi, o zaman hatırladım...

Evet doğru...

O geceki programda 5 eğilimin temsilcileri tartışıyordu ve Ümit Kocasakal da 5 konuktan biriydi...

Program esnasında, anormal bir şey olmadığını hatırlıyorum...


***


Gelelim program sonrasına...

Rasim’in televizyonda gördüğünüz o duvarları tırmalayan enerjisi, o günlerde bizim programa katılmayıp, danışman sıfatıyla çalıştığından, her program sonrası iyice "dolar", doruğa çıkar ve bir infiale dönüşürdü...

Duvarlar olsa da konuşsa...

Rasim’in bitip tükenmek bilmeyen siyasi tiradları, beni çileden çıkartır, "Yeter Rasim sus artık, insanlar evine gidecek..." derdim...

Bu tartışmaların birinde Ümit Kocasakal kardeşimin, kafası atarak "Stalinist veya darbeci" fikirler söyleyip söylemediğini bilmiyorum...

Ama şahsen ben, bu tartışmalar esnasında biraz daha tiz perdeden bağırmaya ve tirad okumaya devam ederse "Rasim’i kalkıp döveceğimi" defalarca söyledim...


***


"Rasim biraz daha devam edersen, benden dayak yiyeceksin" derken, Rasim’i gerçekten dövmeyi aklımdan geçirmiyordum...

Adam etmeyi düşünüyordum...

Şimdi Rasim’in kalkıp "Reha Muhtar program sonrası beni döveceğini söylüyordu... Bu saldırgan bir tavırdır..." demesi ne kadar gerçeği yansıtıyorsa, program sonrası adrenalin fazlasıyla insanların attığı tuttuğu şeyler o kadar gerçektir...

Rasim’e tavsiyelerim şunlar:

"İnsanlar söyleyeceklerini ekrana çıktıklarında söylüyorlar...

Ekran sonrası, kendi aralarındaki muhabbetleri, adrenalin fazlasıyla yaptıkları geyikleri, ekran arkası sohbetinin sınırsız sallamalarını, off the record ve mahrem ortamlardaki cüretkar ironileri, "kayıt altına alıp, aktarmaya ve bundan manalar çıkarmaya kalkarsan..." bir kere suç işlemiş olursun...

Bir insanın mahreme güvenerek ettiği, hiçbir değeri olmayan sallapati laflarından, o insanla ilgili on the record, yani "kayıtta söylenmişcesine değerlendirmeler yapmak" bir gazetecinin değil, olsa olsa ortam dinleyen kulakların espiyonaj faaliyetine girer...

Benim alanımdan oldukça uzak bir alan bu...

Ben görevlendirilmiş sivil polis değilim, insanların özel muhabbetlerinde, aile arası ilişkilerinde, eşiyle, dostuyla, sevgilisiyle konuştuklarında ne var ne yok diye bakacak ve onları aktaracak...

Program bitmiş, millet geyik yapıyor...

Orası bir televizyon programının, ekran önü değil, mahremidir...


***


O mahremde, gizli kamera kaydı yapmak da dahil her şey yasaktır...

Herkes uluorta, sallapati, adrenalin giderici türden, kafasına estiğince konuşabilir...

Uluorta konuşmalardan, cımbızla laf seçip, o kişiyi belden aşağı pozisyonlamak, bir gazetecinin görevi hiç olmadı...

Ümit Kocasakal "Stalin’i de anlamak lazım..." diye konuşmuş olabilir...

Stalin’e kadar gitmeye gerek yok...

Ben "biraz daha böyle bağırmaya tirad atmaya devam edersen seni döveceğim Rasim..." diyordum habire o program sonrası sohbetlerde...

Bu durumda bendeniz "fiziksel saldırıya meyletmekten ve Rasim’e darbeye teşebbüsten" yargılanabilirim...

Oğlum Rasim!..

Yine rahat durmuyorsun!..

Reha Muhtar/Vatan